“Devrekani, Bozkurt, Çatalzeytin ve Taşköprü” ilçelerinin ortak kümesi “Yaralıgöz”, yayladan denize, ovadan dağa…
Halkın asırlar boyu envai menbalardan biriktirdiği “kültür” yanı sıra biemsal flora ve fauna.
Dünya mirası “habitat”…
Nazar değmesinden çekinilecek “ekosistem”.
Kastamonu elbette “doğa(l) harika kutusu”…
Kimi (henüz) selamet kimi çoktan beli kırık.
“Koruma/kullanım” dengesi bir türlü tutturulamadı Kastamonu’da…
Ya yerlisi halkın ya doğanın canına okuyucu yöntem, iki tarafın da burnundan getirici, ya siyah ya beyaz.
Oysa pek ala “koruma/kullanma” dengesi oturtulduğunda hem halkın hem de doğanın ömrünü uzatıcı…
Ne insan göçü ne doğa tahribatı.
Ormanlar elbette öncelikle yerlisi halkın geçim kaynağı olmakla mükellef kılınmalı…
Ancak eksilenden çoğu da gelecek nesillere teslim edilmeli.
Kastamonu beceremedi…
Mevcut zihni gidişatla nafile.
Yoksul orman köylüsü de Kastamonu da…
Korumaya dair ters akıntı da Kastamonu’da.
(Geçtiğimiz günlerde “Büyük” ve “Küçük” Hacet’lerin ne diye Ilgaz Dağı Milli Parkı sınırı içine alınmadığını mevzubahis yapmıştım bir umut…
Biumut.
Bir umut…
Bugün de “Yaralıgöz” diyelim.

4 ilçenin sınırlarına giren Yaralıgöz…
“Milli Park” değil.
Genel “orman kanunları” haricinde “apoletli” bir “koruma” altında olduğuna dair emare yok…
“Alelade park”!
“Doğaist” olduğum söylenemez…
Yaralıgöz’ün kıymetinin fevkine varmak için “köyün görünmesine gerek yok” ama.

“Şakayık” çiçekleri yeter Yaralıgöz’ün…
Fazla söze hacet yok.
Yaralıgöz müstakil “milli park” ilan ola…
“Küre Dağları Milli Parkı” kapsamına katıla ya da.

Mesele “kullanma/koruma”…
Niyete bağlı haliyle.)
(Kastamonu’da 4 “tabiat parkı” var…
Abana “Yeşilyuva”, Tosya “Dipsizgöl”, Merkez “Şehit Şerifebacı”, Küre “Ersizlerdere Kanyonu”.
Mevzubahis “Ersizlerdere”…
Gitmedim ama giden doğaistlerin sözüne güvenirim, Ersizlerdere Kanyonu Tabiat Parkı’nda “altyapı” eksiği olduğu ifade ediliyor, 15 bilemedin 20 kamelya ve mini bir seyir terası ile “tabiat parkı” olur mu?

Madem omzunda “tabiat parkı” rütbesi var Ersizlerdere Kanyonu’nun…
Altyapı yatırımı alması, ziyaretçilerini meşgul kılması, tadını damakta bırakması lazım.)
(3 “milli park” sınırı içinde Kastamonu…
“Küre Dağları Milli Parkı”, “Ilgaz Dağı Milli Parkı”, “İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı”.
Mevzubahis “İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı”…
“İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı, Cumhurbaşkanlığı Makamının 01.11.2018 tarih ve 302 sayılı kararıyla ilan edilmiştir. Kastamonu ve Çankırı İl sınırları içerisinde kalmaktadır ve 235,7 hektarlık bir alana sahiptir… İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı dahilinde yapılacak tüm çalışma ve faaliyetlerin ve yapılacak tesislerin planlanması ile, koruma kullanma dengesi içerisinde ileriki nesillere aktarılabilmesi için Uzun Devreli Gelişme Planı çalışmaları başlatılmış ve devam etmektedir.”
Soracağım sorunun cevabı yukarıdaki pasajın son cümlesinde saklı tam da…
“İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı’nın sınırları nerede, koruma için ne yapılıyor, tanıtıcı altyapı sağlandı mı?”
İstiklal Yolu Tarihi Milli Parkı web sitesinin “ekotaban” linkinde elbette “güzergah” tastamam kayıtlı ve izlenebiliyor…
Sahadaki durum ne?)
(Kastamonu’nun ekonomik kalkınması ve sosyal gelişmesi seferberliğinde daim sefer görev altında olan orman varlığı…
Ne neslini daim kılmakta ne de bağrındakilerin “yüzünü güldürmekte” mahir kılınabildi.
Orman potansiyeli ile “bol nefes” koşması gerekirken Kastamonu…
Heyhat “sık nefes”.
Böyle geldi…
Böyle gitmeye.)