2025 yılının son günü yine düştük yollara. Zemheri ayındayız karakış çoktan başlamış bile ancak bu sene kurak bir mevsim yaşıyoruz. Yağmurlar bizi teğet geçerken umudumuz kar yağışında gözümüz havayı kaplayan kara bulutlardaydı.

Kastamonu şehir merkezinde sadece şehrin kuzeyine düşen yamaçlarında çatıları örtecek kadar ince bir kar var. Soğuk içimizi üşütürken çocukların karlı bir yılbaşı hayali anlaşılan yine başka bir yıla kalıyor.

Ehhh madem kar bize gelmiyor biz kar nerede varsa ona gidelim kavuşalım diyerek yönümüzü küre dağlarına çevirdik.

Kastamonu merkezi aslında denize yakın sayılır. Ancak aramızda “Deniz ile Kastamonu arasında” sıradağlar engeller var. Yağmur, kar yüklü bulutlar denizden havalanıp bize doğru gelirken yaralıgöz başta olmak üzere göynük dağı, küre dağları hoop durun bakalım diye dikilir karşılarına.

-Dökülün bakalım tüm nemi, yağmuru, kar tanelerini diyerek bulutların yüklerini boşaltıyorlar.

Bu durumda bize de Kastamonu merkezine ancak esintisi kalıyor.

Cebrai̇l Keleş Köşe (10)-20

Küre Masruf-Satı Türbesi yolu

Benim her mevsimde belli başlı alışkanlıklarım var, bahar aylarında mutlaka Araç yaylalarına çıkarım, Tosya da keşen çeker, Ağlı Kalesinde çiğdemleri fotoğraflarım.

Yaz geldi mi Ilgaz Hacettepe de serinler, Taşköprü Germeç’te sarımsak söker, Ginolu’da Gideros’ta deniz havasını çekerim içime.

Sonbahar da çayboyunda başlayan yaprakların peşindeki yolculuğum dalga dalga renk renk yayılır dağlara ovalara. Kalbimin götürdüğü objektifimin gördüğü her yerdir stüdyom, memleketim.

Bir kış masalı yaşanır kış mevsiminde. Ilgaz’ın Yaralıgöz’ün zirvesinde başlar beyaz rüya. Ağır ağır iner ovalara, şehirlere. Ama bazı yerlerde sanki hiç gitmeyecek bir misafir gibi çöker kalır. İyidir hoştur da en hatırlı yatılı misafirin hükmü bile üç gündür demişler atalarımız. Bazen değil üç gün, haftalarca bazen de aylarca kıpırdamaz yerinden.

İşte tam da bu günlerde, herkes kardan kıştan kaçıp şikâyet ederken ben, dağlara, kapalı yolları temizleyen iş arkadaşlarımızın peşinden yollara düşerim.

Karabasan! gibi çöktü, esaret, felaket başlıklarına hiç aldırmam.

Merkezden yola çıkarım ilk durak Oyrak geçidi kenarda köşede birkaç parça beyazlık var o kadar. Seydiler’den sonra Ödemiş’i geçip Yağcılar yokuşundan sonrasında Masruf geçidi gelir. Kar burada mola vermiş oturmuş bir daha da kalkmamıştır. Orman deposundan sola dönünce artık, yerde gökte sadece tek renk vardır o da “Kar beyazı.”

Kim ne dersin ben seviyorum bu yolu da bu rengi de.

Masruftan başlayan yolumuz: Avşar imam, Avşar Güney (Deli Musa), Kösreli,(Ali efendi),Uzunahmet, Satı Türbesi, Yapağılı (zırmana), Çaybükü (Kocabaş) ve nihayetinde Yayla köyünde sona eren uzunca bir gurup yoludur.

Her mevsimi ayrı güzeldir ama en çok kış günü gündeme gelir. Kar öyle çok yağar ki çoğu zaman sadece dozer ya da kar püskürtücü açabilir.

Cebrai̇l Keleş Köşe (11)-18

Kaybolmanın zor olduğu yollar…

İş Mak. Opr Murat Banatoğlu ve yardımcısı Yakup Özdemir bu beyazlık içindeki tek renkli nesne olan kocaman bir iş makinesi kullanıyorlar. Bu makineleri her yerde göremezsiniz, küçük iş makinelerinin gücünün yetmediği anlarda onlar devreye giriyor. Rotatif adı verilen bu makine karla mücadele etmeyip onu tereyağı gibi kesiyor ve havaya püskürtüyor. İzlemesi çok keyifli olmasına rağmen uzun saatler boyu bembeyaz bir yolda çalışmak hem göz hem beden için oldukça yorucu.

