Memleketim Kastamonu’nun Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde en çok devlet adamı, milletvekili, âlim/bilgin, şair yazar, sanatçı yetiştiren ailesi Nasrullah Camisi yanındaki Münire Medresesi Kurucusu/bânisi Reisülküttap Hacı Mustafa Efendi ve Şeyhülislam Âşir Efendi kısaca Reiszadeler soyundan Esen ailesinin vefalı, çalışkan evladı Prof. Dr. Sâkine Esen Eruz’dan Mayıs 2026 başında iki kitap birden geldi. Ailesinden iki şahsiyetin sözlü tarih çalışmasını, başka bir deyişle de belgeselini hazırlayıp yayımlamış:
• Mükerrem Hanım, İstanbul 2026, 205 s, 205 s. Ceren Yayıncılık-Kitabevi
• Yüksek Mühendis Aytaç Eruz (27 Ekim 1937-6 Mart 2016), İstanbul 2026, 218 s. Özel Yayın.
Önce Mükerrem Hanım kitabını değerlendirmek istiyoruz. Dış ve iç kapakta ayrıca “Mübadele’nin İzinde Selanik’ten Beylerbeyi’ne, Beyoğlu’na ve Kastamonu’ya Uzanan Bir Yaşam Öyküsü” açık başlığı yer alıyor.
Mükerrem Hanım (1906-1978), Sâkine Esen Eruz’un anneannesi. Babası ve annesinin soyu Balkanlarda ve İstanbul’da Osmanlı Devleti’ne önemli hizmetlerde bulunmuş şahsiyetlerle dolu. Selanik’te dört çiftlikleri varmış. İstanbul’daki dedesi Mehmet Ali Bey, 19-20.yüzyılda 13 yıl İstanbul Beyoğlu Belediye Başkanlığını yapmış. Mükerrem Hanım’ın ailesi İstanbul’a göç etmiş ve 1906 yılında Beylerbeyi’nde bir yalıda doğmuş. Ailede hep Selanik konuşuluyor. Annesi Sakine Hanım (1882 Selanik-1936 İst.), babası ise Yusuf Celalettin Bey (ö.1916 İst.). Şeref ve Nesibe adlarında iki ablası var. 1916’da babası 40 yaşında iken vefat edince annesi Sakine Hanım tarafından büyütülüyor. Bir kere Selanik’e de götürülüyor (6 yaşında). Ailenin son bölümü, Mübadele sonrası Armutlu ve Ayvalık’a yerleştiriliyor.
Selanikli, Mükerrem Hanım 1924 yılında İlk Osmanlı Meclisi Milletvekilleri Salim Efendi soyundan TBMM Kastamonu Milletvekili Şükrü Bey’in oğlu Muzaffer’le 1924 yılında evlendiriliyor. Artık, dokuz ay İstanbul, üç ay da Kastamonu’da yaşayacaktır. Böylece, Selanikli Mükerrem Hanım, Esen ailesine gelin geliyor; Oğlu Av. Hamit Esen (1926-2013) ve kızı Zekiye Esen’i (1931--) doğurup yetiştiriyor. Zekiye Hanım, KBB Uzmanı Op. Dr. Şükrü Esen (1917-2017) ile evleniyor. Bir kız (Sakine) ve bir erkek (Mehmet) çocukları dünyaya geliyor. Dr. Şükrü Esen, Kastamonu Milletvekili (1957-1960) olarak da memleketine hizmette bulunuyor. Muzaffer Bey de 50’li yıllarda Belediye Başkanlığı(1953-1956) yapıyor.
Kitabı yazış amacını ve özelliklerini Eruz Hoca, ön sözde şöyle açıklıyor:
“Mükerrem Hanım öykülerinin omurgasını 1992-2024 yılları arasında yapılan röportajlar, başka bir deyişle sözlü anlatılar oluşturmaktadır. En önemli kaynağım, Mükerrem Hanım’ın iki çocuğundan biri olan 1931 doğumlu annem Zekiye Esen’dir.”
“Anneannemin çocukluğu ve genç kızlığı Beylerbeyi yamaçlarındaki köşklerde ve kitapta ‘Yalı Köşk’ diye de nitelendirdiğimiz, bizim ‘yalı’ dediğimiz konakta geçmiştir. Eşi vefat ettikten sonra, Beylerbeyi’ndeki yalının bir odasında ve Beyoğlu’nda dedesinden intikal eden Nevizade Sokak’taki binanın bir katında kalacaktır.”
“Büyük bir titizlikle yazdığım öyküler, dilerim siz okurlara da ulaşır ve bir çiçek dürbününün renkli parçaları gibi zihninizde çoğalarak yaşamlarını sürdürürler.”
“Dilerim bu kitabın bahtı açık ve ruhu Mükerrem Hanım’ın ruhu gibi pırıltılı olur.”
