Anadolu’nun mayasında söz vardır. Kimi zaman bir dua olur göğe yükselen, kimi zaman bir sevda olur, kimi zaman da gönül yangınının ateşi olur, küle dönmeyen bir köz gibi sinede saklanan… İşte o sözün taşıyıcılarından biri, Kastamonu’nun bağrından çıkan Âşık Yorgansız Hakkı…
Âşıklık geleneğinin son nefeslerinden… Sazıyla yalnız türkü söylemediği, bir devrin acısını ve yoksulluğunu dillendiren, gönlü yüce bir âşık.
“Yorgansız” lakabı bile başlı başına bir hikâye… Cephelerin ayazında geçen yılların, nice hatıranın izidir bu isim. Belki de savaşın soğuğundan çok hayatın çilesi üşütmüştü onu. Ama asıl yorgansızlığı dünyaya karşıydı sanki. Rahata yaslanmayan, sabrı yorgan bilen bir halk ozanı. Üstünü örten şey, kanaatti belki de.
Onun için âşıklık bir meslek değil, bir duruş olmuş ki sözünü halktan alıp yine halka veren bir ozan diye anılır.
Hatıralarını okuduğumda ve dinlediğimde, gösterişsiz ama derin bir hayat sesi duyarım. Sazının teline dokunduğunda bir köy kahvesinin sustuğu, Anadolu’nun konuştuğu yükselen bir hayat sesi... Yaşanmışlığın ve hakikatin sesi.
Meclislerde sözünün ağırlığı, inancının dirayeti ve vakur duruşuyla iz bırakmıştı gönüllerde.
Çavuşluğu cephede kalmamış, sözün de çavuşu olmuş aynı zamanda. Yanlışa karşı ses, doğruya karşı selam veren bir ozan…

Yorgansız Hakkı benim toprağımın ozanı, ecdadımın sesi, şehrimin hatırası. Aynı dönemde yaşamamış olsam da gönül bağını daima hissederim.
Geçtiğimiz yıl kabrini bulmak için çok dolaştım. Kolay olmadı. O mezar taşının önünde durduğumda yalnız bir ozanı değil, sanki bütün bir şehrin tarihini selamladım. Ona yazdığım şiirler belki de biraz kendi köklerime yazılmış bir mektuptu.
Şubat ayı bu şehrin iki büyük sesini bağrına almış. İhsan Ozanoğlu ve Yorgansız Hakkı… İkisinin de vedası Şubat’ta. Sanki kışın en sert zamanında iki sıcak nefes göğe yükselmiş gibi… Bir sene-i devriye olmanın ötesinde, belki de bir vefa imtihanı.
Çünkü âşıklar ölmez denir.
Onlar toprağa değil, halka emanet edilir.
Ve biz her hatırlayışta o emaneti biraz daha diriltiriz.
Saygı, rahmet ve minnetle…
Hacer Alioğlu -Yakuti
Biz sözü burada susturalım, gerisini şiirleri anlatsın...

ÂŞIK YORGANSIZ HAKKI’YA İTHAFEN
Başında kalpağı omzunda sazı,
Gurbette bir aşık Yorgansız Hakkı.
Rütbesi başçavuş unvanı gazi,
Hizmette bir aşık Yorgansız Hakkı.
.
Dost bağına girmiş gülleri dermiş,
Girdiği mecliste itibar görmüş.
Sazın tellerinde hayâller kurmuş,
Sohbette bir aşık Yorgansız Hakkı.
.
Nice destan yazmış türküler yakmış,
Su gibi gönülden gönüle akmış.
Ozanoğlu ile anı bırakmış,
Hasrette bir aşık Yorgansız Hakkı.
.
Sırtında yeleği belde kuşağı,
Müstesna bir insan meydan aşığı.
Daim güçlü tutmuş gönülde bağı,
Gayrette bir aşık Yorgansız Hakkı.
.
Yakuti örnektir onun her hali,
Ustası olmuştur Âşık Naili.
İstila görmemiş sılası ili !
Nöbette bir aşık Yorgansız Hakkı.
Hacer Alioğlu-Yakuti
OZANOĞLU İLE YORGANSIZ HAKKI
Şehrimizin iki kadim değeri,
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.
Her an muteberdir gönülde yeri,
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.
.
Biri öğretmendi birisi gazi,
Biri yoldaş etti omzuna sazı.
Vatan sevdasıyla yakmışlar özü,
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.
.
Ocağında sıcak közler bıraktı,
Nice unutulmaz sözler bıraktı.
Ardında silinmez izler bıraktı,
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.
.
Bu şehire bakıp ilham aldılar,
Hatır sayıp muhabbette kaldılar.
Nice türkülerin sesi oldular,
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.
.
Yakuti ozanlık ayrı bir kıymet,
Sevenin gönlüne bırakır hasret.
Bir ömür sanata gösterdi hürmet.
Ozanoğlu ile Yorgansız Hakkı.