Bugün antrenman salonunun kapısından çekinerek giren bir çocuk, yarın dünya arenasında ülkesinin adını duyuran bir sporcu olabilir.
Hiç düşündünüz mü?
Bir çocuğun hayatı ne zaman değişir?
Bir öğretmenin ona inandığı gün mü? Bir anne babanın elinden tutup doğru bir yola yönlendirdiği gün mü? Yoksa kendisini ilk kez bir takımın parçası olarak hissettiği gün mü?
Bir veliyle karşı karşıya olduğumu düşünün. Bana şöyle soruyor:
“Hocam, benim çocuğum biraz içine kapanık. Arkadaş edinmekte zorlanıyor. Kendisine pek güvenmiyor. Kick boksa başlasa ona ne kazandırır?”
Ben de kendisine şu soruyu soruyorum:
“Çocuğunuzun yalnızca spor öğrenmesini mi istiyorsunuz, yoksa kendisine inanmasını, sorumluluk almasını ve hayatında bir hedefinin olmasını da ister misiniz?”
Çünkü kick boks, dışarıdan bakıldığında yumrukların ve tekmelerin konuştuğu bir spor dalı gibi görünebilir. Oysa bir antrenörün gözünden bakıldığında, bu sporun içinde çok daha büyük bir hikâye vardır.
Disiplin vardır. Sabır vardır. Saygı vardır. Yenilgiden sonra yeniden ayağa kalkmak vardır.
Ve en önemlisi, henüz kendisinin bile farkında olmadığı potansiyeli keşfeden bir çocuk vardır.
Bir Çocuk Salona Girdiğinde Yalnızca Sporcu Olmaya Başlamaz
İlk kez antrenmana gelen bir çocuğu düşünün.
Belki arkadaşlarının yanında konuşmaya çekiniyor. Belki kendisini başkalarından daha yetersiz görüyor. Belki okulda dışlanıyor ya da bir gruba ait olmakta zorlanıyor.
Antrenman salonunun kapısından içeri girdiğinde ise onu yeni bir dünya bekliyor.
Öğrenmesi gereken hareketler, aşması gereken zorluklar, birlikte ter dökeceği arkadaşlar ve ulaşabileceği hedefler…
İlk gün yapamadığı bir hareketi sonraki hafta başardığında kendisine biraz daha fazla güvenmeye başlıyor. Antrenmanda sorumluluk aldıkça disiplin kazanıyor. Takım arkadaşlarıyla birlikte çalıştıkça paylaşmayı, saygı duymayı ve dayanışmayı öğreniyor.
İşte kick boksun asıl değerlerinden biri burada ortaya çıkıyor.
Bir çocuğa yalnızca nasıl mücadele edeceğini değil, mücadele etmekten korkmamayı da öğretebilmek.
Elbette her çocuk aynı şekilde gelişmez. Her çocuğun yeteneği, hedefi ve ihtiyaçları farklıdır. Ancak doğru antrenörlük yaklaşımıyla kick boks, çocukların fiziksel gelişimlerine ve özgüvenlerine katkı sağlayan, onları ortak bir amaç etrafında buluşturan önemli bir eğitim ortamına dönüşebilir.
“Hocam, Benim Çocuğumdan Şampiyon Olur mu?”
Bu soruyu duyduğumda aklıma hep şu düşünce gelir:
Bugün karşımızda duran çocuğun yarın nerelere ulaşabileceğini gerçekten biliyor muyuz?
Dünya şampiyonlarının hikâyeleri çoğu zaman kürsüde başlıyor gibi anlatılır. Oysa hiçbir başarı yalnızca madalya töreninden ibaret değildir.
Her şampiyonun arkasında tekrar edilen antrenmanlar, yorulduğu günler, kaybettiği maçlar, yeniden denediği hareketler ve ona inanan insanlar vardır.
Belki bugün salonumuza gelen bir çocuk henüz temel hareketleri öğreniyor. Belki müsabakaya çıktığında heyecanlanıyor. Belki ilk yenilgisinde üzülüyor.
Ama doğru yönlendirme, düzenli çalışma, aile desteği ve sporcunun kendi emeğiyle o çocuk yıllar içinde kendisini geliştirebilir; il, Türkiye ve uluslararası müsabakalarda önemli başarılara ulaşabilir.
Nitekim spor dünyasında, bir zamanlar mütevazı imkânlarla antrenman yapan çocukların yıllar sonra dünya şampiyonluğu kürsüsüne çıktığını görüyoruz.
Peki, yarının başarılı sporcuları bugün nerede?
Belki bir okulun bahçesinde arkadaşlarıyla vakit geçiriyorlar. Belki kendilerine uygun bir spor dalını henüz keşfetmediler. Belki de bir antrenörün kendilerine inanmasını bekliyorlar.
Dünya arenasında ülkesinin adını duyuracak sporcular, bir zamanlar ilk antrenmanına çıkan çocukların arasından yetişir.
Bu nedenle çocuklarımıza fırsat vermek, onların yeteneklerini keşfetmelerine yardımcı olmak ve gelişimlerini sabırla desteklemek zorundayız.
Kick Boks Yalnızca Rakibini Yenmek Değildir
Bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum.
Kick boksun çocuklara kazandıracağı değerleri yalnızca fiziksel güçle açıklayamayız.
Gerçek bir spor eğitimi, gücün sorumluluk gerektirdiğini de öğretmelidir.
