Kooperatifler, bireyin gücünü çoğaltan; yalnızlığı dayanışmaya, çaresizliği ortak akla dönüştüren sessiz ama derin bir destektir.
Kadın Eli, yalnızca ekonomik bir yapı değil; güvenin, adaletin ve paylaşmanın hayat bulduğu bir yaşam biçimidir. Ve belki de en kıymetlisi şudur: Kadınlar, sadece bugünü değil, yarını da inşa eder. Çocuklara bırakılan miras, dayanışmanın, birlikte başarmanın ve insana yakışır bir yaşamın mümkün olduğuna dair sarsılmaz bir inançtır.

“Kooperatifleşme ve Tarımda Kadın Eli” başlıklı panelin açılış konuşmasını gerçekleştiren Kastamonu Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, özellikle sosyal çalışmalara verdiği destek, toplumsal duyarlılığı ve sahaya dokunan yaklaşımıyla dikkat çekiyor.
Bir dönem üniversite kürsüsünde genç zihinlere yol göstermiş olmanın getirdiği bakış açısı, konuşmasına ayrı bir içtenlik kattı. Bilgiyi sadece aktaran değil, aynı zamanda hayatla ilişkilendiren bir eğitimci duruşu; bugün üstlendiği idari görevle birleşerek, hem akademinin hem kamunun dilini bilen bir köprü görevini üstlendiğini gösterdi.
Açılış konuşmasında Vali Yardımcısı Kubalı, Kastamonu’nun, Kurtuluş Savaşı’nda cephane taşıyanların, Şerife Bacıların, mücadele eden kadınların şehri olduğuna vurgu yaparak başladığı sözlerine şöyle devam etti:
“Kastamonu, tarımsal üretimle güçlü bir bağa sahiptir. Kalkınmanın temeli kooperatifleşmedir, bunda en küçük bir tereddüt yok. Ancak kalkınmanın asıl temeli kadındır, kadın üretimidir. Kadın emeği bu sürecin merkezinde yer alır. Türkiye Cumhuriyeti’nin kadınları üretkendir, ailede liderdir.
Anadolu sadece Türkiye’yi değil, Dünya’yı besleyecek berekete sahiptir. Biz çiftçi milletiz. Büyük Önder Atatürk bunu çok güzel ifade etmiştir. Amasya Genelgesi’ni ulaştırmak için giderken, uygun olmayan lastikleri nedeniyle araç bozulduğunda; arkadaşlarına “Dağ Başını Duman Almış”ı söyleyerek güç vermişti. Atatürk o maneviyatla savaşı kazandı. Şimdi biz de, o ruhla ekonomik kalkınmayı gerçekleştireceğiz.
Devletimiz kooperatifleri destekliyor. Gençlere sesleniyorum. ‘Artık bayrak sizdedir. Dayanışmayı güçlendirecek olan sizsiniz. Sizlere ışık tutacak olan hocalarınızdır. Bu konuda, bu paneli gerçekleştirerek değerli bir şey yapmışlardır.”

Bilginin en berrak hâliyle üretildiği yerlerdir üniversiteler… Ve özellikle iktisadi ve idari bilimler fakülteleri, bu bilginin hayata değdiği, sahaya karıştığı en canlı damarları oluşturur. İktisadi ve idari bilimler fakülteleri, girişimciliği teşvik eden, yerel potansiyeli görünür kılan ve kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayan bir köprü vazifesi görür.
Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Orhan Kandemir, düzenlediği “Kırsal Kalkınmada Kadın Eli” paneliyle hem akademiyi hem sahayı aynı çatı altında buluşturdu. Onun öncülüğünde şekillenen bu anlamlı organizasyon, üniversitenin bilgi üretme gücünü toplumsal faydaya dönüştürme iradesinin güçlü bir yansıması oldu.
