Kastamonu “çağdaş sanat, mimari, tasarım” ve “felsefe, edebiyat, tarih” eşliğinde uluslararası sanatçıların, küratörlerin, düşünürlerin, edebiyatçıların ve paylaşımcı yurttaşların “üç” yılda bir buluştuğu şehir olmasın mı?...

İmece ve müştereklik ile “Trienal Kastamonu” vücut bulamaz mı?

Yakışmaz mı Kastamonu’ya köklerini geleceğe sanat ile kök sürmek?...

Felsefe ve edebiyatla dünyanın bugününü okumaya ve çetrefillerini çözmeye talip olmak.

Kastamonu ve havalisi ve elbette Batı Karadeniz hep varsıl toprakların yoksul insanları olmakla mı tarihe izini düşerecek?...

Kültüre sahiplik ile de kaydolmasın mı?

Zihin penceresinden içeri buyur edebildikçe Nazım’ın “Beş Satır” şiirindeki “anlamak, sevgilim, o, bir müthiş bahtiyarlık, anlamak gideni ve gelmekte olanı” mısralarını “yerel kimlik”…

Toprağını daim yeni ilkbahar bereketlerine hazır tutabilir.

Varlık için “anlamak” gerek…

“Anlamak” için ise “sanat” ve “düşünce” ile baki yarenlik yeter.

“Trienal Kastamonu”…

3 yılda bir dünya görsün/duysun/bilsin Kastamonu’yu.

(Mardin gün sayıyor Mardin Bienali’nin 7’incisine…

“15 Mayıs-21 Haziran 2026”.

20 ülkeden 41 sanatçı 6 farklı mekanda sanatseverlerle emeklerini bölüşecek…

Çelenk Bafra’nın küratörlüğünde ve PEUGEOT ana sponsorluğunda düzenlenecek bienalin kavramsal çerçevesi ise “GÖKzemin”.

Mardin Bienali’nin ilki 2010 yılında yapıldı ve her iki yılda üstüne bir yenisini koyuyor…

Mardin’i çağdaş sanatın merkezlerinden birine dönüştürmek, bölgeye sanatın dili üzerinden yeni yaklaşımlar, kazanımlar sağlamak amacıyla düzenlenen bienalin geride bıraktığı 16 yıllık mirasına birçok sanatçı eser ve emek kattı.

Aşağıdaki pasaj Mardin Bienali’nde “özne” görevi gören “yerel kimlik/imece/müştereklik” dokusunu görmek için son derece anlamlı…

“Alışagelmiş ‘merkez’ fikrinin tanımına yeni boyutlar getirerek sanatın ülkenin tamamına yayılmasını amaçlayan bir yapıyı benimseyen bienal, Mardin Sinema Derneği ev sahipliğinde ve özel sektörün desteğiyle düzenleniyor… Aynı zamanda Uluslararası Bienaller Derneği (IBA) üyesi olan Mardin Bienali’nin 1. ve 2.’si GAP İdaresi, Mardin Valiliği, Başbakanlık Tanıtım Fonu desteği ve özel sektörün katkılarıyla 2010 ve 2012 tarihlerinde gerçekleşti. 3. 4. 5. ve 6. Mardin bienalleri, Mardin Sinema Derneği tarafından, özel sektör ve sanat kurumlarının destekleriyle düzenlendi… 7. Mardin bienali ise 15 Mayıs - 21 Haziran 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak.”

Ayrıntı için…

https://mardinbienali.org/ adresine talim.)

(Ülkemizde ilk “bienal” 1986’da “Kültür ve Turizm Bakanlığı” tarafından düzenlenen “Asya-Avrupa Sanat Bienali”…

1987 yılında itibaren “İstanbul Kültür Sanat Vakfı” (İKSV) tarafından düzenlenen “İstanbul Bienali” günümüzde dünya sathında öneme ve ihtişama ulaşmış durumda.

İlk bienalin adresi 1895 “Venedik”…

İtalyanca “biennale” (iki yıllık) kelimesinden geliyor etimolojisi.

Sergiler, paneller, atölyeler, konferanslar…

Elbette nihayetindeki bir çıktı olarak “kültür turizmi”.

“Bienal” sayesinde haznesine doldurduğu “kültür turizmi” gelirinden çok daha fazlası kuşkusuz Mardin’in kazancı…

Bir şehrin sanat ile kültür ile kökleri ile anılmasının kıymetini ölçecek para cinsi icat ola mı?

“Bienal Mardin” sadece Mardin için değil cümle coğrafyası için farklı olanakları beraberinde taşıyan bir “seferberlik” illa…

İki yılda bir tazelenen ve hep üstüne koymaya cezbeden zihni akış.

Mardin’in bienali “sürdürülür” kılan sahipliği ve iradesi ayrıca örnek akranı şehirlere…

Bu dahi yeter faydasına.)

(Kastamonu hadi iki yılda bir yapmasın da üç yılda bir yapsın…

Orijinal ismiyle “Trienal”.

Valilik, yerel yönetim, meslek odaları, kalkınma ajansı, sivil toplum örgütleri öncüsü ola…

Özel sektör “sponsorluk” koya.

Kastamonu’da mekan tutan dünya devi özel sektör firmaları var…

Dışarıda aramaya dahi gerek yok “ana sponsor”.

Türkiye’de “büyüklük” sıralamasında ilk safta yer alan Kastamonuluların sahibi olan en az iki elin parmakları kadar holding var…

Çorbayı pekala ocağa koyabilirler.

Sanat sponsorluğu ekonomi pastasında payını artırır şirketlerin…

İtibar paydasıdır.

İstanbul’da bir dünya Kastamonu “derneği/birliği/platformu” var…

Öne düşseler fena mı?

Omuz omuza…

İmece.

Kastamonu’nun adı sanatla/kültürle anılmalı…

Hak ettiği budur.)