Kastamonu’nun yarım asır hayaline ekmek doğradığı, imece ile müştereklik rüzgarına yelken olduğu, Mecnun'un Leyla'sına 2006'nın 1 Mart’ındaki TBMM oturumunda alınan “kuruluş” kararı ile kavuştuğu “Kastamonu Üniversitesi” 20’nci yaşını doldurdu ve 21’den gün aldı…

Ne mensupları ne de ev sahibi (il) gerek ve yeter oranda “oralı”.
Alelade bir kuruluş(un) yıldönümüymüşcesine sükut…
Olmasa da olurmuş!
Maziye vefayı ve şükranı, layığı ile tebrik ve teşekkürü, anıları canlandırmayı ve iz üzerinden yeniden gitmeyi gerektirir “mensubiyet”…
Medeniyet düsturları çıkınında olmayan ve kabulü teklif dahi edilemeyecek bir meziyettir “günü yaşamak”.
Tarihçisi mi yok üniversitenin kuruluşa dair iki kelam edecek, müzisyeni mi yok notalarla kutlayacak, iktisatçısı mı yok somut faydası üzerine bilanço çıkaracak tam da kuruluş gününde?..
Hafızı mı yok mevlit okutacak?

İki kuru ve hissiz sosyal medya mesajı…
Adete binaen.
Gerçi “kurumsal hafızası” var mı ola Kastamonu Üniversitesi'nin?...
Oldu mu kuruluşundan beri?
(Kastamonu Üniversitesi cenahı kendi kuruluş yıldönümünü (güya) yıl içine yayılmış etkinlikler ile kutlayacak…
“20'nci yıl” etkinlik “serisinden” rast gelebildiklerimi tartıya koydum, gönül telimi titreten çıkmadı, emeğe saygısızlık gibi düşünülmesini istemem.


Her güne kombin olabilecek etkinlikleri 20’nci kuruluş yılına “münhasır” sayacak kadar geniş tutmamak lazım olsa gerek genel kabulü…
“20'nci yıl” logosu yetmez etkinlik davetiyesine iliştirilen.
İlin bütününü oluşturan kamu ve sivil kesimlerin Kastamonu Üniversitesi’nin 20'nci kuruluş yıldönümüne sessiz kalmalarını ve tümden oralı olmamalarını hoş ya da daha doğru tabirle normal görme(me)k lazım…
Kimse elinde bir buket çiçek ile üniversitenin kapısını ne çaldı ne de kutlama mesajı yayımladı.
Üniversite temsilcileri ile il temsilcilerinin sohbetlerine konu olduğu dahi şüpheli yıldönümünün…
Havadan sudan!
Üstelik sonu “sıfır” ve “beş” rakamları ile biten yıllar çok daha ehemmiyet arz eder kuruluş yıldönümlerinde…
Coşku daha bir gün yüzüne çıkartılır.
“Kastamonu Lisesi” misal…
Sözkonusu yılların kutlamalarını “ara yıllara” nazaran nasıl da kitlesel ve kapsamlı yapıyor.
Kastamonu Üniversitesi’nin mezun sayısı “60 bin 902”, mevcut öğrenci sayısı “25 bin 778”, akademisyen sayısı “972”...
Yekun personeli ve paydaşları ile birlikte 90 binlik bir nüfus.
Bu nüfusa yakışan 20’nci kuruluş yıldönümü kutlaması bu mudur?..
Bu neyin sessizliği?
Yıldönümü günü Cumhuriyet Meydanı’nda Atatürk ve Şehit Şerife Bacı Anıtı önünde saygı duruşunda bulunmak ayıp mı, günah mı, yersiz mi?..
Bu soru ağırlığına binaen asla cevap bulmayacaktır.
20'inci yıl “sözde” (mi)…
“Bir kaç” yıl hükmüne tabi.
Görenek yok mu, gelenek yok mu, teamül yok mu?..
Ne akıl ne izan alıyor.
Ahde vefa yok mu?…
Şükran yok mu?
“Kurumsallaşma”...
Asıl eksik bu (mu).)
(“Kastamonu Üniversitesi” ile “Kastamonu” arasında kuruluşundan bu yana siyasi kamplaşmadan arı sadece “ilinti” düzeyinde “pamuk ipliği” kadar dahi karşılıklı aidiyet “bağı” olmadı…
Kastamonu cenahı “karşısındaki” cenah bir adım atsa on adım atardı, hala da atar, atacaktır gelecekte de.
Çünkü…
Kastamonu Üniversitesi'nin bizatihi “varlık” sebeni Kastamonu'dur.
Kastamonu ili olmasaydı Kastamonu Üniversitesi olmazdı…
Üstüne üstlük tam da kuruluş dönemini hatırlayanlar kederle gülümseyeceklerdir hükümetin o dönemki “her ile üniversite” şeklinde kodlayabileceğimiz yatırım programına bilim dünyasından gelen eleştirilerde “Kastamonu” ismi öne çıkarılmış kimilerince ve “Kastamonu'da da üniversite olur mu?” denilmişti.
Biz fakir takımı da pek ala olacağına dair manşetler atmıştık gazetemizde…
Hedeflediğimiz üniversiteye nail olabildi mı Kastamonu, elbette teğet dahi geçmedi, faili meçhul cinayete bile mahal oldu.
Yargılanan idarecileri var…
Makamlarını layüsel sananlar.
Açık söylemek lazım…
Üniversitesine “sahiplik” yapamadı Kastamonu.
Gelen ağam…
Giden paşam.
Demedi mi Kastamonu?..
Koro halinde.)