Panelin moderatörlüğünü de üstlenen Dekan Kandemir, 2026 yılının Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı ilan edilmesine dikkat çekti: Prof. Dr. Orhan Kandemir:
“Özellikle pandemi döneminde gıda arzı ve güvenli gıdaya erişim, kritik bir mesele haline geldi. Tarımsal üretimde halkın, üretim ve pazarlama alanındaki sorunlarını çözmek için kooperatifleşme çok önemli. Kırsal üretimin önündeki en önemli engel gençlerimizi ve kadınlarımızı kırsal alanlarda tutamamamızdır. Üreticilerin pazarlama sorunlarını aşması için kooperatifleşme ve dayanışma kilit role sahiptir. Kırsal üretimin sürdürülebilirliği için kadın ve genç nüfusun üretim süreçlerinde daha fazla yer alması gereklidir” dediği konuşmasında, katılımcılara ve destek olan kurum ve kuruluşlara tek tek teşekkür etti.
Kastamonu Köy Kooperatifi, toprağın kokusunu taşıyan, emeğin en saf hâliyle yoğrulduğu bir birlik hikâyesidir. Burada her ürün, doğanın sunduğu bereketle insanın alın terinin buluştuğu bir değere dönüşür; sade ama güçlü bir yaşamın izlerini taşır.
Dayanışmanın en güzel örneğini de eski başkan ile yeni başkanın panele birlikte gelişleriyle duyumsadık. Yayınlanmış 60 makale ve bildirisi bulunan donanımlı, kendisini sürekli geliştiren bir kooperatifçi olarak dikkat çeken önceki dönem Başkanı Erol Akar ile Kastamonu Köy-Koop Birlik Başkanı Sedat Özcan Özdemir kol kola, omuz omuza sürdürdükleri dostluklarıyla hem iş dünyasına hem de Türk siyasi hayatına ders verecek bir görüntü sergilediler.
Köy-Koop Birlik Başkanı Sedat Özcan Özdemir, Kastamonu’da kadınların ekonominin yanı sıra tarih boyunca yaptığı özverili çalışmalarından, kahramanlıklarından söz ettiği konuşmasında şunları söyledi:
“Ataerkil toplumlarda genellikle erkekler kooperatiflere üye oluyorlar. Ancak kadınlarımız hep eşlerini, ekonomiyi desteklemektedirler. Kadınlar, tarlada, ahırda ve pazarda yer alarak üretimin de pazarlamanın da bel kemiğini oluşturmaktadır.
Kooperatifçilik kadının emeğini ortaya koyan en önemli faaliyetlerden biridir. Tarım, sadece toprak ile uğraşmak değil, aynı zamanda teknoloji ve bilimdir. Bu nedenle bu hareket çok önemlidir. Kadının güçlenmesi ekonomiyi de güçlendirir.”
Tire Süt Kooperatifi, dayanışmanın en somut ve en şefkatli hâlini ortaya koyan örneklerden biri olarak karşımıza çıktı. Yüzlerce, binlerce ortağın emeğiyle büyüyen bu yapı; yalnızca üretimi değil, paylaşmayı da merkezine alıyor. Özellikle çocuklara ücretsiz süt ulaştırılması, bu kooperatifin sadece ekonomik değil, aynı zamanda vicdani bir sorumluluk taşıdığının en güzel göstergesi olarak yüreklerimize dokundu.
İzmir Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Osman Öztürk sunumunda şu görüşlere yer verdi:
“Kooperatifçilik, ürettiğimiz ürünlerin satılabilme korkusunun olmaması demektir. Sayının çok olması değil, birlik içinde hareket edilmesi önemlidir. Kooperatifçilik, yalnızca ekonomik bir yapı değil, aynı zamanda Ülke için bir birlik ve ürünlerin beraberce değerlendirilmesi, güçlü bir dayanışma modelidir. Kooperatifler üreticiye güven sağlar. Sayın Vali Yardımcımız Hakan Kubalı’nın da dediği gibi; Ülke ürünlerimizi değerlendirmenin en önemli yolu, kooperatifleşmeden geçer.
İzmir’deki 220 kooperatifin 130-140 tanesi tarımsal amaçlıdır. Biz günlük 330 ton süt topluyor, 450 çalışanımızla 25 farklı iş kolunda faaliyet gösteriyoruz. Amacımız üreticiyi ve tüketiciyi korumaktır. Kadın elinden çıkan ürün daha güzel, daha özenli oluyor ama bunun kadını erkeği olmaz. Kadın kooperatifi değil de kooperatif adıyla birlik beraberlik içinde çalışılmasını öneriyoruz.”
