Araç ilçesinden her geçtiğimde bir yudum su içmek yahut yüzüme su çarpmak için tek adresim “Hükümet Önü Çeşmesi”, Başöğretmen Hüseyin Bulut’a vefadır aynı zamanda, Cumhuriyet öğretmenlerine şükran…
Buz gibi suyu daim aka.
Üzerindeki motiflerin “gel-git” olmasından mütevellit üzülürsem üzüleyim kime gam?…
Yunus’un sözüyle “ölürse ten ölür, can ölesi değil” deyip çeşmenin manevi şahsına sarılmak evla.
Çeşmenin “görsel” özelliği kuzey cephesinde 58x36 cm ölçülerinde kareye yakın dikdörtgen formlu niş içerisinde yer alan “Altı Ok” motifi…
Çeşme mimarisinde sık karşılaşılan bir hal değil, “o zamanın ruhu” diyelim, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk” saygısı.
Çeşmenin banisi Başöğretmen Hüseyin Bulut’un zihninden gele motifi işletmek…
Devletin ilgili ve yetkili kurumu da “8 Kasım 2002” tarihinde “8251” numaralı kararla “tescil” etti Hükümet Önü Çeşmesi’ni.
Ola ki bir tas içmek için ve banisine dua için başına varmak isteyenler için Hükümet Önü Çeşmesi’nin adresi “Kastamonu ili, Araç ilçesi, Yeni Mahalle, Eski Hükümet Konağı kuzeydoğusu”…
Tarihi “1936”.

Ustası bilinmiyor…
Rahmet ola.
Plan ve mimari özelliği “düz cepheli, hazneli, bağımsız düz cephelere sahip bir meydan çeşmesi” ve malzemesi “kesme taş” ancak çeşitli onarımlarda betonarme kullanıla…
“Özgün halinde ise kesme taşların demir kenetlerle birbirine tutturularak kurşun malzemeyle sabitlendiği ve bu şekilde inşa edildiği anlaşılıyor”.
Araç’ın tescilli çeşmesi korunmayı hak ediyor…
“Başöğretmen Hüseyin Bulut” da anılmayı.

(“Hükümet Önü Çeşmesi” hakkındaki bilimsel bilgiyi editörlüğünü Prof. Dr. Anar Azizsoy’un yaptığı “Kastamonu Araştırmaları: Araç ve Kırsalı (Tarih, Arkeoloji ve Sanat Tarihi Yazıları)” kitabında yer alan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Seramik ve Cam Bölümü Öğretim Görevlisi Özgür Yeni’nin “Araç İlçe Merkezinde Yer Alan Tarihi Su Yapıları” makalesinden aldım…
İçinde birbirinden kıymetli “Araç” makalelerini içeren kıymetli bir seçki.

Araç’ın kültürel mirası üzerine net kayıtları bilimsel esasla satırlara döktü “Azizsoy” ve “Yeni”…
O satırlar ki ebediyen silinmeyecek eski devrin matbaa kalıpları misali, her baskıda yeniden dillenecek, her okurun zihninde şafak söktürecek.

Okudukça yeni dehlizler açılacak…
Emek vermek için Araç’a.)
(Kastamonu’nun “tescilli kültür varlığı” 2 bin 138…
Bin 264’ü “sivil mimari eseri”.

“Hükümet Önü Çeşmesi”…
Bin 264’ten biri.
185 “arkeolojik sit” var ki Kastamonu’da…
Kimin haberi ola.
217 tescilli “dini yapı” var ki Kastamonu’da…
Muazzam bir varlık.
Zenginliğiniz ne kadar çok ise…
Korumak da zordur.

2 bin 138’den bir dirhem eksilse göze gelmez gelmesine de…
Ecdadın emanetine haleldir.
Gözümüzden öte…
Kalbimizdir tescilli kültür varlıkları.
Varımızdır…
Yokluğuna katlanılmayandır.)
(Tescilli Kültür Varlıklarını korumanın bir yönü de “restorasyon” elbette…
Ülkemizdeki “restorasyon” silsilesi ise “içler acısı”.
Bilimsel değil çokçası…
Ehil ellerin değil.
“Korumayı” değil “kullanmayı” odağa alan “restorasyon” olur mu?...
Türkiye’deki hal bu.
Elbette “koruma-kullanma” dengesi gözetilir de…
Ülkemizde bu denge hep “koruma” aleyhine.
“Çarşı, lokanta, otel…”…
Kullanılmayanın çöküp gideceğine kani olmaya alıştık.
Restorasyonlarda “pürüzsüz yüzeyler”!…
“Zihni sinir” icatlar!
Kastamonu’daki restorasyonları eleştiren onlarca yazı(m) var…
Ne fayda?
Göz görmedikçe…
Gönül katlanıyor.)