Fıkıh alimi değilim. İslam da neyin günah neyin sevap olduğunu yeniden tanımlayabilecek kadar ne bilgim ne de yetkim var. Her zaman dediğim gibi” haddimi de bilirim hakkımı da”. Bize öğretilen ve bizim öğrendiğimiz kadarıyla temel fıkıh kuralları haram ve helal konusunda insan gibi yaşamaya yeterlidir. Konumuz zaten bilmek değil. Her türlü bilgiye erişimin çok kolay olduğu günümüzde bilmekle ilgili bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Sorun bilmekle ilgili değil de bildiğini kendi akıl süzgecinden geçirip davranışa dönüştürmekte . Tabi ki burada kişinin önceki bilgileri , alışkanlıkları , eğilimleri ve en önemlisi kişisel menfaat ve çıkarları devreye giriyor. Herkese eşit derece de bir haramı öğretin. Tüm bilgileri her birinin anlayacağı şekilde tek tek açıklayarak öğretin.
Mesela birine iftira atmak günahtır. İftira büyük günahtır deyin. Grup içerisinden biri bir diğerine iftira attığında yapılan bu kötü eyleme karşı çıkanlar olacak. Bu kötü eylemi destekleyenler olacak. Birde en kötüsü sessiz kalanlar olacak. Neden en kötüsü sessiz kalanlar dedim açıklayacağım. Çünkü onurlu ve karakterli insan bir kötülüğe sessiz kalamaz. İnsan olmanın ve Müslüman olmanın en temel prensiplerinden biridir bir kötülük karşısında sessiz kalmamak ve o kötülüğün bertaraf olması için mücadele etmek. Bu kötülüğü kimin yaptığı ve kötülüğün kime yapıldığı bu gerçeği zerre kadar değiştirmez. Şimdi sırasıyla açıklayayım hangi grup ne kadar doğru iş yapıyor. Bu iftirayı savunanlar doğruluğunu araştırmadan iftirayı atan kişiyle olan kişisel yakınlığından dolayı beyanını esas alıp savunmuş olabilir. Zaman içerisinde iftira olduğunu öğrenip tutum ve davranış değiştirebilirler. Böyle olanlar masum sayılabilir. Ancak araştırmadan iftirayı atana olan yakınlığıyla ve kişisel menfaat kaybı yaşama korkusuyla iftirayı savunanlar büyük günahın ortağıdır. İftiraya karşı çıkanlara gelince onların içinden de iftirayı atana yakınlığı olan hatta çıkar ilişkisi olanlarda olabilir ve bir takım kayıplar yaşamayı da göze alıyorsa işte bu gerçek bir kahramandır. İnsan olmanın Müslüman olmanın da gereği budur.
Bu gün dünyada insanlık suçu işleyen liderleri düşünün. Hangisi tek başına bu güce erişmiş ki. Hiçbir insan tek başına zalim olamaz olsa da en çok kendine zulmedebilir. Eğer ortada bir zulüm varsa o zulmü isteyen ve destekleyen birileri vardır. Zalim bir lider de o zulmün gerçekleştirilmesi için kullanılan sembol bir isimdir sadece. Birden fazla kişinin çabasıyla ortaklaşa yapılan bir iş , bir organizasyondur ve genellikle aynı sonuçları doğurur. Organize olunan ve genellikle aynı nadiren de benzer sonuçlar alınan bir işte sistem var demektir. Yani zalimler genellikle bir sistemin ürünündür. Bazı liderler bir sistemin ürünü olurken bazıları da kendi sistemini inşa ederler. Her iki durumda da yalnız değil o sistemin destekçileri , karşı çıkanları ve sessiz kalanları hep vardır.
Eğer bugün İsrail de Netenyahu gibi masum çocukların ve kadın erkek demeden insanların canına kıyan bir cani varsa buna “ neden ya hu “ demeyen Müslümanlar vardır. Bizim gavur dediğimiz Avrupalı bazı ülkeler bu zulme karşı çıkarken Müslüman ülke dediğimiz bir çok ülkeden çıt çıkmıyorsa Netenyahu bu günahı tek başına işlemiyor. Trump dünyanın yer altı yer üstü ayırmadan tüm zenginliklerine el koyuyor petrolünü ve insanların kanını emiyorsa onun bu kirli pis işlerine ses çıkarmayan hatta ortak olan ve sırtını sıvazlayan çok insan vardır.
En tehlikeliler de bu zulme ve haksızlığa sessiz kalanlardır.
Kadir ARMAN