Her insanın olmasa da insanların çoğunun iki farklı kişiliğe büründüğünü çok rahatlıkla görürüz. Çünkü insanın bir olmak istediği kişi ve birde gerçek hayatta olduğu vardır. Mesela benim gibi yazmak isteyip yazamadığı cümleler ve şartlar gereği süzgeçten geçirilerek yazılan bu cümleler. Herkes gönlünde yaşattığı kişiye , kişiliğe yanlış yaptırmaz. Dünyanın en güzel kadını ve en yakışıklı erkeği o dur. Dünyanın en dürüst , en ahlaklı esnafı o dur. Kimsenin hakkını kimseye yedirmeyecek ve adaleti temsil edecek yegane hakim- savcı o dur. Ben parası için zalimi ve zulmü savunamam diyen avukat o dur. Ben bilimi insanlığın aleyhine kullanamam diyen ve her türlü maddi çıkarı elinin tersiyle iten ve kendini insanlığa adayan bilim insanı ve sanatçı o dur. Komşum açken tok yatamam diyende o , her hangi bir din kardeşini gördüğünde “ sen ancak benim kardeşimsin “ diyendir. İnsanın içindeki kişiyle gerçek hayattaki kişiyi kamera önü ve arkası çekimlerine benzetebilirsiniz. O kadar makyaj. Işıklar , efektler vs. Manipülasyon değil mi bu Allah aşkına. Kamera önünde sıradan bir argo kelime kullanacak “ Affedersiniz “ diye söze başlar mübarekler. Çekim biter sokağa çıktığında tanınmışlığın da vermiş olduğu güç ve kudret ile küstahlaşıp her türlü küfür hakaret gırla.

Geçenlerde uzun zamandır görüşemediğim bir arkadaşımla karşılaştım. Arkadaşım önemli bir kamu görevinde ve yönetici pozisyonunda çalışmaktaydı. O zamanlar benim de görevim gereği zaman zaman teşviki mesaimiz oluyordu. Yöneticilik görevi bittiği için insanların ona karşı değiştiğinden yakındı bana. Dedim ki bende kardeşim değişen onlar değil ki. Değişen sensin. O zamanlar senin imzan vardı. Şimdi bir ünvanın yok. Kaşen değerliydi. Onlar hep aynıdır. Onlar senin adına hayran değil ki . Senin makamına hayrandı onlar. Şuan senin yerine kim geçtiyse onların alıcıları ordadır emin ol. Üzülme sakın. Beklentiye de girme. Çünkü ben bu durumu defalarca yaşadım. Çok iyi bilirim iki kuruş menfaati için her türlü ahlaki sınırını aşanları. Makam mevki sahibi biriyken seninle konuşurken gözlerinin içine bakıp makam gidince sokakta gözlerini senden kaçıranları çok gördüm. Makam sahibiyken sana kahve yapmak için sıraya girenlerin makam gittikten sonra senin oturduğun kahvenin önünden bile geçmeye çekindiklerini çok gördük . Bunlar seni üzmesin dostum. Bu konuda beklentiye de girme. Çünkü buna hakkın yok. Eğer bu konuda beklentiye girmişsen sende de sorun var. Çünkü sen de o makamın verdiği gücü içinde ki ikinci kişiliğe ait kılmışsın demektir. Eee ben ona şöyle iyilik yaptım , böyle iyilik yaptım. Nankörlük yapıyorlar. İyi de dostum o iyilikleri babanın malından harcayarak mı yaptın. Yaptığın iyiliğin makamın gücünden geliyorsa zaten bu bir iyilik değil görevinin gereğidir. Kaldı ki iyilik dediğin şey karşılık beklenmeyecek bir şey değil mi. Dostum bana biraz kırıldı galiba. Olsun ben onun dostuyum. Zamanı geldiğinde o beni anlar. Çünkü dost acı da olsa doğruyu söyler. Ayrıca ben şunu da gördüm dostum . Bu makamlar gittiğinde senden hiçbir beklentisi yokken hiç beklenmedik bir ortamda ve zamanda size yaptığınız bir iyilik için teşekkür edenleri de gördüm. Selamını kesmeyenleri de gördüm.

İnsan psikolojisiyle uğraşan tüm bilim insanları farklı kişilik türlerinden bahsetmezler mi. Sorsan herkes mutlu olmak ister . Herkes sağlıklı , mutlu ve huzurlu bir hayat istemez mi ? Siz atın miyavladığını , kedinin havladığını , aslanın kişnediğinin , öküzün gıdakladığını gördünüz mü? Göremezsiniz. Çünkü insan hariç tüm canlılar fıtratı üzerine yaşarlar. Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol dememiş mi üstat Mevlana.

Sözün özü mutlu olmanın sırrı o ya da bu kişilikte değil. O tarikatta bu cemaatte değil. O dinde bu dinsizlikte değil. Kişinin olduğu gibi görünmesidir kişiyi mutlu eden. Çok mutlu insanlar tanıdım. Her meslekten vardı içlerinde. Hayat kadını ,hırsız , kumarcı , bilim insanı , dilenci , siyasetçi, esnaf , din adamı vs. Her birinin ortak özelliği kendileriyle barışık olmalarıydı.

Bir bedende iki ayrı kişilik yaşatan tek canlıdır insanoğlu.

Kadir ARMAN