Tarih yolu envai konarın yurt ocağı Kastamonu, hamdan pişmişe nar ateşi Kastamonu, öyle bir hassas terazi ki olmuş ile olgunun fark diyarı Kastamonu…
“Mevsim artık sonbahar” Kastamonu.
Evvel zaman sararmaya sökün etmiş her dalın koyu yeşile can tuttuğu da…
Bugün her koyu yeşilin açık yeşile eremeden sararıp döküldüğü Kastamonu.
Kararmış ufuklar güneşe hasret…
Günyüzünü kaybeden Kastamonu.
Gürleyen özgür akan suların menbaı değil miydi?...
Cansuyuna hasret Kastamonu.
Her zafer pare pare top atışlarıyla muştulanırken…
Mağlubiyetlerle lime lime Kastamonu.
Pencere duvar…
Yol kilit.
“Yetişin son nefesimdir gelin imdada diyor”...
Namık Kemal'i işitmez Kastamonu.
(1877-78 (93 Harbi) “Osmanlı-Rus Savaşı” ardından…
Bozgunun değil (yine) dirilmenin şiiri “Vatan Mersiyesi”.
Namık Kemal ve Hikmet bey (Deli Hikmet) imzalı…
Vatan topraklarının elden yitmesine isyan.
“Ah yaktık şu mübarek vatanın her yerini
Saçtık eflake kadar dudunu ateşlerini
Kapadı gözde olanlar çıkacak gözlerini
Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yoğ imiş kurtaracak bahtı kara maderini.”
“Namık Kemal” okumadan…
Nasıl vatanperver oluna?
“Vatan Mersiyesi” ezberde tutulmadan…
Maziden atiye nasıl kök sürüle?
Bir diğer vatanperver cevap verdi İstiklal Savaşı’nda Vatan Mersiyesi’ndeki soruya…
“Gazi Mustafa Kemal Atatürk”.
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini;
Bulunur elbet kurtaracak baht-ı kara madenini.”)
(Çiçek halini bilirdim de…
Tomur tomur vereceği meyvesini bilmezdim.
Başı dumanlı dağlara öykündüğümden…
Zihnim karınca yuvası.
“Anıt” nam…
İlk çocukluğumdan son çocukluğuma.
Yaz serinliğinde…
Kış ayazında.
Başımızı yalan dünyadan çıkardığımız…
Anıt'ın ruhaniyetinde kendimizi bildiğimiz.
Yamacından tırmanıp da dallarına…
Semaya gönül verdiğimiz.
Çiçek halini bilirdim…
Meyvesini de bildim.
“Erik” çıktı…
Köşebaşında çarpışıp kitaplarımız düşmüşcesine bir mutluluk.

Henüz “ham”...
Fakir misali.
Pişmek emek…
Yanmak nasip.
Anıt’ın kıvrım kıvrım yolu…
İki yanı erik.
Damak küyürdeten cinsinden…
Avurt delen aromadan.
Vatan aziz vatan…
En kuytularına kadar hazineyle dolu.
Kim göre?...
Kim kurban ola?
Kim bir erik tanesi yoluna öle?...
Vatan müdafaasını kim bir dal erik ağacından başlata?

Dilimde “Vatan Mersiyesi”...
Zihnimde “Gazi Mustafa Kemal Atatürk”.
Anıt’tayım…
İçim dışım erik.)