Kendi kooperatiflerinin yapısından örnekler veren, eğitim ve sosyal sorumluluk projelerinden söz eden İzmir Tire Süt Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk, günlük 330 ton süt topladıklarını ve 25 farklı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini ifade ederek, İzmir Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle okul öncesi tüm çocuklara 12 yıldır süt dağıttıklarına dikkat çekti.
Kırsalda kadın, yalnızca üretimin bir parçası değil; hayatın ritmini kuran, emeğiyle bereketi çoğaltan görünmez bir güçtür.
Güneş doğmadan başlayan bir mesainin, akşamın serinliğine kadar süren yorulmaz bir gayretin içinde; hem aileyi ayakta tutar hem toprağa can verir. Bir yandan alın teriyle ürün yetiştirirken, diğer yandan sevgiyi, dayanışmayı ve direnci yoğurur. Kadının emeği, yalnızca toprağı değil, toplumun vicdanını da besler.
Bolu Gelincik Hanımeli Kooperatifi Başkanı Emine Özdoğan, samimi kişiliği ve esprili anlatımıyla izleyicileri, konuşmaya başladığı anda etkisi altına aldı. Giysisinden sözlerine, sempatikliğinden çalışkanlığına; Anadolu Kadınının güzel bir örneği olarak karşımızdaydı. Kooperatif kuruluş öyküsünü ve çalışmalarını Başkan Özdoğan şöyle özetledi:
“50 kadın, hep birlikte bir kadın kooperatifi kurduk. Köyümüzün sosyal tesisinde, köy muhtarlığının tencerelerinde reçel kaynatarak, düğün salonunda erişte kurutarak çalışmalarımıza başladık. Bu süreçte ‘Kadının Emeği Birliği’ projesi ile 20 yıldan beri atıl durumda bulunan köyümüzün ilköğretim okulunun tadilatını yaptırdık ve şu anda burada yöresel yemekler kır lokantası açtık. Hem yöresel yemeklerimizi sunuyoruz halkımıza, aynı zamanda kahvaltılarımızı veriyoruz. Çıkın çıkın gelin, diyoruz. Ayrıca bir üretim atölyesi ve 6 tane sera bir de lavanta bahçesi yaptık.
Hemşireyim. Bolu Sağlık Spor Kulübu Başkanıyım. Klubumüzün 12 erkek futbol takımı, 2 kadın futbol takımı, 9 tane erkek, 7 tane kadın valeybol takımı var. Spor karşılaşmaları hakemliği de yapıyorum.
Lavanta bahçesi fotoğraf çektirmek isteyenlerin uğrak noktası oldu. Ziyaretçiler, lavanta bahçesinin yanındaki organik tarım serasından da domates ve salatalıklarını topluyor. Kahvaltı ve yöresel yemeklerimiz de ilgi görüyor.”
Ormanların, orman köylüsünün, üreticinin sesine kulak verip, onları dinleyen ve umudu olmaya adanmış Köy Koop, toplumun olumlu değişimi için eşsiz bir fırsat sunuyor.
Emek Kooperatifi olup, orman köylüsünün en geniş tabanına sahip, demokratik örgütlü gücü olan birlik, yalnızca ortaklarının değil; tüm toplumun ekonomik ve sosyal kalkınmasında refah seviyesinin artmasında, üretime dayalı bir büyümenin gerçekleşmesinde önemli katkılar sağlıyor.
Kastamonu Köy-Koop faaliyetlerini anlatan Ziraat Mühendisi Seda Esiroğlu:
“Üretimi destekleyerek, üreticinin kazanmasını sağlıyoruz. 1977 yılında kurulan Köy Koop, 1995 yılından itibaren faaliyetlerini genişletti. Aylık 150 ton süt topluyor, üretimin büyük bölümünü il dışına pazarlanarak ekonomik döngüye katkı sağlıyoruz. Kalkınma ajansları için projeler yazıyoruz. En son yem tesisi projemizi kalkınma ajansına sunduk.
Kadın Danışma Kurulu’nu kurduk. Kadın çiftçiler çok önemli, kadın katılımının daha fazla olması gerekiyor. Önceliğimiz üreticiyi desteklemek ve kazancın doğrudan üreticinin cebine kalmasını sağlamak” dedi.

