Turizm Zirvesi; zamanın katman katman biriktiği, hafızasında nice uygarlıkların hikâyelerinin yer aldığı “kadim bir sahne”de; Kastamonu’da gerçekleştirildi.
Bu zirve, turizm ile birlikte, yörenin ruhunun, nasıl daha görünür kılınabileceğinin arayışıydı. Çünkü bu topraklar, sadece geçmişin emaneti değil; aynı zamanda geleceğin de umudu olmalıdır.
Turizm, yalnızca görmekle değil; dokunmakla, duymakla ve anlamakla anlam kazanır. Ve Anadolu, anlatıldıkça değil, paylaşıldıkça çoğalan bir hazinedir.
Kastamonu Turizm Zirvesi’nde dile gelen her fikir, bir yol haritasından çok daha fazlası, kurulan her cümle, geleceğe bırakılmış bir iz gibiydi. Konuşulan her başlık; aslında tek bir hedefte birleşiyordu:
“Kastamonu’nun hak ettiği değeri görmesi.”

Turizm Haftası dolayısıyla, Kastamonu Valiliği himayelerinde İl Kültür Turizm Müdürlüğü koordinasyonu ile düzenlenen program dahilinde gerçekleşen panel ile ilgili olarak İl Müdürü Kerem Seven, Turizm Zirvesi'nin kentin zengin turizm potansiyelinin çok yönlü ele alınması açısından önemli olduğuna dikkat çekti.
"Kültürel değerlerimizden kırsal turizme, sinemaya, spora, sağlıktan kruvaziyer turizmine kadar geniş perspektifte yapılacak değerlendirmelerin Kastamonu turizmine yeniden ivme kazandıracağına inanıyoruz. Kastamonu'nun kültürel mirasını korumak, turizm çeşitliğini artırıp hak ettiği yere ulaşmasını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" diyen Müdür Seven, turizmin yalnızca bir destinasyonu tanıtmaktan ibaret olmayıp, hikaye ve deneyimlerden oluşan güçlü bir kimlik olduğunu ifade etti. Kastamonu’yu sahip olduğu değerlerle bu hikayeyi en güçlü şekilde anlatabilen şehirlerden biri olarak gördüğünü sözlerine ekledi.

Karadeniz’in hırçın dalgalarından Anadolu’nun direncine uzanan bir izdir Kastamonu İstiklal Yolu. Doğayla iç içe uzanan parkurları, tarih ve yürüyüş turizmini birleştirirken; ziyaretçilerine sadece bir manzara değil, bir ruh hali sunar.
Kurtuluş Savaşı’nın izlerini adım adım hissettiren İstiklal Yolu, gelecek nesillere anlatılan bir onur hikâyesidir.
Turizm Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan Kastamonu Vali Yardımcısı Aydın Ergün de tam bu konuya değindi. İstiklal Yolu’nun yalnızca bir doğa sporu rotası olarak değil, tarihsel bir hat olarak da değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çektiği konuşmasında şunları söyledi:
"2008 yılından bu yana büyük çabalarla bir noktaya getirilen İstiklal Yolu’nun, bir outdoor spor alanı olarak anılmasını istemiyoruz.
Geçen yıl İstiklal Yolu etkinliği bittikten sonra çalışmaya başladık. Gençlik ve Spor Bakanlığımız da bizim yaptığımız tespiti yapmış. Çankırı Valiliği ile görüşmelerimiz devam ediyor. Önümüzdeki yıldan itibaren inanıyorum ki biz bunu Çankırı ile birlikte yapacağız. Gemiyi İnebolu'da karşılayacağız. Ilgaz, Çankırı sınırında bayrağı Çankırı'ya vereceğiz. Hedefimiz bu yolu Ankara Polatlı’ya kadar kesintisiz bir rota haline getirmek ve bu farkındalığı sürekli kılmaktır.
Bu alanda ve kanyonlarımız konusunda rakibimiz yok.”

Turizm Zirvesi’nin moderatörlüğünü üstlenen KUZKA Destinasyon Geliştirme Birim Başkanı Serkan Doğru, turizmin çok paydaşlı bir sektör olduğuna dikkat çekti.
“4 mevsim 12 ay turizm potansiyeline sahip olmak yeterli olmuyor. Buna sahip çıkıp, geliştirmek lazım. Bugünkü paydaşlarla bunları konuşacağız. Bölgemize yansıması nasıl olur, bu paydan nasıl yararlanırız?” diyen Dr. Serkan Doğru, Kastamonu ekonomisi ve tanınması için emek veren, bölgenin sessiz potansiyelini görünür kılan, toprağın bereketini, emeğin gücüyle buluşturmak için ince dokunuşlar yapan Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı’nda görev yapıyor.
