“Kastamonu Raporları” dizisinin dördüncüsünde “Kastamonu’nun Ulaşım ve Lojistik Potansiyelinin Değerlendirilmesi” dosyasına imza attı Kastamonu Üniversitesi…
Ulaşım ve lojistikten vesselam üstyapıyı imalat ve üretimi tarif eden altyapının kurduğundan “bihaber” ya da “ilgisiz/ilişiksiz” olarak ama.
Kastamonu’da demiryolunun, denizyolunun, havayolunun tıka basa taşıyacağı “sanayi/tarım/teknoloji” ürünü var da bir eksik “demiryolu/liman/hava kargo” mu kaldı?...
Malı yerde mi kalıyor Kastamonu’nun?
Kastamonu’nun OSB’leri, tarlaları, dağları…
Ekonomiye kazandırılmış meta ile dolup taşıyor mu?
Kimisi kapalı…
Kimisi 3-5 personelli “fabrikalar” ile neyin “demiryolu/liman/hava kargo” talebi.
Arz var mı arz?...
Talep çağrıla.
Sektörlerde “kümelenme” var mı?...
Girişimcilik ne alemde?
Evvela bilim insanlarının bilimin öz kanununu es geçmemeleri lazım…
“Üstyapıyı altyapı kurar”
(Kastamonu Üniversitesi’nin “Kastamonu Raporları” dizisi son derece yerinde bir çalışma…
İlin ekonomik kalkınması ve sosyal gelişmesi namına tam da akademinin sorumluluğunu yerine getiren bir emek.
Ancak üniversitenin kendi çalışmasını sadece web sitesinde duyurması ve bu yolla ilgililerin dikkatine sunması ise son derece “eksik”…
Kapsamlı bir toplantı ile kamuoyu ile paylaşılması ve hatta tartışmaya açılması gerekken.
Af edersiniz ama…
Önceki üç raporun bizatihi sivil toplumdaki muhatap kuruluşlarının dahi haberdar olmadıklarını ifade etmek zorundayım.
Muhataplarına dahi bizatihi duyurulmamış…
Gerek mi görülmemiş!
Emeğe yazık…
Son raporun “kaynaklar” dizini “10” sayfa uzunluğunda misal.
Akademisyen kadrosu o kadar emek dökmüş…
Karşılığı web sitesinde kaybolup gitmek mi?
İlgili kamu ve sivil toplum örgütlerinin “el altında” tutmasına mail bir dosya…
Ben beğenirim beğenmem.)
(“Kastamonu’nun Ulaşım ve Lojistik Potansiyelinin Değerlendirilmesi” dosyası “sekiz” başlıktan mürekkep…
“Giriş, Kastamonu’nun ticaret aksları ve bölgesel kalkınma planlarındaki yeri, mevcut lojistik alt yapısı çerçevesinde taşımacılık türleri, OSB’ler ve sektörel taşımacılık potansiyeli, ilçe bazlı öne çıkan sektörler ve lojistik fırsatlar, Kastamonu’nun lojistik fırsat ve tehditleri ile güçlü ve zayıf yönleri, Kastamonu’nun lojistik değerlendirmesi neticesinde stratejik bazı öneriler, genel bir değerlendirme.”
Dokuzuncu başlık olarak “geleceğin lojistik türleri” konulabilir miydi?...
“Dron” vesaire.
“Dron” deyip geçmeyin…
“Menzili” ve “tonajı” giderek artıyor.
Deniliyor ki raporda “Kastamonu’nun demiryolu bağlantısından yoksun olması, Karabük, Samsun ve Çorum gibi demiryolu altyapısına sahip komşu illerin yatırımcılar açısından daha cazip hale gelmesine neden olmaktadır”...
Söz konusu üç ilin Kastamonu’dan “cazip” olması acep sadece “demiryolu” varlığı ile mi ilişkili yoksa “diğer/farklı” bir dünya sebebin “bütüncül” birliği ile mi?
“Tarihsel süreç” anlaşılmadan…
“Lojistik” anlaşılmaz.
“İnebolu Limanı” meselesi…
Devlet politikası olarak bölgemizdeki “yük” komşumuz Filyos Limanı’na verildi, İnebolu Limanı devlet kaynakları ile yapılmayacağı için özel sektöre devredildi, eğer ki limanı “kaldıracak” üretim/imalat olursa kapasitesi işletici şirket tarafından neden artırılmaya.
