Şehirler ormanlarıyla, madenleriyle, havası ve suyuyla, şelaleleri ve gölleri ve dahi apartmanlarıyla zengin değildir, hepsi de dirhem dirhem azalmaya ve hatta tükenmeye mahkumdur…

Şehirlerin asla azalmayacak ve tükenmeyecek zenginliği “insan hazinesidir”.

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (2)

Cide Başköylü “Mehmet Genç”…

Kastamonu’nun yaşayan insan hazinesidir.

“Kastamonu nedir?” sorusunun cevaplarındandır “Mehmet Genç”…

Kıymetiharbiyesidir Kastamonu’nun.

İnsan ömrü kısıtlı…

Verdiği emeğin geleceğe kök sürmesi ise ilanihaye.

Yüzyıl ne ki?...

Bin(lerce) yıl sonra Mehmet Genç’in emeği ulu bir çınar gibi Kastamonu’da sürgüne durmayı sürdürecek.

Renkler hep sarı kalacak Cide’de…

Aylar “Mehmet Genç”.

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (6)

“Mehmet Genç”…

Hep “genç” kalacak.

(Her “Temmuz” kanımız Cide kaynar…

“Rıfat Ilgaz” usta ile bir kez daha çelikleşiriz.

“Cide” demek “Rıfat Ilgaz” demek…

Kelimeleri ile pusula her nesle.

“Cide” demek “Rahime Kaptan” demek…

Savaşta da barışta da ön cephede istihdam Kastamonu kadınlarının kahramanı.

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (3)

“Cide” demek “Mehmet Genç” demek…

“Sarı Yazma” demek.

Sarı zemin üstüne renk bahçesi…

Geçmişin geleceğe kök sürümü.

Kastamonu Sarı Yazmasının “ilk” ustası ve “son” ustası Cide Başköylü Mehmet Genç…

Bir sanatı/zanaatı sırtıyla yüklenme, aklıyla geliştirme, el emeği ile yaşatma ustası.

Kastamonu’nun medarıiftiharı, referansı, hayatı yaza yaza bitirilemeyecek hikayesi Mehmet Genç…

Yaşayan insan hazinesi.)

(Sarı Yazma’nın yolculuğunu en sade, net ve doğru Cide’nin bir diğer insan hazinesi Recai Yılmaz’ın satırlarında okuyorum…

Ki Recai Yılmaz Sarı Yazma’nın Cide’deki tekstil ötesi anlamının da altını çiziyor ki “Sarı Yazma çok şeydir Cide’de; başörtüsüdür, halkoyunudur, türküdür, manidir, geleneksel kadın kıyafeti bütünüdür ve Rıfat Ilgaz’ın otobiyografik romanıdır” satırlarıyla çok ama çok önemli.

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (1)

Sarı Yazma’nın kökeninin tam olarak bilinemediğini ifade ediyor Recai Yılmaz, ilk üretim yerinin “İstanbul” olduğunun ise kesin olduğunu vurguluyor, üretime adres olarak Kumkapı’daki Ermeni ustaları gösteriyor ve toptan satışını da yapan esnaflar doğal olarak Ermeni…

1966 yılında büyük olasılık “göç” nedeniyle olsa gerek Ermeni ustalar Sarı Yazma üretimini bırakıyorlar ve kalıpları satışa çıkarıyorlar, kalıpları Tokatlı iki ortak alıyor ve üretimi sürdürüyor.

Cide’ye Sarı Yazma yıllar boyu deniz yoluyla Rum tüccarlar eliyle geldi…

Yörenin doğasından kaynaklanan renk beğenisine koşut gittiğinden belki de çok tutulmuş olsa gerek.

Recai Yılmaz’ın kaleminden öğrenmeyi sürdürüyoruz…

Üretimin Tokatlı ustaların eline geçmesi Cide’de Sarı Yazma talebinin karşılık bulmamasına yol açıyor ve bu durum İstanbul piyasasında konuşulur oluyor.

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (5)

İstanbul Samatya’da “kağıtiçi yazma” atölyesinde çalışan Cideli Mehmet Genç 1976 yılında işinden ayrılıyor ve işi bırakan iki Tokatlı ortaktan birinin elindeki Sarı Yazma kalıplarını yüksek bedelle satın alıyor, diğer ortak kalıpları yakmıştır Sarı Yazma’nın devamı olması diye…

Edinemediği kalıpları İstanbul’da yaptıracak usta bulamayınca Cide Başköy’e döner ve yöredeki ıhlamur ağacından Sarı Yazma kalıplarını kendisi yapar, tezgahı kurar ve Sarı Yazma imalatına başlar Mehmet Genç.

Recai Yılmaz’ın satırları ile noktalayalım…

“Mehmet Genç, böylece 1962 yılında İstanbul Mevlanakapı’da çırak olarak başladığı, Silivrikapı, Kocamustafapaşa, Samatya ve Samatya Etyemez’de devam ettiği yazma işine 1977 yılından sonra köyünde devam eder.”)

Renklerden Sarı, Aylardan Mehmet Genç (4)

(Şehirler kimlikleri ile var olur…

“Cide Kimliği” içindeki damarlardan biri “Sarı Yazma”.

Sahil şehri olmasının verdiği bir kimlik “Sarı Yazma”…

Deniz şehirleri farklı kültürlere daim açıktır.

Sarı Yazma’yı “Kastamonu/Cide Sarı Yazması” yapan usta “Mehmet Genç”…

Ömrü uzun olsun.

Kastamonu’ya/Cide’ye düşen en değerli hazinesinin “insan” olduğunun daim bilincinde olmak…

Mehmet Genç’ler ile onur duymak, gurur duymak ve elbette vefayı baki kılmak.)