Kastamonu zorlu bir coğrafyanın içine sıkışmış kalmış bir şehir ezelden beri, çok zorluğu vardır da en zoru “toplumcu” ve “gerçekçi” olmaktır, sonu enfarktüstür…

Siyami Özel bu zor yolun yolcusu oldu.

“Toplumcu”…

“Gerçekçi”.

Bari “bireyci” olsaydı…

Gerçekçilik o kadar ömrü kısaltmaz.

Şiirlerini okuduğumda, misal “Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Hasan Hüsyün Korkmazgil” şiirlerinden hiç de aşağı kalır olmadığını görüyorum…

Aynı sihir.

Edebiyattan hiç anlamam, zihnimim anladığı kadar ve kalbimin çarptığı kadar değerlendirebilirim şiirleri, o kadar…

Her kelimesinde bir dönme dolap kabininde buluyorum kendimi, çıkıyorum ve iniyorum, havadar bir iklimin içinde.

Ömrünü Kastamonu ile törpüledi…

Yazı yazmayanlar bilmez, özenli bir yazarın ağrımadık kemiği kalmaz son noktayı koyana kadar, hele kısa ise metin.

Usanmadan yazdı…

Ağrıtmadığı dokusunu bırakmadı.

“Toplumcu” olmak bir seçimdir…

Kısa kibrit çöpünün hakkını uzun kibrit çöpünden sormakla mükelleftir.

“Gerçekçi” olmak da beterdir…

Her gün “kral çıplak” diye bağırmakla sorumludur.

Ne beden dayanır…

Ne can.

Erken ayrılmaya yazgılıdır dünyadan…

Çekmez o kadar yükü el kadar et parçası.

5 Mart 1981 günü ebediyete göçtü Siyami Özel…

Yol çizgisidir takipçilerine.

Not: Türkiye Binicilik Federasyonu Başkanı Kastamonu’da açıklama yaptı, “Bakanlıkla iş birliği yaparak Kastamonu’da ana dalı binicilik olan bir spor lisesi kurduk. Orada olimpiyat sporcusu yetiştirmek istiyoruz” dedi, hayret içindeyim…

Hazır binaya tabela takmak mı spor lisesi kurmak?

Yeni bina yapılıyor…

Yarısını yaptırsın o halde federasyon.

Hazır bina üzerine geçici süreyle ikamet edecek spor lisesi kurulması…

Oldubittiye getirildi.

Toplumun en ufak görüşü alınmadan spor lisesi dalları belirlendi…

Biniciliğin ana branş seçilmesine o gün de karşıydım, bugün de karşıyım, yarın da karşı olacağım.

“Lord” ve “barones” sporu ile…

Kastamonu’nun ne alakası var?

Birader…

“Atlı cirit” bile yok Kastamonu’da.

Sporun tabana yayılması, gelir düzeyi fark etmeksizin her çocuğun birbiriyle eşit koşullarda spor altyapısından faydalanabilmesi, performansa yönelmesi halinde maliyetinin tuzlu olmaması…

Spora bakışın merkezi olmalı.

Atletizm nerede?..

Güreş yahut.

Kastamonu’da olimpiyat sporcuları yetişecekmiş…

Yoksul çocuklara yer var mı manejinizde?

Kastamonu’dan kaç çocuk ata eyer vuracak?..

Dış illerden gelenleri misafir edeceğiz öyle mi?

“At” ekseninde turizm tamam…

Olsun varsın.

At ekseninde spor ama…

Kastamonu’da en olmayacak iş.

Halkın tüm çocuklarının faydalanamayacağı her spora karşıyım…

Devlet kaynaklarının bu yönde sarf edilmesine daha da karşıyım.

Ha bir de federasyon başkanının ilginç bir tespiti var, geleceğin yöneticileri binicilik sporunu yapan çocuklardan çıkacakmış, nerede kaldı fırsat eşitliği?..

Başkan “imkanı iyi olmayanlar sponsor bulabilir” diyor, bulamayanlar, gelecekte yönetilen kesim olacak öyle mi?

Sporda “kast” yapısı var…

Yoksulların yapacakları spor branşları ile varsılların yapacakları birbirinden keskin çizgilerle ayrılmış durumda.

İtirazım bu “kast” sistemine…

Yaşasın halk sporları.