Gerçek ve tüzel kişilerin kazanç ve harcamalarına dönük faaliyetleri sonucu ürettikleri doğrudan ve dolaylı gelir-gider üzerinden vergi oluş(turul)uyor malum, aynı çatı altındaki vergiler il hanesine yazılıyor, nihayetinde de yekunu ülkenin vergi birikimi havuzunda toplanıyor...
Devletin farklı kalemlerde illere gönderdiği bütçe(ler) var bir de "karşılık" terazisinde tartmadan.
Verdiği vergiden daha fazla devletten yatırım/harcama alan iller "bütçe açığı" handikabı oluşturmuş oluyor...
Kastamonu 2025 yılı itibarı ile "bütçe açığı" hanesindeki illerden biri.
Hoş 2024'de, 2023'de, 1975'de, 1955'de...
Aynı hanenin elemanıdır Kastamonu.
Üretim/imalat yoksa...
Bütçe açığı vardır.
Kastamonu'nun "bütçe açığı" vermesinde elbette envai sebep belirleyici...
Kastamonu'nun demografisinden tutun da göç meyilli geleneksel alışkanlığına, iş tahayyülünde devlet kapısı gözleyen ve bekleyen hatta ısrarcı olan haleti ruhiyesinden yüksek rakımlı ekonomik faaliyet gerçekleştiren uluslararası endamlı şirketlerin merkezlerinin Kastamonu dışında olmasına kadar say sayabildiğin kadar.
Girişimcilik yoksa...
İnovasyon yoksa.
"Geleneksel ekonomi" hem işkolları hem de usulleri olarak yeni çağa meydan okuyorsa..
Ve hatta üstün geliyorsa.
Ekonomi il içinde dönüyorsa...
Dışarıdan yatırımcı bekleniyorsa.
Dışarıdan "kurtarıcı" bekliyor Kastamonu...
Kendi gücüne inanmayı yitirdi.
(Kastamonu'nun ezelden beri verdiği ve aks değiştirmez ise aynı yolun müdavimi olacağı "bütçe açığı" aslında Kastamonu(lu)nun rutin "Devlet Kastamonu'ya ne yaptı ne, ne yapıyor, üvey evlat mıyız?" yakınmasın da bir nevi devletçe verilen cevabı...
Kastamonu'ya aldığından fazlasını veriyor devlet.
"Devlet Ana"...
Elbette verecek, verir, vermeli.
Evlatlarından da gayret bekler ama...
En azından "bilmelerini".
Vergi elbette yerine göre "bel büküyor"...
Verginin oluşturduğu devlet bütçesinin harcanma şekli elbette yerine göre keyfe keder veriyor.
Çare üretmek/imalat...
Ve "denetim".)
(Dünya Gazetesi'ndeki köşesinde Naki Bakır, 21 Ocak'ta yazdı, "71 ilin bütçesi açık verdi" başlığı ile...
71 ilin biri de "Kastamonu".

"Devletin vergi gelirlerinin yarıdan fazlasını tek başına sağlayan İstanbul, 2025 yılında da hem dolaylı hem doğrudan vergiler ve vergi dışı gelirlerle merkezi yönetim bütçesini omuzlayan il oldu" tespitinde bulundu Bakır...
"İstanbul'la birlikte sadece on il bütçeye, aldığı harcamadan daha fazla gelir aktarırken, sağladığı gelir aldığı harcamayı karşılamayan 71 il bütçe açığı verdi."
10 il sırasıyla...
"İstanbul, Kocaeli, İzmir, Ankara, Bursa, Mersin, Antalya, Tekirdağ, Yalova, Muğla."
Diğer 71 il...
"Bütçe açığı".
71 il arasında "Adana, Kayseri, Gaziantep, Konya, Eskişehir, Samsun" gibi sanayi ve ticaret alanında kalkınmış ve gelişmiş illerin de olması şaşırtıcı...
Kastamonu'nun bu illere bakınca "eti ne butu ne".
Ancak yine de her ne olursa olsun...
Kastamonu'nun bir "hikayesi" olabilir hatta olmalı.
Neden bir "Yalova" olmasın Kastamonu?...
Çok mu zor?)
(Elbette "endüstri illeri" bütçe açığı vermiyor...
Büyük ve organize sanayi Marmara havzasına istihkam edilmeyip de yurt sathına yayılabilseydi böhle bir tablo ortaya çıkmazdı ve ülkenin tamamı "İstanbul" olurdu.
Envai hükümetin faturası bu...
Yıllar yılı "dur durak" bilmedi.

Hüküetin yeni açıkladığı ve hayata geçirmekte iddialı olduğu "Samsun-Mersin" hattındaki 13 "mega endüstriyel bölge" ve muhtemel ki devamında gelecek olan "Trabzon-Şırnak Sanayi Gelişim Koridoru", "Sivas-Iğdır Sanayi Gelişim Koridoru", "Mersin-Şırnak Sanayi Gelişim Koridoru" ile Türkiye'nin bölgesel sanayileşme terazisi dengeye gelmeye başlamış olacak bir nebze...
Marmara havzası olabildiğince transfer edilecek.
En azından yeni alanlar yeni işletmelere ev sahipliği yapacak ki...
Bu bile "artı"
Kastamonu ilk etapta ilan edilen 13 "mega endüstriyel bölge" ilinden biri olarak erken yol alma şansına sahip oldu...
Resmen "talih kuşu".
Kastamonu bu yeni hali yeterince ve gereğince idrak edebildi mi?...
Hayır".
Yılların mahmurluğuna vermek lazım...
Farkına dahi varılmadı.
Hala ve hala "devlet bir bölge müdürlüğü daha açsa" yeğ...
Fikri yoksunluk had safhada ne hazin.)