Mektup, fotoğraf ve belgelerle donatılmış kitaptaki ara başlık akışı şöyledir:
Selanik, Mükerrem, Selanik Yolculuğu, Yıl 1994, Haziran 2002, Mübadele, 1994 Yunanistan Yolculuğumuz, Selanik’teki Çiftlikler, Mükerrem Hanım’ın Dedesi, Mehmet Ali Bey-Annesi Sakine Hanım-Babası Celal Bey, Cumhuriyet Kuruluyor, Beylerbeyi’ndeki Mülkler satılıyor, Mükerrem Hanım Evleniyor, İstanbul’dan Kastamonu’ya Gidebilmek ve Dönebilmek, İşler Kötüye Gidiyor, Şadıbey Çiftliği, Kırcalar Köyü, Muzaffer Bey ve Meydan Açma Furyasına Kurban Edilen Tarih, Mükerrem Hanım’ın Çocukları, Beylerbeyi’ndeki Yalı, Mükerrem Hanım’ın Misafir Günü Ziyaretleri, Anneannemle Yazışmalarımız, Kırcalar Köyünün Şehre Yürümesi, Anneannemin Vefatından Sonra, Kastamonu Çengeller Köprüsü, Cennetlik Emektarlar, Anneannemin Civcivleri, Sakine Hanım’ın Vefatı (1936), Şoför Enver İstanbul Yolunu Keşfediyor (1947), Almanya, Anneannemin Misafir günleri, Çocukları Hamit ve Zekiye, Yalıda Yaşam, Anneannemin Neşesi, Satılan Parseller ve Komşu Yalılar, Yazlık Sinema Eğlenceleri, Çamlıca Tepesi ve Boğaziçi, Mükerrem Hanım’ın Sinema Sevgisi, Bogaziçi’nde Sandalla Bir Kaçamak, Yalının Kayıkhanesi, Aile Genişliyor, Beyoğlu Nevizade Sok. 29, Torunu Evleniyor, Almanya’dan Döndük, Torun Yeniden Almanya’da, Anneannemi Hastanede Son Kez Görüyorum, Mükerrem Hanım’ın Ailesi.
Kitap; Sözlü Kaynaklar , Kaynakça ve Küçük Sözlük’le sona ermekte.
Arka kapakta ise Mükerrem Hanım’ın inişli çıkışlı, hüzünlü neşeli dramatik olaylarla dolu hayatının özeti, bir film afişi gibi göze çarpıyor:
“Bu kitapta, Türkiye’nin rengârenk mozaiği gibi bir yaşantısı olan Mükerrem Hanım, sizi elinizden tutacak ve Türkiye’nin 20. yüzyılında kendi yaşadığı maceraların içine çekecek. Kâh Selanik’te çiftliklerinde, kâh kendine has kokusu ile Beyoğlu’ndaki tarihî Rum evinde, kâh Beylerbeyi’nde yalıda, yalının mis gibi reçel gülleriyle bezeli bahçesinde, kâh Kastamonu’da buram buram tarih kokan konaklarda ve köylerde, kâh Almanya’da Karaormanlar’da soluklanacaksınız.”
“Mükerrem Hanım’ın neşesini ve hüznünü paylaşacak ve kadim ülkeyi renkli manzaralara açılan pencerelerden izleyerek kitabı bir solukta okuyacaksınız.”
Gerçekten de öyle oldu. Bitirmeden başka bir kitap veya makaleye geçemedim. Kültür tarihimiz bakımından, Kastamonu kültürü açısından bazı konulara katkıda bulunması da dikkate değer. Söz gelimi; Lozan sonrası Mübadele maddesi gereği Kastamonu’dan Selanik’e gönderilen Rumların yerleştirdikleri sokağa “Yeni Kastamonu” adını vermeleri gibi. Manastır yakınlarında Kastamonu adlı bir köyün de bulunduğunu yıllar önce gazeteden okumuştum. Kastamonu İstanbul arasında yolculukların İnebolu üzerinden vapurla yapılırken yaşananlar film gibi. Düşünebiliyor musunuz, İstanbul’a Kastamonu’dan ilk otobüs 1947 yılında iki günde gitmiş. Kitapta, kayışı kopan kamyonlar, at arabaları, faytonlar da var. Düğünler, çeyiz sandıkları, bayramlar, Mükerrem Hanım’ın gün gezmeleri, Belediye Başkanı eşi olarak yaptıkları, Almanya’da çocuk kliniklerinin bahçesindeki “Okşama hayvanlar bölümü,” 17. yüzyılda İstanbul’dan Paris’e gönderilen at kestanesi fidanları’nın nasıl Paris’in simgesi hâline geldiği gibi. İstanbul’da eğlence hayatı, yazlık ve kışlık sinemalar gibi.
Prof. Dr. Sâkine Esen Eruz’un emeğine, kalemine sağlık. Bazı aydınlar, yaşadıkları hayatın, çevresinde olup bitenin farkında bile olmazlar. O, yaşadığı kültürel zenginliği kalıcı hâle getirip yeni nesillere ibret almaları için sunmuş. Kastamonu kültürü kolyesine bir elmas daha eklemiş.