Bir sporcu rakibine saygı duymalıdır. Öfkesini kontrol edebilmelidir. Kazandığında kibirlenmemeli, kaybettiğinde mücadeleden vazgeçmemelidir.
Okulda bir arkadaşı dışlandığında ona sırtını dönmemeli; kendisinden daha güçsüz gördüğü birine üstünlük kurmaya çalışmamalıdır.
Çünkü ringde rakip olan iki sporcu, maç sona erdiğinde birbirinin emeğine saygı duymayı bilmelidir.
Bizim çocuklarımıza öğretmek istediğimiz güç anlayışı budur.
Gücünü başkasını ezmek için değil, kendini geliştirmek ve doğru olanı savunmak için kullanmak.
Akran zorbalığıyla mücadelede de bu anlayış önemlidir. Kick boks, doğru bir eğitim ortamında çocuğun özgüvenini geliştirmesine, sağlıklı ilişkiler kurmasına ve sınırlarını öğrenmesine yardımcı olabilir. Ancak zorbalıkla mücadele için ailelerin, okulların ve gerektiğinde uzmanların desteği de gereklidir.
Peki, Bir Çocuğun Hayatında Antrenör Ne Değiştirebilir?
Belki bir çocuğun yeteneğini ilk fark eden kişi olur.
Belki kendisine inanmadığı bir gün, ona yeniden deneyebileceğini hatırlatır.
Belki kaybettiği bir maçtan sonra yalnızca sonucuna bakmaz; gösterdiği emeği de görür.
Bazen de çocuğa şunu söyler:
“Bugün istediğin sonucu alamadın. Ama çalışmaya devam edersen gelişebilirsin. Ben senin emeğini görüyorum.”
Bir antrenörün görevi yalnızca teknik öğretmek değildir. Çocuğun gelişimini takip etmek, doğru hedefler belirlemesine yardımcı olmak ve başarı kadar karakter gelişimine de önem vermektir.
Çünkü bazı çocuklar salona bir hedefle gelir. Bazıları ise zamanla bir hedef keşfeder.
Ve bazen yıllar sonra bir dünya şampiyonunun hikâyesini dinlediğinizde, o hikâyenin başlangıcında yalnızca küçük bir spor salonu, inançla yapılan antrenmanlar ve vazgeçmeyen bir çocuk vardır.
Velilerimize ve Gençlerimize Bir Çağrım Var
Değerli velilerimiz…
Çocuklarınızı spora yönlendirirken yalnızca madalya kazanıp kazanmayacaklarına bakmayın. Onların sağlıklı, disiplinli, özgüvenli ve sorumluluk sahibi bireyler olarak gelişmelerine de önem verin.
Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Her gelişimin bir zamanı olduğunu unutmayın. Başarıya ulaşması için ona destek olun ama üzerindeki beklentileri bir baskıya dönüştürmeyin.
Sevgili gençler…
Kendinizi henüz keşfetmediyseniz, bu sizin yeteneğiniz olmadığı anlamına gelmez. Belki de doğru hedefle henüz karşılaşmadınız.
Bir spor salonuna adım atmak, yeni bir şey öğrenmeye karar vermek ve emek vermeyi göze almak, kendiniz için atabileceğiniz değerli adımlardan biridir.
Belki kick boks sizin için yalnızca sağlıklı bir yaşamın başlangıcı olacak. Belki yeni arkadaşlıklar kuracaksınız. Belki de yıllar sonra uluslararası bir müsabakada ülkenizi temsil edeceksiniz.
Bunu bugünden kimse kesin olarak bilemez.
Ama bir şeyi biliyoruz: Gelişmek için fırsat bulmak, emek vermek ve doğru destekle ilerlemek her çocuğun önünü açabilir.
Son Olarak…
Benim için bir kick boks salonunun başarısı yalnızca kaç şampiyon çıkardığıyla ölçülemez.
Elbette dünya şampiyonları yetiştirmek, bayrağımızı uluslararası arenalarda dalgalandırmak ve ülkemizi gururlandırmak çok değerlidir.
Ancak bir çocuğun kendisine güvenmeyi öğrenmesi, yeni arkadaşlıklar kurması, disiplin kazanması ve hayata daha sağlam adımlarla hazırlanması da büyük bir kazanımdır.
Bazen salonumuza gelen bir çocuk yıllar sonra dünya şampiyonu olur. Bazen başarılı bir sporcu olmasa da sporun kazandırdığı değerleri hayatı boyunca taşır.
Her iki durumda da emeğimizin karşılığını görürüz.
Çünkü bizim mücadelemiz yalnızca madalya kazanmak değil; çocuklara kendilerini keşfedebilecekleri bir yol açmaktır.
Unutmayalım:
Bugün bir spor salonunun kapısından içeri giren çocuk, yarının başarılı sporcusu, bilim insanı, öğretmeni, antrenörü ya da toplumuna faydalı bir bireyi olabilir.
Bizim görevimiz onun yerine geleceği belirlemek değil, gelişebilmesi için önüne imkânlar koymaktır.
Bazen bir çocuğa açtığınız spor salonunun kapısı, onun önünde dünyanın kapılarını açabilir.
Yeter ki o çocuğa fırsat verelim, emeğine değer verelim ve kendisine inanmayı öğrenmesine yardımcı olalım.
Çünkü her çocuğun bir yere ait olmaya ihtiyacı var.
Ve belki de o yer, hayatının yönünü değiştirecek ilk adımı atacağı bir kick boks salonudur.