Kastamonu Sarıkonak Kooperatifi, toprağın sesini duyan, emeğin kıymetini bilen insanların bir araya gelerek kurduğu sessiz ama güçlü bir dayanışma hikâyesidir. Burada her ürün, sadece bir kazanç kapısı değil; sabrın, alın terinin ve birlikte başarma inancının somut bir karşılığıdır.
Kastamonu Sarı Konak Kadın Kooperatifi Başkan Yardımcısı Y. Ziraat Mühendisi Dilek Özdemir, sosyal yaşamda da etkin bir isim olarak dikkat çekiyor. Kastamonu Ziraat Odası Başkanı olmasının yanı sıra güzel sesi ve sanatsal yetenekleriyle de ön planda. Özdemir, Kastamonu’daki kooperatif kültürünün çok eski tarihlere dayandığını anlatarak başladığı konuşmasında şunları ifade etti:
“Doçent Dr. Mustafa Eski “İmparatorluktan Cumhuriyete Kastamonu Ekonomisi” adlı kitabında kooperatifçiliğe de yer vermiştir. 27 Eylül 1941 “Kastamonu Dokuyucular ve Dokutturucular Küçük Sanat Kooperatifi” adında bir kooperatifin kuruluşu gerçekleşiyor. En zor zamanlarda, savaş döneminde bile kooperatifin çalıştığını görüyoruz.
Kuruluşumuzu özellikle, Kastamonu Kadını’nın gurur günü olan 10 Aralık tarihinde geçekleştirdik. Kadının emeğini değerlendirmenin yanı sıra Kastamonu coğrafyasındaki kültürü tanıtmayı da amaçlıyoruz. Siyez buğdayından ürünlerimiz, taş baskıyı günlük yaşama uyarladığımız tasarımlarımız ve Kastamonu yöresel yemeklerini, kahvaltılarımızı sunduğumuz konağımızda üyelerimizle uyum içinde çalışıyoruz. Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı ile çalışıyoruz. Kırsal kalkınma için KUZKA ve Kastamonu Üniversitesi ile birlikte çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Hep iş iş iş olmaz. Bizim keyifli etkinliklerimiz de var. Fasıllı gecelerde stresimizi atıyor, hem de sosyalleşmeye katkı sunuyoruz. İlk Kadın Ritm Grubunu kurup, bunu güzel bir gösteri ile taçlandırdık.
Bu arada şu anda rahatsızlığı nedeniyle aramızda olamayan Başkanımız Mihriban Tüfekçi’nin de sizlere selamlarını iletiyorum.”

Kastamonu Sanat Kadın Kooperatifi’nde, her ilmekte bir hayat, her motifte bir geçmiş saklıdır; kadınların ellerinde şekillenen üretim, sadece bir ürün değil, bir kimlik ve hafızadır.
Kastamonu Sanat Kadın Kooperatifi Başkanı Serpil Durgut, sosyal medyayı etkin kullanması, hitabet yeteneği ve kooperatifin yurt dışı bağlantılarla yöresel ürünleri Dünya’ya tanıtma çabaları ile dikkat çekiyor. Kendi kooperatif faaliyetlerini anlatarak kadın girişimciliğinin bölgesel kalkınmaya etkilerini paylaştığı konuşmasında:
“Tarım Bakanlığı, Tarım İl Müdürlüğü ve Türk Şekerin desteğiyle açılan Şeker Markette ürünlerimiz satılmaya başladı, teşekkür ediyoruz. Önceki konuşmacılara katılıyorum. Kadın erkek kooperatiflerde birlikte hareket etmeliler. ‘Yapıyoruz ama satamıyoruz’ diyen hanımlar için ürünleri satabilecekleri platformlar oluşturuyoruz. Antalya'da yaşayan ve Türk kültürü ile el sanatlarına ilgi duyan Japon yazar İkumi Nonaka ile irtibata geçerek kendisini kente davet ettik. Nonaka, Japonya'da yaşayan ve Kastamonu iğne oyalarına ilgisi olduğunu bildiği arkadaşı Akiko Kawasaki'yle kente geldi. Nonaka ve arkadaşına, kooperatif binasında 7 gün boyunca iğne oyası dersi verdik. Bu bağlantı ile kooperatifimiz tarafından 150 mendilin kenarlarına iğne oyası yapılarak, Japonya’ya gönderdik.
