Cumhuriyetin ilk yılları ile birlikte meyledilen “ideal cumhuriyet köyü-pilot köy-örnek köy” katarı “Köy Enstitüsü” geri adımının ardından 1960’ların sonunda “Köykent” ve 1990’lı yıllarda “Cazibe köy” vagonları ile sürdü ülkemizde…
Sonu hüsran elbette her denemenin.
1990’lı yılların sonunda Kastamonu da “cazibe köy” uygulamasının anavatanlarından biri oldu…
İlçelere yayılan “cazibe köyler” ile periferlerindeki köylere ortak kalkınma kaldıraçları kuruldu.
Kastamonu’nun “cazibe köy” var etme hızına emsal illeri ne oranda yaklaşabildiler meçhul…
Her yıl on köy programa alınıp altyapı yatırımları gerçekleştiriliyor ve yankısı üstyapıdan bekleniyordu Kastamonu’da.
“Cazibe köy” aslında “köykent” programının dönemin siyasi konjonktürüne uyarlanarak uygulanması idi…
1960’larda başarılamayanın “yeniden/yine” denenmesi idi.
Köylü kalkınacaktı…
Tarımsal sanayi yerelden vücut bulacaktı.
“Köykent/Cazibeköy” projesi acep “Köy Enstitüleri” kadar etki edebilir miydi kırsalın ekonomik kalkınmasına ve sosyal gelişmesine?...
“Elbette edebilirdi.”
Kastamonu köylerinin hızla “terkköy” halini aldığını nüfus verileri yayımlandığında fark edebiliyoruz…
“Şehregöçköy”.
(Kırsalın kalkınmasında ve göçün önüne geçilmesinde “Yerel Eylem Grubu” etkisi ne oranda oldu yahut olması hedefleniyor?...
IPARD III Programı 6. Başvuru Çağrı Dönemi kapsamındaki LEADER Yaklaşımı Tedbiri üzerinden ülkemizdeki farklı yörelerde olduğu üzere Kastamonu’dan başvuran 7 yerel eylem grubu da destek hakkı kazandı.
Yerel Eylem Gruplarına ayrılan toplam proje bütçesi 104,2 milyon TL…
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından YEG projeleri “yüzde 100” hibeyle destekleniyor.
“YEG”; kamudan özel sektöre, kadınlardan gençlere, kooperatiflerden STK’lara kadar çeşitli aktörlerin bir araya gelmesi ile oluşturulan taban örgütlerini ifade ediyor…
“Yerel birlik”.
YEG’lerin sahaya inmesi ile birlikte kırsal bölgelerinde Kastamonu’nun, ne değişim hatta dönüşüm oldu, ölçülebildi mi acep?...
Hibe destekler yerini buldu mu?
“Sözde” mi kaldı yoksa?...
Heba mı?
En ufak bilgi sahibi olmadan soruyorum yukarıdaki sualleri…
Köyler ne kazandı “YEG” ile?
Not: Farklı sivil otorite kurum ve kuruluşlar tarafından dünyanın/bölgenin/ülkenin “en iyi turizm köyleri” yıllardan beri seçilir, seçilen köyler ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme kulvarında rüzgarı daha da yelkenlerine doldururlar, “şehir” refahını yakalarlar…
Kastamonulu izler durur.
“Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü” (UNWTO) dünyanın en iyi 52 turizm köyünü listeledi ve duyurdu, listeye Türkiye’den “4” köy girdi, 29 ülkedeki köyler “küreselleşti”…
Kastamonu köyleri “yöresel”.
Araştırmaya dahil olmak için başvuran köy sayısı “270” sularında…
Kastamonu bisularda.
Türkiye’den “dünyanın en iyi turizm köyleri” listesine giren köyler “Muğla Akyaka”, “Antalya Kale Üçağız”, “Mardin Anıtlı” ve “İzmir Barbaros”…
Ortak özellikleri “kültürel mirasın korunması”, “çevresel sürdürülebilirlik”, “yerel kalkınmaya katkı”.
İlla “deniz kenarı” değil…
Aslolan “önce emek”.
Kastamonu’nun bin küsur köyü var…
“Turizm aklı” yok.
(Geçtiğimiz hafta aynı konunun “belde” güzergahını yazmıştım…
“Kasaba turizmi”.
Turizme dair ama belirleyicisinin “kültür” olduğu dünya çapındaki listelemeye Kastamonu’nun “beldeleri” girememişti…
Girmediği için “kara bağlayan” da yok gerçi vilayeti Kastamonu’da.
Turizmin “önce emek”, “koruma”, “sürdürülebilirlik” ve hepsinden önemlisi ve evveli “insan hikayeleri” olduğuna hala “akıl” ve “sır” erdiremeyen bir “ortak zihniyet” mağduru ve esiri nitekim Kastamonu…
“Köy” kadar olamayan “akıl, cüret ve imece”.)
(Kastamonu’nun bin kusur köyü var…
Köye dair “turizm” arz ve talebi üzerinde zerre beklenti, söylem, var olabileceğine dair tek kelime “acaba” sorusu dahi dile geliyor mu, kulağa dokunuyor mu, vücuda geliyor mu?
Deniz kenarında köyleri var Kastamonu’nun…
Dağ başında, ova göğsünde, yayla göbeğinde köyleri var.
Milli Park içinde köyleri var Kastamonu’nun…
Hatta bizatihi bakanlık tarafından ilan edilmiş “eko köyü” var Kastamonu’nun?
“E(k)mek” yok…
“Mazeret” var.)



