İLİ KASTAMONU
İLÇESİ MERKEZ
YERİ İSMAİLBEY MAHALLESİ
Ahi Hasan Bahadır Ağa’nın mezarı, İsmail Bey Mahallesinde, Arslanlı Çeşmenin batısında bir evin bahçesinin içerisindedir.
Mezarın Çevresi taş duvar ile çevrilmiş ve demir parmaklıklar ile koruma altına alınmıştır. Burada yatan Ahi Hasan Bahadır Ağanın mezarının baş taşındaki kavuk kısmındaki şekiller Ahi Şorba türbesindeki kavuk kısmının şekilleri ile benzerlik göstermektedir.
Bu mezarın bulunduğu ev ve civarlarının bir vakıf arazisi olduğu anlatılmaktadır. Hatta buradaki evin ve çevresinin Candaroğullarından İbrahim Beyin Oğlu İsmail Bey’in bina ettiği bir hayır evi olduğu ve bu evin ve çevresinin de Devlet Hatun tarafından hayır evi olarak hizmet verdiği de anlatılmaktadır. Günümüzde, bir şahıs tarafından yenilenerek yapılan bu ev ve bahçesindeki türbenin tapu kayıtlarında da 120 metre kare kadar kısmının, kaydında türbe ismi ile kayıtlı olduğu da anlatılmaktadır.
Devlet Hatun’un türbesi Sinop İlindedir. Devlet Hatun’un Emirlerin önderi diye şöhretli Emir Abdullah’ın kızı olduğu ve İsmail Beyin ‘de annesi olduğu da anlatılmaktadır.
Devlet Hatun’dan İsmail Bey’e miras kalan ve hayır evlerinin giderlerine harcanmak üzer, Kastamonu şehir merkezinin uzantısı içinde yer alan İsmail Bey Camisi, İmareti, Sübyan Mektebi ve Medresesinin giderlerinin karşılanması için vakfedildiği de anlatılmaktadır.
İsmail Bey Hamamı olarak bilinen Hamamdan da elde edilen gelirler aynı amaç için harcanmıştır. Devlet Hatun’dan miras kalan arazilerin, hizmet evlerinin ve mülklerin tamamının hicri 865, miladi 1460 yılında İsmail Bey tarafından vakfedilen bu mülklerin bir kısmı Kastamonu merkezinde, bir kısmı, Küre İlçesinde, Bir kısmı da Devrekani ilçesi civarlarındaki arazileri içine alan ve vakfiyede yerleri ve sınırları belirlenen mülklerin tamamını kapsamaktadır.
Ayrıca, İsmail Bey’in Hicri 861, miladi 1456 yılında elindeki tüm mal ve mülklerin tamamını İsmail Bey Camisi, türbesi, medresesi, İmarethanesi ne vakfettiği de bilinmektedir. Ayrıca İsmail Bey Hanı yani Kurşunlu Han’daki dükkanların gelirlerinin tamamını da bu vakfiyede İsmail Bey Külliyesinin ve İmaretin giderlerini karşılanmak üzere vakfedildiği de anlatılmaktadır.
Bu vakfiye, o günkü Türkçe ile ayrıca yine İsmail Bey’in Kendisinin kaleme aldığı Hülviyat adlı eser de o günkü Türkçe ile yazılmıştır. Hem Vakfiye hem de Bu eserde otuz sekiz harf kullanıldığı bilinmekte ve bu günkü alfabedeki yirmi dokuz harfle hatta “j” sesi ve “ğ” sesi bu belgelerde olmadığına göre yirmi yedi harfle tam karşılığını yazmak mümkün görülmemektedir.
Bir diğer konu ise bu belgeler Kastamonu ağzı ile yazılmıştır. Bu ağız yapısı ise sadece köylerde kullanılmaya devam etmekte ve şehir insanları da bu Kastamonu ağzından iyice uzaklaşmış görülmektedir.
Henüz mezarlarının Kastamonu’nun neresinde olduğuna dair bir bilgiye henüz ulaşamadığım Ahi Yusuf, Ahi Resul, Ahi Fethullah, ve bazı ahilere ait türbeler veya mezarlarının yerleri hakkında bilgiler mevcut olup bu zatlar ile ilgili araştırmalar henüz sonuçlanmadığından, daha sonraki bir zamanda açıklama yapmayı uygun bulmaktayım.
Kastamonu’da Bazı Ahilerin türbelerinin de yerlerinden söküldüğü ve yerlerine başka binaların yapıldığını biliyoruz. Her yıl Kastamonu’da Ahilik haftası düzenlenip programlar yapılmaktadır.
Hiç olmaz ise İb-ni Batuta’nı Kastamonu ile ilgili yazdığı seyahatnamesinde adı geçen Ahi Ali ile elindeki mülkleri kendi kurduğu zaviyeye vakfeden Ahi Şorba ile diğer ahilerin mezar ve türbelerinin onarılması ve Kastamonu turizmine ve kültürüne kazandırılmasının zamanının geldiğine inanıyorum.
Ahi Hasan Bahadır Ağanın doğu tarihi bilinmemektedir. Vefat tarihi, kavuklu mezar taşının alt kısmında, okunamayacak kadar silik olmasına rağmen, okunabildiği kadarı ile Hicri 862, Miladi 1458 TARİHİDİR. Bu tarih ise, Candaroğulları Beyliğinin son dönemleridir ve Candaroğulları Beyliği Hicri 865, Miladi 1461 yılında, Osmanlı İmparatorluğu ile birleşmiştir.
Başta Ahi Hasan Bahadır Ağa olmak üzere, Kastamonu ve civarlarında, ahilik geleneğini sürdüren ve bu kültürün günümüze kadar ulaşmasını sağlayan, tüm ahilerimizin mekanları cennet ruhları Şad olsun.