Devrekani üzerinden Bozkurt’a indim yol boyu şantiye, İnebolu yolundan Kastamonu’ya çıktım yol boyu şantiye, sayısız iş makinesi ve çalışan…

Nedir bu kıymet?

Keza…

Ilgaz’dan Kastamonu’ya indim yol boyu şantiye(ler).

Üstüne üstlük gerek dillere destan “Kastamonu-İnebolu Yolu” gerekse “20.4kilometrelik Kırık Baraj Varyantı (Relokasyon) Yolu” Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın halihazırdaki “en yüksek bütçeli” projeleri…

Sebep?

Cumhuriyetin kuruluşundan beri kulaktan kulağa yayılan “derin” bilgidir, varın “efsane” deyin, “Kastamonu ve havalisinin devletin sığınağı olduğu”…

Daha da ileri götürelim “kalenin en sağlam burcu”.

Gedik ver(diril)mez..

Son ve en güçlü “koz”.

“Salla” diyecekler…

Varsın desinler.

“Akıncı” değil Kastamonu…

“Muhafız Alayı”.

Ilgaz Tüneli’nden başlamak üzere Kastamonu sahiline inen (hem de hem “Kastamonu-Küre-İnebolu” ve hem “Kastamonu-Devrekani-Bozkurt/Çatalzeytin” olmak üzere iki ayrı hattan) devasa maliyetli ve kabiliyetli ulaşım altyapısı boşuna değil…

Muhakkak devlet aklı kaç hamle sonrasına yatırım yapıyor, strateji, uzun erim.

İlave altyapı yatırımı olarak sahil boyu ilçelerdeki balıkçı barınaklarını ve sahil tahkimatlarını eklemek lazım…

Bu kadar şantiyeyi Kastamonu ne zaman gördü?

Kastamonu’dan İnebolu’ya karayolu ulaşımı 30 dakikaya düşecek, viyadükler, tüneller…

Devrekani-Bozkurt/Çatalzeytin yolu “Paris bulvarı”.

I M G 1523

Tüm bu maliyet Kastamonulular sahile kolay insin diye mi?...

Sahildekiler Kastamonu’ya düzayak geliversinler amacıyla mı ya da?

Ilgaz Tüneli yük kamyonları az mazot yaksın diye mi inşa edildi?...

Kış aylarında ulaşım kolaylaşsın diye mi ya da?

Bağlantı varyanı ile birlikte milyarlarca lirayı bulan maliyetiyle “Kırık Barajı”Kastamonuluların azalan içme suyunu temin ve peyderpey arsaya dönmekte olan tarım arazilerini sulamak için mi?...

Hiç mantıklı durmuyor.

Var bir hikmet…

Bilmiyoruz henüz.

Devlet kesin bir şey düşünüyor Kastamonu için…

Devletin has ili Kastamonu.

“Gidersen kim sular fesleğenleri”

I M G 1524

Rahmet olsun Ahmet Telli’ye…

Hemşerimiz Eskipazar’dan.

Edebi dünyadaydı…

Ebedi dünyaya geçti.

Ten öldü…

Şiirleri yaşayacak.

Her mısrada kendimizi bulacağız…

Yitirdiğimiz rüzgarlarda.

Kah ağlayacağız gidenin ardından…

Kah muştusunu duyacağız “sıyrılıp gelen”in.

Bizdendi…

Doğanyurt’ta dört yıl öğretmenlik yaptı.

Doğanyurt’u sevdi…

Şiirlerine mekan yaptı.

I M G 1525

Gözünüz varsın Doğanyurt günleri şiirlerine…

“Köy Öğretmeninin Günlüğü”, “Kahvede”, “Geceleyin Kırda”, “Her Şey Kararırken”, “Çocuk”, “Bir Çocuğun Yorgunluğu”, “Köyden Ayrılırken”.

“Geceleyin Kırda” şiirinde Doğanyurt’u nasıl sevgiye sarmış…

“Kuytu bir köşesindeyim ormanın

ve yorgun bedenimin altında

çıtırdıyor kuru yapraklar

Üstte kristal bir gök

ve yıldızlar

ozancasına

Yalnızım

Sıkıntının yalnızlığı değil bu

Düşlerle el ele

yaşamayı dillendiren

ve yudum yudum özümleten

bir sevgi yalnızlığı

Dinlendiriyor yüreğimi

kafamı

bedenimi

serin okşayışlarıyla doğa

Dinliyorum en güzel türküsünü

kurdun kuşun

Uçmak için

kanat aramıyorum”

(Ahmet Telli ile anıla Kastamonu…

Namına nam kata.

Mustafa Afacan Köşe (1)-110

Kastamonu’dan geçen nice şairler/sanatçılar/düşünürler gibi Ahmet Telli de adını hatıra bıraktı…

Yaşatmak vefakarlara borç.

1 Nisan tarihli https://www.kastamonuistiklal.com/ahmet-tellinin-kastamonusu yazımda anlatmaya çalışmıştım Ahmet Telli’ninKastamonu’sunu…

Ahmet Telli’den öğrenmiştim aslındaKastamonu’yu.

Şairler olmazsa…

Bakar körüz.)