İLİ KASTAMONU
İLÇESİ TAŞKÖPRÜ
YERİ AKDOĞAN TEKKE KÖYÜ

Akdoğan Tekke Türbesi, Taşköprü İlçe Merkezinde, Akdoğan Tekke Köyü içindedir. Türbenin içinde iki zata ait kabir vardır.
Bu kabirlerin üzerindeki sandukanın bir tanesi kavukludur. Burada yatan zata, halk, Yavaşça Sultan demektedir.
Yavaşça Sultan Hazretlerinin, Horasan Erenlerinden olduğu, Adının ise İsa Bey zade olarak bilindiği ve bu tekkenin de şeyhi olduğu anlatılmaktadır.
Doğum tarihi bilinmeyen ve Horasan Erenlerinden olduğu anlatılan Yavaşça Sultan’ın vefat tarihi, Hicri 889, Miladi 1484 olarak bilinmektedir.
Yanındaki kabirde yatan ise, bir hatuna aittir ve bu hatun hakkında bir bilgi de yoktur. Ancak bu Hatunun, Yavaşça Sultan Hazretleri olarak bilinen Şeyh İsa Bey Zade’nin eşi olduğu anlatılmaktadır.
Şeyh Şaban-I Veli Hazretleri, Taşköprü’den, Kastamonu’ya gelirken, Yavaşça Sultan Türbesine uğramış ve bu Türbenin yanı başındaki Tekke Binası ve Camide bir süre dinlenmiştir denilmektedir.
Bu sırada, Yavaşça Sultan Vefat etmiş ve Tekke’de başka bir Şeyh Hocalık yapmakta imiş. Bu zat ile bir süre sohbet eden, Şeyh Şaban-ı Veli Hazretlerine, bu zat, Benim ilmim senin ilmin ışığından azdır. Sen Kastamonu’ya kadar gidip, Veli Bin Osman’ın ilim ışığından yararlanacaksın, Ancak Onun İlim Işığı seni aydınlatabilir diyerek Şeyh Şaban’ı Veli Hazretlerini uğurlamıştır diye de anlatılmaktadır.
Yavaşça Sultan ile ilgili olarak bir rivayete göre de, Köyün yukarısından bir taş atmış ve Taşın düştüğü yere de Tekke Kurarak bu Tekkenin Şeyhi ve Hocası olduğu da anlatılmaktadır. Taşı yavaş Attığı için, Taş, kısa bir menzile düşmüş ve bu nedenle de, Şeyh İsa Bey Zade, bu nedenle, Yavaşça Sultan olarak bilinmektedir diye de anlatılmaktadır.
Bir başka rivayet ise, Yavaşça Sultan Kabrinin yan tarafında, bir elin sığabileceği kadar bir boşluk olduğu ve buradan alınan toprağın ince olması durumunda, burada dilek tutanların dileklerinin kabul olduğu da anlatılmaktadır. Buna benzer bir durum da, Abdal Hasan Türbesinde de vardır. Orada da Sandukanın altından toprak alınan bir küçük yer vardır.
Bir başka rivayet ise, eğer burada tutulan dilekler kabul olursa, burada adak kurbanları kesilip, adak adayanların bu kurnan etlerinden yemediği ve köyde sırası gelen bir haneye bu adakların bırakıldığı ve etlerinin de köy halkına dağıtıldığı da anlatılmaktadır.
Başka bir rivayette ise, Yavaşça Sultan Türbesinin yanı başında büyük bir meşe ağacı varmış ve bu meşe ağacından dal ve yaprak koparanlar olursa, bu dal ve yaprakları da yanlarında alıp giderler ide, bu gidilen yerde yangın çıktığı, eğer kopan dal ve yaprakların burada bırakılırsa, köyde yangın çıktığı şeklindedir. Günümüzde bu meşe ağacı kesilmiş ve yerine de başka meşe ağacı dikilmemiştir denilmektedir.
Başka bir rivayette ise, türbenin aşağı kısmındaki dereden, sabah ışıkları ortalığı aydınlatmadan köyün kadınları tarafında su alınması durumunda ise, o gün, işlerin rast gideceğine, o günün, bolluk ve bereketli geçeceğine de inanıldığı da anlatılmaktadır.
Bir başka rivayet ide, yaz aylarında köyün kadınları, buradaki dere kenarına inip, yayıklarını buradaki su yu katarak çalkaladıkları ve yayıktan daha çok yağ çıktığı ve yağın bereketli olduğu ve yayık ayranının da içenlere şifa olduğu da anlatılmaktadır.
Biz bu köyü ziyaret ettiğimizde ise farklı bir durum dikkatimizden kaçmadı. Köydeki ahırlarda hayvancılık bayağı ileri durumda, ancak, ahırların pisiliği, buradaki Türbenin ve türbenin yanındaki kabristanlığın yan taraflarından aşağıya doğru, aşağıdan akan dereye kadar akıp gitmekte. Eski Cami de yıkılmış. Tekke Binasından da eser yok, bir de buradaki Meşe ağacı da yok edilmiş durumda. Caminin yakınındaki çeşmeden ise bol su akmakta.
Ancak, köyün nüfusunda azalma varmış ve , köyde de bet bereket kalmamış diye ifadeler ile karşılaştık. Bir de bu köydeki kadınlar, bu köyün işlerinin hiç bitmediğinden ve işlerinin zor geçtiğinden de bahsettiler.
Yavaşça Sultan ile ilgili olarak, daha geniş bir bilimsel araştırma da, bu güne kadar yapılmaış olduğunu da söylediler.
Bana düşen görev. Akdoğan Tekke Köyündeki Türbede yatan Yavaşça Sultan’ın, makanı Cennet, ruhu Şad olsun demektir.