Kastamonu’da ilim ve kültür denildiğinde elde kanıtlı en parlak devir “Candaroğulları”, evveli de vardır muhakkak, aniden peydah olacak hali yok…
Osmanlı’ya dair “Mekteb-i Sanayi” ve “Kastamonu Lisesi” kaydı düşmek lazım.
“Doludizgin” ilim ve kültür koşusu Kastamonu’da…
Nice sanatkarlar, zanaatkarlar, düşünbazlar.
Anadolu’nun eğitim merkezlerindendi Kastamonu…
Çevre illerin gençlerini çatısı altında toplayan “dergah” idi.
Gel zaman git zaman…
İlim ve kültür ile arasındaki hat koptu Kastamonu’nun.
Ne fikir ne icat üretebilir hale evrilmek de az iş değil hani…
İmece resmen!
İlim ve kültür erbabı kalmadığı gibi…
Bu üst yapıyı destekleyecek sermaye de kalmadı.
Söndü…
Dumanı tütmeden.
(“Misal ala Kastamonulu” serimizin bugünkü istasyonu “Kayseri”…
Ticari dehasını değil “Kayserilinin ilim ve kültür haznesini misal ala Kastamonulu.”
Erciyes Üniversitesi’nden ders ala Kastamonulu…
Bilim dağarcığını geliştire bu sayede.

“TURKOVAC”…
“Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenen, fikri ve sınai hakları TÜSEB’e ait olarak Erciyes Üniversitesi iş birliği ile geliştirilen İnaktif COVID-19 Aşısıdır. Prof.Dr. Aykut Özdarendeli ve ekibi tarafından geliştirilen inaktif COVID-19 aşısı, bağımsız yerel COVID-19 aşılarını değerlendirme komitesinin incelemeleri ile 22 Aralık 2021 de TURKOVAC Türkiye'de Acil Kullanım Onayı (AKO), 11 Mayıs 2023 tarihinde ruhsat almıştır… Aşının isminin verilmesi: 22 Haziran 2021'de Faz-3 çalışması için ilk aşı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da video konferans ile katıldığı Ankara Şehir Hastanesi'nde uygulandı. Aşının ismi de bu tarihte TURKOVAC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından verildi.”
“ERNAM”…
“Erciyes Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (ERNAM) nanobilim ve nanoteknoloji alanlarında yürütülen çalışmalara uygun bir altyapı sağlamak, lisans ve lisansüstü eğitimde yapılacak nanoteknoloji ile ilgili pratik çalışmalara katkıda bulunmak, teknolojik gelişmeler ve uygulama alanları konusunda analiz ve araştırmalar yapmak ve çözüm önerilerinde bulunmak amacıyla kurulmuştur… Temeli 11 Nisan 2011’de atılan ERNAM 2013 Nisan ayında tam kapasite ile faaliyete geçmiştir. Merkezin ilk yatırım maliyeti için gerekli olan mali destek Kayserili hayırsever Fevzi Mercan tarafından karşılanmıştır... Tamamıyla araştırma faaliyetleri için tasarlanan ve kullanılan ERNAM 1600 m²’lik bir kapalı alana kurulmuştur. Merkez 190 m² sınıf 1000 ve sınıf 10000 temiz odalara sahiptir ve 1200 m²’lik alanda da 7 adet laboratuvarla araştırmacılara hizmet vermektedir. Tüm laboratuvarlar klima ve havalandırma kontrollü olup vakum, azot, oksijen, kuru hava, saf su ve çeker ocaklarla tefriş edilmiştir. Nanomalzemeler, nanoüretim metotları, nanokaplamalar gibi nanoteknolojiyle ilgili alanlarda faaliyet gösterme amacıyla tematik bir çalışma modeli benimsemiş olan ERNAM, bu çalışmalar için önemli bir altyapı ve insan kaynağına sahip durumdadır.”