Kastamonu’nun yöresel 2 yemeğini de paketleyip, hazır gıda olarak satışa sunduk. Kız kardeşimin çeyizi projesiyle de ihtiyacı olan genç kızları, çeyizlerle buluşturduk. El sanatları öğretmeni olduğum ve kursa gelen hanımlardan şiddet görenler olduğunu fark ettiğim için ekonominin yanı sıra psikolojik destek de vermenin önemli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca toplu siparişler alarak engelli, eşi vefat eden hanımların ayakta durmasını sağlamak amacındayız. Mağdur kadınların sesi olmaya çalışıyoruz”
Tosya’nın rüzgârı, dağlardan süzülüp ovaya inerken yalnızca toprağı değil, hikâyeleri de besler. O hikâyelerden biri, henüz 35’lerinde, kendi yolunu kendi emeğiyle açan bir kadın girişimcinin sessiz ama güçlü yolculuğudur.
Girişimci Zeynep Erkaragülle, Tıbbi Aromatik Bitkilerle Kırsal Kalkınmaya katkı sunuyor. Naif, güzel, genç bir kadın girişimci olan Erkaragülle, kırsalda yaşayan kadınların ormanlık alandan topladıkları bitkileri de satın alarak istihdama katkı sağlıyor. Kastamonu’nun Tosya ilçesi tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yaptığını belirten Zeynep Erkaragülle İstanbul’da başlayıp, Muğla’da devam eden ve Tosya’ya uzanan ilham veren hikayesini şöyle anlattı:
“İstanbul’da yaşıyordum. İşimden ayrılıp, Aydın, İzmir ve Muğla'da tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği üzerine eğitimler aldım. Bu süre zarfında doğal ürünler yetiştiren fabrikalarda da çalışıp, kendimi geliştirdim. 2019 yılında da Muğla'dan kendi ata toprağım olan Tosya'ya taşındım. Tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği yapmak adına bir arazi bulduktan sonra lavanta dikimi gerçekleştirdim. Lavantadan sonra da biberiye, adaçayı, kekik, nane, aynı sefa, aronya gibi başka bitkiler de diktim, yetiştirmeye başladım. Uçucu bitki yağları elde ettik. Ardından bunların satışını gerçekleştirmeye başladım. İnternet üzerinden bir işletme kurdum.
Çevremde de talep artınca dükkan açtım. Bitki, sabit bitki yağları, uçucu bitki yağları ve hidrozoller, sirkeler sabunlar ve bazı kremleri imalathanemizde yapıyoruz. İnsanlar doğal ürün istiyor. Hem ürünü hem emeği değerlendirmiş oluyoruz. Aynı zamanda böyle bir istihdam yolu da açmış oluyoruz.
Tıbbi aromatik bitkilerden çeşitli ham maddeler üretsek de asıl hedefimiz sadece ham madde tedarikçisi olmak değil; alternatif üretim modellerine yönelerek kırsal kalkınmaya destek olmaktır."
Toprağın dilini en iyi bilen ellerdir kadınların elleri… Bir tarlanın sessizliğinde filizlenen umut, çoğu zaman onların sabrıyla büyür. Kırsal kalkınmanın gerçek gücü, işte bu görünmeyen emeğin görünür hâle gelmesiyle ortaya çıkar. Kadın üretime katıldıkça, bilgiyle ve destekle güçlendikçe; ekonomik bir değerin yanı sıra sosyal bir dönüşüm de başlar.
Bu panel, yalnızca bir etkinlik değil; aynı zamanda bir farkındalık çağrısıydı. Ve bu çağrının arkasında, kadının kırsaldaki emeğini görünür kılmayı, onu ekonomik ve sosyal anlamda güçlendirmeyi sadece bir konu başlığı değil, bir sorumluluk olarak ele alma vardı.
Dileğim; Katılımcılara ilham veren, topluma dokunan, dönüştüren, geliştiren çözüm odaklı ve ufuk açıcı programların sürmesi…
