İLİ KASTAMONU
İLÇESİ MERKEZ
YERİ İSFENDİYAR MAHALLESİ
Halk arasında Abazak türbesi diye anlatılan türbe günümüzde Bayansuyu sokak civarındadır. Buradan Kastamonu müzesine nakledilen bir yazılı levhada Kastamonu Alay Beylerinden olan Abürrezzak Bey tarafından türbenin inşası miladi 1898 kerpiç duvarlı ve ahşap tavanlı olarak yapıldığı anlatılmaktadır.
Türbenin içinde iki sanduka bulunmaktadır. Bu sandukalardan birisinin baş taşı diğerinden daha uzun olup baş kısmının üst tarafı diğerinden daha büyüktür.
Bu taştaki tarih Hicri olarak 918 olup hesaplandığında Miladi 1513 tarihi karşımıza çıkmaktadır. Doğum tarihi ve bu sandukada yatan kişinin ismi konusunda bir bilgi anlatılmamıştır. Bullarda Osmanlı Devleti ile Candarlar miladi 1461 yılında birleşmiş ve Candarlar tarihteki yerlerini almışlardır. Bu tarih ise Yavuz Sultan Selim Hanın Kastamonu da ordu Kışlattığı ve Mercidabık ile Ridaniye savaşlarından sonra Mısır üzerine yürüdüğü yıllara yakın bir tarihtir.
Bu türbede yatan zatlar ile değişik şeyler anlatılmaktadır. Abazak Sultan döneminin büyük alimi ve ermişlerindenmiş. Bu zatın mezarı önce yamada büyük bir mezar taşının bulunduğu ve mezarın çevresinin kuru taşlarla örülü iken halk tarafından çok ziyaret edilen ve adakların da kesildiği bir yermiş.
Daha sonra bir hayırsever tarafından mezarın üstü ahşap bir örtü ile kapatılmış olup yolunun yokuş oluşu ile sokakların dar oluşu nedeni ile yanına araçlar çıkamadığı için günümüzde çok ziyaretçisi olmayan ve artık adak da kesilmeyen bir yer haline gelmiş.
Anlatılanlara göre Abazak Sultanın devrin büyük hocalarından olduğu ve çok sayıda talebe yetiştirdiği de anlatılmaktadır.
Geçmişte her kim bu türbenin bulunduğu sokaktan sarhoşların geçemediği eğer geçerlerse çarpıldığı da anlatılmaktadır. Günümüzde ise bu sokaktan herkes gelip geçmektedir. Bence burası Mahalle içi bir yer olup sokakların da dar oluşu ve yolunun da yokuş oluşu nedeni ile sarhoşların mahalle sakinlerini rahatsız etmesin diye böyle bir şey halk arasında anlatılarak yaygınlaşmış olabilir. Belki de anlatılanlar doğrudur. Bu türbede yatan, Abazak Efendi denilen bir hayırsever, bu türbenin yanına yukarıdaki bayırdan sızan suları bir yere toplayıp suyu buraya akıttığı ve bir de çeşme yaptırdığı ömrünün sonlarında da rızkını bu sudan sağladığı da anlatılmaktadır. Bu zat son zamanlarda yarı meczup bir hayat yaşamıştır diyenler de var. Buradaki bu su akarı o yıllarda mahalle halkının aşağıdaki çay kıyısında bulunan çeşmeden su taşımalarını da önlemiş ve bayanların bu rampadaki eziyetlerine de bu suyun buraya akıtılması ile onlara büyük kolaylıklar sağlamış olduğundan bu suya halk bayan suyu da demektedirler. Yanındaki ikinci mezar ise herhalde bu türbeyi yaptıran veya bayan suyunun buraya gelmesini sağlayan zata veya Abdürrezak Beye ait olsa gerek.
Yine anlatılanlara bakılırsa bayan suyu nun akarı çok az olduğu için burada sokağın kızları ve gelinleri sıra beklemekte ve uzun zamanları bu suyun başında geçmekte olup bu sokaktan yabancıların ve sarhoşlar ile kendilerini bu civarın kopuk delikanlısı sayan kişilerin buradan geçememesi için olsa gerek bu tip insanların bu sokaktan ve türbenin yanından geçmeleri durumunda çarpılacakları anlatılagelmiştir. Belki de bu anlatılanların doğruluk payı da vardır.
Bu suyun buraya gelmesini sağlayanların ve bu türbede yatanların Mekanı Cennet ruhu Şad olsun.