İLİ                            KASTAMONU

İLÇESİ                     ARAÇ

YERİ                       KÖKLÜYURT KÖYÜ

Bu köyün eski adı Gürne olarak bilinmektedir. Bu bölgeye de eskiden Gürne ve gürne civarı.

Gürnede ne zaman kurulduğu kesin olarak halk tarafından bilinmeyen bir vakıf ve bu vakfa ait arazilerden bahsedilmektedir.

Bu köyde bir kilise kalıntısı günümüze kadar ulaşmıştır. Kilise arkası denilen yerde ise halen mermer kalıntıları ve mermer parçaları  arazide ve toprak kazıları sırasında çıkmaktadır. Yine Küp çıktığı denilen yerin civarında pişmiş toprak kalıntıları vardır. Burada bulunduğu anlatılan ve pişmiş topraktan yapılmış bir mezar veya lahit parçaları bulunduğu ve bu parçaların Kastamonu Arkeoloji müzesine 1955 yılında nakledildiği ve burada birleştirilmeye çalışıldığı  içindeki ölüye ait kemiklerin de lahit içinden çıkartıldığı da anlatılmaktadır.

Köyün gürne olan eski adı daha sonra vakıfgürne olarak değiştirilmiş ve günümüzde de Köklüyurt denilmiştir.

Gürne kelimesinin aslı gürney olup bu kelime gür ormanların bulunduğu yer anlamına gelmekte ve gürnük veya gürlük anlamlarını taşımaktadır. Bölge halkı da bu civarlara Gürne demektedir ve yaşlılar aynı ismi halen kullanmaktadır.

Bu civardaki bir yerde bulunan bir mezarın olduğu yere halk türbe demektedir. Bu türbede yatan zatın kim olduğunu sorduğumuzda burada eskiden bir evliya varmış bu evliya da burada bir vakıf kurmuş ve bu vakfın gelirleri ile yıllarca aç olanı doyurmuş, açık olanı giydirmiş, evsizlere ev, yurtsuzlara yurt vermiş. Onun her şeyi bolmuş ve gürmüş. Onun arazilerinden sular da gür akarmış. Bu evliya maruf bir  insanmış ve ihsanı da bolmuş siye de anlatılmaktadır.

Maruf  demek, herkesçe saygı duyulan, hürmet beslenen demekmiş.  Dini bakımdan ise uygun görülen beğenilen  ve buyrukları da dine uygun demekmiş.

Burada yatan zata  el maruf  yani hakkaniyete göre kararlar veren, herkese dostane yakınlık gösteren, iyi düşünen ve iyi karar veren her şeyi müspet görebilen olgun bir insan ve ihsan sahibi imiş. Aldığı işi de layık olduğu şekilde yaparmış. Vakfı da kendisi de marufmuş diye anlatılmaktadır. Halk onun için bu zata  bu nedenle saygı ve hürmet beslermiş.

Ne zaman yaşadığına dair henüz bilgi edinemediğim bu zat ve onun yaşadığı bu bölge aslında Türklerin bu civarlara yerleşmeden önce de bir iskan yeri olarak bilinmektedir. 1071 den sonra bu civarlara ilk gelenlerin Danişmedliler olduğunu biliyoruz. Ancak yakın civarlarda Avşarlara ait olduğu bilinen yer isimleri de var.

Ayrıca yaşlı bayanların giysileri de Avşarlardan izler taşımaktadır. Avşarların bu civarlara yerleşmeleri ise Çobanoğulları beyliği zamanlarıdır. Buradaki vakfın ve vakıf arazilerinin Çobanoğulları veya Candaroğulları zamanına ait olup olmadığını da kimse bilmemektedir. Bu bizim değil bu konularda uzman olanların araştırması gereken bir konudur.

Bana düşen ise bu köydeki Vakfı kuran ve bu civarda halen saygı ve hürmet duyulan bu zata mekanı cennet ruhu  şad olsun demek düşer.

           Zühtü Aslan