ERNAM büyümesini sürdürüyor…
2024 yılında Türkiye’de Avrupa Araştırma Konseyi (ERC) desteği almaya hak kazanan sayılı üniversitelerden biri olan Erciyes Üniversitesi, ERC desteği kapsamında ERNAM bünyesinde, özellikle yüzey araştırmalarına yönelik ileri teknolojik altyapıya sahip yeni bir laboratuvar kurdu. Kasım 2025’te başlayan proje çalışmaları kapsamında Nanoteknoloji Araştırma Merkezi’nde (ERNAM) oluşturulan laboratuvarın teknolojik altyapısı, Avrupa Birliği’nden sağlanan hibelerle hayata geçirildi.
“Erciyes Üniversitesi Betül-Ziya Eren Genom ve Kök Hücre Merkezi” (GENKÖK)…
Temeli 2010 yılında atılan merkez 2012-2013 yıllarından itibaren tam donanımlı ve akademik ağırlıklı bir içerikle tıp dünyasına hizmet vermeye başladı.
“Erciyes Üniversitesi Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitüsü”…
1982’de “Gevher Nesibe Tıp Tarihi Enstitüsü” adı ile kuruldu, 2017’de “Gevher Nesibe Genom ve Kök Hücre Enstitüsü” adını aldı, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında 5 Multidisipliner anabilim dalında (Bitki Biyoteknolojisi Anabilim Dalı, Klinik Araştırmalar Anabilim Dalı, Metabolizma ve Kronik Hastalıklar Anabilim Dalı, Moleküler Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı, Nörobilim Anabilim Dalı) öğretime başladı, 2025 yılında içerisinde “Biyoinformatik ve Sistem Biyolojisi Anabilim Dalı ve Kök Hücre Bilimleri Anabilim Dalı” eklendi, halihazırda 7 multidisipliner anabilim dalında lisansüstü eğitim veriliyor.
Ve son olarak yeni bir “icat”…
Erciyes Üniversitesi (ERÜ), doku onarımı ve hücre yenilenmesine yönelik yenilikçi tedavilerde umut vadeden eksozomların klinik kullanıma yönelik üretimi için Sağlık Bakanlığından izin alarak Türkiye’de bu yetkiye sahip ilk ve tek kamu kurumu oldu.

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun açıklamada bulundu…
“Bu izin belgesi; uzun yıllara dayanan bilimsel birikimimizin, titizlikle yürütülen çalışmalarımızın ve güçlü üretim altyapımızın resmî bir tescilidir. Hâlihazırda kök hücre üretiminde ülkemizin tek kamu kurumu olan merkezimiz, bu yeni onayla birlikte hem kök hücre hem de eksozom üretim yetkisini aynı çatı altında buluşturarak gücünü çok daha ileri bir boyuta taşımıştır.”
“Kök hücre üretiminde ülkemizin tek kamu kurumu”…
Altını özellikle çizmek gerekiyor.
Kayseri’de durum bu…
Kastamonu nereye koşuyor?)
(Kastamonu’nun ilk ve orta öğretimden yükseköğrenime uzanan süreçte yerini yeniden belirlemesine gerek var…
Eğer mevcuttan hoşnutluk var ise ne ala.
Erciyes Üniversitesi’nin kıyısından geçecek kadar bir güzergah belirlenmesi dahi yeter…
Yeter ki ışıkları uzaktan görüle.
Kastamonu’nun “Candaroğulları” zihnini yakalaması elzem…
İsmail Bey’ler lazım.
“Kastamonu Kimliği’nin mütemmim cüzü “İsmail Bey”…
İsmini yeniden ve yine başucumuza yazmak görev ve sorumluluk.
https://islamansiklopedisi.org.tr/candarogullari ...
“Candaroğulları hükümdarlarının âlimleri himaye etmesi, çeşitli eserlerin kaleme alınmasına vesile olmuştur. Mahmûd-ı Şîrâzî, İntiḫâb-ı Süleymânî adlı Farsça tasavvufî eserini I. Süleyman Bey adına kaleme almıştır. Cevâhirü’l-esdâf adlı tefsir İsfendiyar Bey’in emriyle yazılmış, Maktel-i Hüseyin adıyla yapılan Mes̱nevî tercümesi ise Kötürüm Bayezid adına çevrilmiştir. Sinoplu hekim Mü’min b. Mukbil, Kitâb-ı Miftâhu’n-nûr ve Hazâinü’s-sürûr adlı tıbba dair Türkçe eserini İsfendiyar Bey adına yazmıştır. Hulâsatü’t-tıb, İsfendiyar Bey’in oğlu Kasım adına Türkçe olarak yazılmış, Mi‘racnâme ise yine İsfendiyar Bey’in oğlu Hızır adına tercüme edilmiştir. Ömer b. Ahmed Risâle-i Münciye adlı Türkçe tecvidini İsmâil Bey’in emriyle kaleme alırken Yûnus b. Halîl de Mi‘yârü’l-ahyâr ve’l-eşrâr adlı Türkçe eseri yine bu bey adına telif etmiştir. Bu arada bizzat İsmâil Bey’in Hulviyyât-ı Şâhî adıyla fıkha dair Türkçe bir eser yazdığı da belirtilmektedir. Eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunmaktadır (Esad Efendi, nr. 670). İsmâil Bey ayrıca Niksarlı Muhyiddin Mehmed için yaptırdığı kütüphaneye 300 kitap vakfetmiştir.”
Nereden bugüne Kastamonu?...
Ve nereye)