Kastamonu, Anadolu’nun kalbinde saklı bir zaman sandığı gibidir; kapağını araladıkça içinden yüzyılların sesi yükselir. Yalnızca tarih kitaplarında kalmayan, yaşayan bir kültür olarak, geçmişi günümüze aktarmış olan nadir yerlerden biri olarak dikkat çekmektedir.
İçişleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik ile Gençlik ve Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı görevlerinde bulunmuş olan Murat Başesgioğlu, bakanlıklarına bağlı birçok projeyi hayata geçirmesinin yanı sıra Kastamonu Kültürü ve İstiklâl Yolu Rotası gibi kültürel mirasın tanıtımı çalışmalarında yer almıştır.
Yaptığı sunumda, İstiklal Yolu’nun Milli Mücadele’deki öneminden söz eden Başesgioğlu;
“Kastamonu’nun, Milli Mücadelede tarafını erken belli etmesiyle katkısı büyük olmuştur. Milli Mücadele döneminde Gazi Mustafa Kemal'in kararıyla cephanenin İnebolu üzerinden Anadolu'ya taşınması, Kastamonu'nun bu vatanın meşakkatini yüreğinde nasıl hissettiğinin kanıtıdır.
İstiklal Yolu’na tarihi bir misyon vermek lazım. Yolu ona göre düzenlemek gerekir. Konağı tamir etmek yetmez, işlerlik kazandırmak gerekir. İstiklal Yolu, İstikbal Yolu’muzdur.
Bu coğrafyada Paflagonyalılardan başlayarak Hititler, Frigler ve Perslere kadar uzanan muazzam bir tarih var. Turizmin; Kastamonu'nun tarihi derinliği, bu köklü geçmiş üzerine inşa edilmesi gerekmektedir. Bütün sektörlerin arka planında bu tarih panosu yer almalıdır” derken, konuşmasını tarihten alıntılar ve anılarla destekledi.

Bazen bir film, bir kentin yıllarca anlatamadığını birkaç sahnede anlatır. İşte bu yüzden sinema, turizmin en sessiz ama en etkili elçilerinden biridir. Bir karakterin yürüdüğü sokakta yürümek, onun baktığı manzaraya aynı yerden bakmak ister insanlar…
Perdede izlenen her şehir, kendi hikâyesini anlatma fırsatı bulur. Sinema ve diziler, çekildikleri bölgeleri cazibe merkezi haline getirerek turist sayısını artıran ve yerel ekonomiyi canlandıran en güçlü tanıtım araçlarından biridir.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü, Yapımcı Birol Güven, “Diziler ve Filmlerin Tanıtıma Etkisi” hakkında konuştu. Çocuklar Duymasın, Kadın İsterse, Seksenler, Arka Sıradakiler, En Son Babalar Duyar, Doksanlar gibi çok sevilen dizilerin yanı sıra yapımcısı olduğu filmler, kaleme aldığı kitaplar, alanında verdiği eğitimlerle çok üretken ve etkin bir sinema insanı olarak dikkat çekiyor.
"Sektörümüzün turizmle çok yakından bir ilişkisi var. 150'ye yakın ülkede, 1 milyara yakın insana Türk dizilerini gösteriyoruz, satıyoruz. Dünyada 1 milyara yakın insan Türk dizilerini düzenli olarak seyrediyorlar. Türkiye'nin çok önemli mekanlarını, değerlerini ve gastronomisini tanıtmak için dizileri kullanıyoruz
Sanatın temeli sipariştir. Sipariş olmadan sonuca ulaşamayız. Portakal üreticileri portakal suyunun kahvaltıda içilmesini Hollywood'a sipariş ettiler. Yine 2. Dünya Savaşı sonrası mücevher satışları durma noktasına gelince, diz çöküp tek taşla evlenme teklifini Hollywood'a sipariş ettiler. Filmde izlenmesinin ardından tüm Dünya’ya yayıldı. Bugün turizm ya da kültürel değerlerin sinema yoluyla aktarılması için bizim çalışmamız gereken şey sipariştir. Sipariş kelimesi üzerinde biraz zaman ve emek harcamamız gerekiyor" dedi.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven, Kastamonu’ya gelmiş olan Gezen Sinema'nın asıl amacının, şehirlerin merkezi değil, ilçeler olduğunu söyleyip, “Sinema gittiği yeri şenliğe çevirir. İnşallah bizim tırımız da Kastamonu’da Turizm Haftasını bir şenliğe çevirmeye vesile olur” diye ekledi.