Kar yağarken tüm doğa, kurt, kuş sessiz bir bekleyişe geçer. Kar tüm sesleri yutar, dağlara bir sessizlik çöker. Uzak dağ köylerinde belki bir iki solgun sarı ışık belli belirsiz gözükür. Kar tüm yolları tutmuşken bazılarının umudunun adı “Özel İdare” olur.

Bu bazen bir hasta, öğrenci, işine gidecek olan biri, hayvanlarına ilaç isteyen bir köylü olur.

Ben de bu iş makinesinin peşine giderken sabahtan telefon çektiği anlarda İş Mak. Opr. Murat Banatoğlu’nu arıyorum. Yola çıkarsa bir daha ulaşmak zor olacak biliyorum.

-Ustam yanına geleceğim yolu tarif eder misin?

-Masruftan dön, izimden gel şefim. Kaybolmazsın merak etme başka bir tarafa dönme şansın yok!

Cebrai̇l Keleş Köşe (9)-25

Issız sessiz karla kaplı yollar, köyler

Bu yolda ilk durak Avşar İmam köyümüz, 1985 de nüfus 248 iken günümüzde (2024 verisi) 75 olarak kayıtlara geçiyor. Bu sayı kışın kaç bilemiyorum ancak görünüşte dumanı tüten bir baca yok. Damlarda karlar birikmiş, kapıları zorluyor.

Yine de arada bir elde kürek evinin yolunu açan birilerini görünce çok sevinip duruyorum yanında. Salim Amcam emekli imam, kış yaz buradayım diyor. Eline küreği alıp boyuna gelen karları temizliyor,kediler ağaçlara çıkmış pencereden teyzemi n yolunu gözlüyorlar.

Bu sene epey kedi yapmış bu ağaç salim Emmim diye takılıyorum,

Gülüyor,

Daha evde de epeyce var.

Allahın sessiz kulları civarda bizden başka da kimse yok bizim misafirimiz onlar diyor.

Teyzem pencereden başını uzatıp sesliyor,

Gelin oğlum bir çay içiverin ısınırsınız, yok nenem sağ olasın işimiz uzun yolumuz karlı yolcu yolunda gerek diyerek izin istiyoruz.

Kar masasında yemek yemenin keyfi

Kösreli köyünde eski bir tanıdığı arıyor gözlerim. Kahve açıksa bir çay içeriz diye umutlanıyor duvarında asılı yazım duruyor mu diye bakarım diye duruyoruz.

Kar altında çatısı zor seçilen meşhur Kösreli kahvesi ne yazık ki kapalı. Çay alacağımız olsun diye devam ediyoruz, Satı Türbesinden geçerken bir dua okuyup beyaz duvarların arasından iş makinesinin izinden gidiyoruz.

Köstekçiler Hızarı deresi üstünde yayla yol ayrımında İş Makinesine yetişiyoruz.

Murat ve Yakup ustalar sabahtan bu yana iş makinesi üstündeler. Şimdi öğle vakti, yemek zamanıdır.

1,5 metrenin üzerindeki kar yığınını masa olarak kullanıp yoğun şekilde yağan kara aldırış etmeyip azığını çıkarıyor. Ekmeği bölüyor önce bize uzatıyor buyurun siz misafirsiniz şefim diyerek.

Olmaz biz dediğin gibi misafiriz az sonra şehre döneceğiz sizin saat kaçta işiniz biter Allah bilir. Siz buyurun.

Kastamonulu misafirperverliği dağ başında olsak da hiç kaybolmuyor.
Ayaküstü birkaç lokma atıştırıp tekrar makinelerine biniyorlar.

O beyaz denizde bir gemi misali ağır ağır ilerleyip virajda kayboluyorlar.

Cebrai̇l Keleş Köşe (8)-24

Yolları açıyor, gönülleri bağlıyoruz

Bizim memlekette uzak dağ başlarında eğer bir ışık yanıyorsa, bacadan tüten bir duman havaya karışıyorsa orada yaşayanların umudunun adıdır Özel İdare.

Kar yağar ilk olarak o köylerin yolu kapanır.

Bugün olmazsa yarın ama mutlaka bir vakit sonra o köy yolunda kar sessizliğine inat bir motor sesi, yerin göğün beyazlığına inat turuncu renkli bir makine görünecektir.

İl özel idaresi sadece yolları açmakla kalmaz bir hastayı hayata bağlar, bir öğrenciyi okuluna, bir aileyi sevdiklerine kavuşturur.

Bizim memlekette umudun bir diğer adıdır İl Özel İdaresi.

Mesai gözetmeksizin gece gündüz en zor şartlarda sahada görev yapanlar başta olmak üzere tüm il özel idaresi kurum çalışanlarına gönül dolusu teşekkürler.

İyi ki varsınız.

1 Ocak 2026 Kastamonu
Cebrail Keleş- Balıkçı Şef