Bakır diyarında 3 dönem layığı ile belediye başkanlığı yaptı, “belediye başkanlığı nasıl yapılır” dersini bakır gibi saf yüreği ve müstağni nefsi ile verdi, muhayyilesiyle ve havsalasıyla Küre’ye devrialemin ufkunu açtı…
Yolcuya her zaman yol var.

Küre’yi “1994-2009” yılları arasındaki “3 dönem/15 yıl” boyunca bir “Engin” belediye başkanı yönetti…
Yerüstündeki dağlarınca ve yeraltındaki madenlerince engin.
“Yerel yönetim” abece’sinde “yerli” ve “yerel” değerleri “bilkuvve” ve “bilfiil” daima zihin ve eylem pergelinin merkez ayağında tuttu…
Pergelin diğer ayağıyla “imece” ve “müştereklik” çemberi içine aldı halkı.
Asla siyasetin kör, çıkmaz ve hamasi sokaklarına girmeyerek…
Eyleme mahallinde “yöresel” ama ufukta daima “evrensel” kalarak.
Ne cüssesinin ne de kavramının zerresine gölge düşürmemecesine yüce bilerek emeği…
İnsanın hangi makam ve mevkide olursa olsun emekten başka sermayesi olmadığının bilincinden uzaklaşmayarak.
Küre’nin belediye başkanlığını yaptı 3 dönem/15 yıl “Engin Ayrancı”…
Belediye başkanlığı nasıl mükemmel yapılırsa onun da fazlasıyla yaptı.
(Serbest meslek sahibi iken Küre’de…
Siyasete girdi ANAP’ta.
1980 sonrası Türkiye’sinde ANAP, ideolojisi yahut tüzüğü her neyi gösteriyorsa göstersin, çıkışı ve iktidara gelişiyle askeri darbeye karşı halkın itirazıydı…
Diktanın işaret ettiği yönün tersi istikametine gitmesiydi halkın.
Türkiye’yi “neoliberalizm” denizinde yelkensiz bırakması ayrı konudur elbet ANAP’ın…
Milletin muhayyilesinde “demokrasi” idi, “özgürlük” idi, işkencelere “isyan” idi.
1989 belediye seçimini Küre’de “SHP” kazanırken “ANAP” ikinci parti oldu…
Engin Ayrancı’nın “5” yıl sürecek ilçe başkanlığı dönemi başladı.
1994 yerel seçimlerinde partisinin Küre belediye başkan adayı oldu…
Bin 805 geçerli oyun 668’ini alarak belediye başkanı seçildi.
1999 yerel seçimlerine girdi…
Bin 935 geçerli oyun 762’sini alarak belediye başkanı seçildi.
2004 yerel seçimlerine girdi…
Bin 722 geçerli oyun 684’ünü alarak belediye başkanı seçildi.)
(Engin Ayrancı’nın “Küre’sel” zihninin izi bugün dahi sürülmüş olsa “Küre” ve hatta Kastamonu için “kurtaran” nice proje hayata geçirilebilir…
Başlattığı ve sonrasında yarım bırakılan duvar pekala yükseltilebilir.
Misal…
“Kültür”, “spor” ve “turizm” veçheleriyle “Kızak”.
“Yerlilik” ve “yerellik”…
“Geleceğe kök sürmek”.
Geleneksel ismiyle “kayık”, tabiri caiz “kızak”, ecnebice “Luge”…
“Sosyolojik”, “filozofik”, “fizik/kimya/matematik” alanlarında seyrüsefer “kızak”.
Küre ve havalisinin yüzlerce yıllık “yerel kimlik mirası” kızak kültürünü ve kızak yarışlarını devrin demirbaşı haline getirmenin gayretinde başarılı oldu Engin Ayrancı…
Küre merkezli olarak Kastamonu’nun dünya çağında bir “kızak merkezi” olmasıydı hayali/hedefi.
“Küre’sel görüş”…
“Engin Ayrancı” buydu işte.
Küre’nin en az 500 yıllık “kızak” kültürü diğer milletlerce “Luge” ismiyle “olimpiyatta” nam…
“Kızak (İngilizce: Luge) küçük bir veya iki kişilik kızağa verilen isimdir. Oyuncular sırtüstü şekilde kızağın üstüne ve ayakları başa gelmektedir. Kızak ayrıca bu kızaklarla yapılan spor dalıdır. Bu kızakların zamana karşı yarışlarının mücadelesini içerir. Kaynaklar bu terimin ilk kez 1905 yılında kullanıldığını göstermektedir. Kelime Savoy / İsviçre diyalekti olan Fransızca ‘luge (küçük kıyı çizgisi kızağı)’ kelimesinden gelmektedir ve muhtemelen bir Galyaca dil köküdür.”
Avrupa’nın “1905” yılında diline aldığı “kızak sporu”…
Küre’de asırlardır “meşgale”.
1964 yılında olimpiyat oyunları arasına girdi “Luge”…
Küre ve Kastamonu’yu “kızak merkezi” yapmak için Almanya, Avusturya ve Çekoslovakya’da incelemelerde bulundu, o ülkelerden uzmanları Kastamonu’ya getirdi, kızak sporcuları yetiştirmenin gayretine düştü Engin Ayrancı.
Kendi imkanları ile Almanya’nın “Luge” pistlerini inceledi bir bir…
Küre/Kaastamonu’ya Türkiye’nin “ilk” pistini kazandırmaktı derdi.
Türkiye Kızak Federasyonu’na girdi 2008’de…
“Yönetim Kurulu Üyesi” oldu.
Eğer Küre/Kastamonu pist sahibi olabilse…
Türkiye’deki tüm yarışmalara ev sahipliği yapacağı gibi uluslararası şampiyonaların da ülkemizdeki yegane ev sahibi olacaktı.
Antrenman için sporcular akacaktı şehre/ile…
Yarışmalardan günler öncesi pisti tanımak için sporcular ve beraberlerindeki kafileler Kastamonu’ya gelecekti.
Etrafında “spesifik” bir “turizm” altyapısı oluşacaktı…
Baca tütecekti.
Ne bakanlık bıraktı kapısını çalmadığı…
Ne genel müdürlük.
Olmadı…
Olduramadı.)
(Engin Ayranı sağ ve salim…
Zihni “Küre’sel” daim.
Kalbi “Küre”…
Muhteşem, vicdani, pamuk.
Küre ve Kastamonu için “çıkış” arayan var ise…
Engin Ayrancı’nın açtığı yolun izi sağ ve salim.
“Engin’lik” başka bir hal bilirim…
Darısı cemi cümlenin başına.)