Sporun olduğu yerde hareket vardır; hareketin olduğu yerde turizm umudu filizlenir. Çünkü spor, gelip geçen bir etkinlik değil; iz bırakan bir buluşmadır. Profesyonel kamplar, uluslararası müsabakalar ve doğa sporları ile bölgesel kalkınmayı hızlandırır, istihdam yaratır ve kültürlerarası etkileşimi güçlendirerek ülke imajına katkı sağlar.
Gençlik ve Spor Bakanlığı Uluslararası Organizasyonlar ve Dış İlişkiler Daire Başkanı Burak Mumcu, Türkiye'nin spor turizmi potansiyelinin önemini şu sözlerle anlattı:
“Sporcuların bir kampı 2 hafta kadar, bazen de 1 ay sürer. Bu da avantaj sağlar. Sporcuların harcamalarının ekonomiye katkı sunması kadar sosyal medya paylaşımları da tanıtıma destek olur.”
Kastamonu’da Milli Takımlar Kamp Alanı olmasının öneminden söz eden Mumcu, yapılan kamp eğitim merkezinin değerini vurguladı. İstanbul Kıtalararası Maratonu, Rize’de Kar Motosikleti Müsabakalarından örnek vererek, Dünya’da olmayan, Kastamonu’da olan bir özelliği ön plana çıkarmak gerektiğini söyledi.
Burak Mumcu, İstiklal Yolu Koşusu ve spor çalıştayı yaparak, Kastamonu’nun spor turizmi rotasını belirlemeyi önerdi.
Kırsal kalkınma, toprağın yalnızca ürün değil; umut da verdiğini hatırlatan bir yolculuktur.
İş İnsanı Elif Boyner, sadece ailesinin şirketler grubuyla değil, kendi projeleri ile de dikkat çekiyor. Sürdürülebilir yaşam projeleri, kadınların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayacak ve köy hayatını ön plana çıkaran çalışmalarla tanınıyor.
Kadın istihdamını artırmaya yönelik ‘Seninle Tamam’ projesiyle çeşitli nedenlerden dolayı çalışma hayatına ara vermek durumunda kalmış kadınlara iş imkânı sunmayı amaçlarken, ‘Biriz Birlikteyiz’ ile çalışanlarının maruz kalabileceği şiddete karşı yanlarında olduklarını hissettiriyor. Engelsiz iletişim için ‘Gönülden İşaret’, ebeveynlere haklar tanıyan ‘Yarınlar Büyüsün’, ve ‘Askıda İyilik’, ‘Her Mağaza Bir Öğrenci’ gibi bir çok proje dikkat çekiyor.
Elif Boyner baba tarafından Kastamonu’nun Tosya ilçesinden olduğunu hatırlatarak, burada hayata geçirilecek olan projeden söz etti. Pınarbaşı’nda konuk edildiğini, şelale sesini duyarak uyuyup, uyanmanın çok etkilediğini anlattı. Anne tarafından da Eskişehir Sazak köyünden olduğunu ifade eden Boyner, orada hayata geçirdikleri proje hakkında bilgi verdi.
“Halka projesi: Üretim, yönetim ve sosyal yaşam ekseninde bütüncül bir değişimi hedefliyor. Sürdürülebilir bir yaşam döngüsü ve süreklilik içeren bir köy modeli yaratmak amacıyla yola çıkarken, Anadolu’nun kadim üretim yeteneğini canlandırmayı ve nesiller arası bağı onarmayı hedefliyor. Adı gibi, birbirine eklenen, büyüdükçe güçlenen bir dayanışmanın simgesi. Bir kadının emeğiyle başlayan üretim, başka bir kadının umuduna, bir başka hanenin yarınına dokunuyor.
2 sorun dikkat çekiyor. Birincisi köylerde genç nüfus yok. İkincisi de Üretmek isteyenler var ama nereye satacaklarını bilmiyorlar. Kırsal kalkınma projeleriyle buna çare olmayı amaçlıyoruz. Tosya’da başladığımız çalışmalarda da Ahilik teşkilatı ve Bacıyan_i Rum (Anadolu Bacıları)’dan esinlenerek, kırsal kalkınmaya önem verip, kadınları üretime yönlendiriyoruz. Tosya’da bıçkı, bıçak ve dokuma konularına ağırlık vereceğiz.”
Sağlık turizmi, sadece bir tedavi süreci değil, aynı zamanda konaklama, ulaşım ve turistik gezileri kapsayan ve hızla büyüyen bir sektör olarak dikkat çekmektedir.