“Hava kargo” için deniliyor ki “Havalimanının kargo taşımacılığına yönelik altyapısının sınırlı olması, bahsi geçen hizmetlerin verimliliğini etkileyebilmektedir. Gelecekte, havalimanının kargo taşımacılığına yönelik altyapısının güçlendirilmesi ile Kastamonu'nun lojistik potansiyelini artırabileceği öngörülmektedir. Kastamonu’da havayolu taşımacılığına yönelik bazı eksiklikler de bulunmaktadır. Özellikle Kastamonu Havalimanı'nda gümrük hizmetlerinin bulunmaması, yurtdışından gelen turistler açısından kısıt olarak görülebilir. Bu eksiklik, turistlerin İstanbul gibi büyük havalimanlarında gümrük işlemleri için zaman kaybetmelerine ve ardından iç hat uçuşlarıyla Kastamonu’ya geçmelerine sebebiyet vermektedir. Söz konusu durum hem seyahat süresini uzatmakta hem de bölgenin turizm potansiyelini tam anlamıyla değerlendirmesinin önüne geçebilmektedir”…
ABD-İsrail-İran savaşı sürmesi ve akaryakıt krizinin önüne geçilememesi halinde Kastamonu seferlerinin duracağına dair duyumlar var, demem o ki, geçelim gümrükten ve hava kargodan da mevcut haliyle seferlere sahip çıkalım.)
(Raporun “sonuç” bölümüne dair bir paragrafı paylaşmakla mükellefim…
“Bu raporun ortaya koyduğu analizler, Kastamonu’nun lojistik sisteminde öncelikli olarak altyapı yatırımları, demiryolu bağlantısının hayata geçirilmesi, karayolu bakımının güçlendirilmesi, İnebolu Limanı’nın modernizasyonu, havalimanında kargo terminali kurulması gibi ihtiyaçları ön plana çıkarmıştır. Bununla birlikte organize sanayi bölgeleri ve tarımsal üretim merkezlerine entegre lojistik köylerin kurulması gündeme alınabilir. Soğuk zincir tesisleri, orman ürünleri için özel depolama alanları, turizm lojistiği için altyapı desteği gibi sektörel lojistik çözümleri ele alınmalıdır. Özellikle sel, heyelan ve deprem gibi afetlere karşı alternatif güzergâh planları, acil durum depolama alanları ve insani yardım lojistiği kapasitelerinin güçlendirilmesi noktasında afet lojistiğine yönelik atılan ve atılacak adımlar önem arz etmektedir. Kalifiye insan kaynağı yetiştirme noktasında fakülteler, meslek yüksekokulları ve sektör iş birliğiyle lojistik insan kaynağının geliştirilmesine yönelik faaliyetlerin sayısı artırılabilir. Sonuç olarak Kastamonu doğru yatırımlar ve stratejik yönelimlerle Batı Karadeniz’in önemli lojistik merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahiptir. Ancak bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplum aktörlerinin iş birliği önem taşımaktadır.”)
(Ben de bir sonuç bölümü yazayım Kastamonu’nun “ulaşım ve lojistik” mevzusu üzerine…
Kastamonu’nun “üretmesi/imal etmesi”, “girişimci” olması, girişimciliği yüceltmesi, “devlet kapısı” gözlemeyi bırakması, çareyi il dışından gelecek yatırımcılarda aramak yerine öz gücüne güvenmesi, küçük işletmeleri büyütmenin derdini gütmesi, sektörel gelişmesini inşaattan kurtarması, kooperatifleşmesi, sadece üretim/imalatta değil tüketim tarafında da kooperatifleşmesi, özel sektör firmalarında kümeleşmesi, meslek liselerini gözbebeği yapması, “Orta Ölçekli Sanayi” özlemini kuvveden fiile çıkarması, yerele dair kalkınma planlı yapması, kalkınma dersinde ezberden kurtulması, “demiryolu, liman, havayolu” misali eksiklerle mazeret üretmeyi bırakması, “somut koşulların somut tahlilini yapması”, “kendini bilmesi”, “kendine güvenmesi”, “kamu ve sivil” işbirliklerini yeniden tarif etmesi ve hayata geçirmesi… gerekir.)
(Araç-İhsangazi OSB layığı ile hayata geçer, Ağlı-Seydiler OSB dolar taşar, Kastamonu OSB ek alanı ile gelişir ve Kastamonu “üretim/imalat” alanı haline gelirse…
“Üstyapı” istemesek de kurulur.
Önce “altyapı”…
Ardından da mecburen “üstyapı”.)