Sağlık turizmi hastaları iyileştirirken ya da fiziki görünümlerine katkı sağlarken, yöreyi de hareketlendirir, ekonomiye can verir. Sağlıkla gelen her adım, o toprağın kaderine kalıcı bir iyilik bırakır. Sağlık alanındaki başarılar aynı zamanda şehrin güvenilirliğini ve marka değerini artırır.
Turizm Zirvesi’nde Uluslararası Sağlık Turizmi Enstitüsü Başkanı Fatih Seyran 'Sağlık Turizmi' konusunda bilgi verdiği konuşmasında şu görüşlere yer verdi:
“Sağlık turizminde Türkiye özellikle saç ekme, estetik ve diş implantı konularında çok dikkat çekiyor. İnfluencer gibi popüler kültür, bu konuda bizim işimize yarıyor. Hollywood gülüşü , Dünya’da inanılmaz revaçta. Türkiye bu konuda, uygulamada çok iyi. Tuba Büyüküstün yurt dışında da tanınıyor ve çok seviliyor. Biz de, Tuba Smile (Tuba Gülüşü) diye bir ürün ortaya koymalıyız, dedim.
Kastamonu’da ‘Ballıdağ Senatoryumu’ alanında 1 numaraydı. Bundan esinlenerek buraya özel sağlık turizmi modeli geliştirilmeli. Sağlıklı yaşam köyleri, engelliler için fizyoterapi merkezi olabilir.
Kastamonu için hayata geçirilebilecek, her yerde olmayan, özgün bir alan mutlaka vardır. Bu bulunmalı. İnanmak iyidir ama başaracağını bilmek daha önemlidir. Bu motivasyonla hareket etmeliyiz.”
Ve Cruise yolculuğu… Denizin ortasında, ufkun gökyüzüyle neredeyse görünmez bir çizgide birleştiği o yerde başlar. En güzel yönü de hep mavilikler içinde sürer; gökyüzü ile denizlerin mavisi birlikte sarmalar yolcuları…
Geminin içinde ise ayrı bir hayat akar. Ama en çok da geceleri, güvertede dalgaların sesi ile dinlenir, kendi iç sesine ulaşır konuklar. Kruvaziyer turizminde amaç yalnızca bir yerden bir yere gitmek değildir; denizle iç içe olmanın, durup düşünmenin kendisidir. Kıyılar değişir, şehirler geride kalır ama insanın içinde biriken o dinginlik, uzun süre yerini korur.
Araştırmalar, kruvaziyer yolcularının yüzde 60’ından fazlasının ilk kez bir kruvaziyer seyahati sırasında keşfettikleri destinasyonlara daha sonra tekrar döndüğünü ortaya koyuyor. Görüyoruz ki, kruvaziyer uzun vadeli turizm talebini de destekliyor.
Miray Cruises Yöneticisi Hakan Yılmazer, Karadeniz’de kruvaziyer turizmini anlatırken, Miray Cruises’in ‘Gemini Yüzer Oteli’ ile 3 yıl önce çocuklarımla birlikte Ege Adalarına yapmış olduğumuz geziyi anımsadım. Keyfini, mutluluğunu ruhumda tekrar duyumsadım.
Yılmazer Karadeniz seferlerine de başladıklarını ifade edip, şunları söyledi:
“Konaklamalı seferler Karadeniz turizmine katkı sunacaktır. Alman, İngiliz ve Avrupalı turistleri getiriyoruz, biz para kazanırken, Ülkemize de para kazandırıyoruz ve tanıtımını yapıyoruz.
Kastamonu, sahili ve doğa güzelliği ile olduğu kadar şehir olarak da kültür, tarih barındıran özelliklere sahip. Yeteri kadar tanınmasına, kıymetinin bilinmesine bu turlar katkı sağlar. Bizim için satışlar çok kolay ancak limanlar, alt yapılar ve 1 gece konaklama imkanının yeterli düzeyde olması çok önemli, bunun sunulması gerekiyor.
İstanbul çıkışlı Trabzon, Sinop ve Amasra’ya uğrayan tur yaptık. 17 Temmuz’da ise Rusya, Almanya, Cezayir rotasına Karadeniz’in de dahil olduğu gezilerimiz başlıyor. Buna Kastamonu niçin dahil olmasın? Şartlar hazır olunca, bizi davet edin, rotamızda Kastamonu da yer alsın.”
Bu anlamlı zirveye emeğiyle, fikriyle katkı sunan herkese teşekkürler… Belki de bu buluşma, şehrin kendi değerine yeniden dönüp bakacağı bir farkındalığın da başlangıcıdır.