İLİ KASTAMONU
İLÇESİ TAŞKÖPRÜ
YERİ APTALHASAN KÖYÜ
Türbe, Taşköprü merkeze 15 km uzaktaki köyün hemen yukarısındaki tepe üzerindedir. Yaklaşık 25 metre kare kadar alanı olan türbenin üzeri örtülüdür ve dış kısmında geyik boynuzları vardır. İçerisinde iki adet mezar vardır. Bu mezarlardan birisi Abdal Hasan denilen zata aittir. Diğer mezarda ise ikinci Beyazıt Hanın kızı Lal sultan yatmaktadır. Abdal Hasan türbesinin sandukasının yan tarafında el sığacak kadar bir delik vardır. Buradan mezarın içindeki toprak alınmaktadır. Bu bir gelenek haline gelmiştir.
Hicri 1241 yılında bu türbenin ve çevresindeki yapıların tamir edildiği bilinmektedir. Köyün eski adı Totaş olarak bilinmektedir. Köydeki zaviyenin ve aş evi ve caminin Sultan Beyazıt Han tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Buradaki zaviyede Muhammed veledi Veli Dede ve Muzaffer bin Seydi isimlerinde iki zatın hocalık yaptığı ve bunların giderlerini karşılamak üzere vakıf arazileri vardır.
Bu bilgiyi Talat mümtaz Yaman Kastamonu tarihi hakkındaki kitabında 144. Sayfada Yıldırım Bayezid olduğunu yazmaktadır. Ancak buradaki zaviyede 3. Murat devrine ait kayıtlar da vardır. Ayrıca bu türbe, Cami, Zaviye ve Aş evi ile ilgili olarak bir tez çalışması yapılmış olup 398 sayfalık bu çalışmanın bir sureti şahsi arşivimdeki dosyadadır.
Bu türbe, günümüzde evliyaları anma haftasında topluca ziyaret edilmekte ve gelen misafirlere de Taşköprü Belediyesince yemek ikram edilmektedir. Son zamanlarda buraya baraj inşa edilmiş ve türbenin dışındaki yapıların bir kısmı baraj içinde bir kısmı ise baraj kenarında kalmıştır.
Baraj yapılmadan önce kağıt fabrikasında çalıştığım sırada hem adak kurbanı kesmek hem de türbeyi ziyaret etmek amacı ile eşim ile geldiğimde bu türbe hakkında birkaç adet rivayet de dinlemiştim.
Bu köyde yaşayanların, dışarıdan gelin gelenler hariç, nerdeyse tamamının bir gözlerinin özürlü olduğu anlatılmıştı. Daha sonraki bir ziyaretimizde ise harman zamanı idi. Türbenin anahtarı türbenin hemen aşağısındaki evde bir gelinde olduğu söylendi.
Bu gelin, anahtarı alıp geldiğinde Türbenin kapısını açarken birden türbeden şimşek çakar gibi bir ışık yükseldi. Bu gelin hanım “Dedem ne olurun beni affet abdest almadan geldim. Beni bağışla” diye bağırarak anahtarı kapının üzerinde bırakarak koşarak eve gitti. Ya Bismillah diyerek türbeyi açtığımda böyle bir ışık parlaması ile karşılaşmadık.
Eşimle birlikte önceki gelişimizde Kurban Kestiğimiz ve kurban kesme yerindeki bıçaklardan birisi yanlışlıkla bizim malzemelerin içinde gelmişti. Bu bıçağı yerine bıraktık. Türbede Dua ettik. Ayrılacağımız sırasında köyden birisi yanımıza deldi. Bir miktar sohbet ettiğimizde, “ Bıçağı mı bıraktınız” diye sordu. Biz de evet dedik.
Bir Şeyler ikram etmek istedi ancak biz Çiftlikteki suyun yanında, piknik yapacağımızı söyleyerek oradan ayrıldık.
Daha sonra da birkaç defa bu türbeyi ziyaret etme fırsatım oldu. Her seferinde köyde yaşatanlardan farklı hikayeler dinledim.
Abdal Hasan Türbesi içindeki Lal Sultan ise burada kalmış, Konuşmaya da burada başlamıştır. Vefatına kadar da Abdal Hasan zaviyesinde çeşitli hizmetlerde bulunmuştur. Yavuz Sultan Selim Han, Mısır seferine giderken, ordusunu bu civarda kış aylarında barındırmış ve bahar ayıda yoluna devam etmiştir.
Bir rivayete göre, Abdal Hasan’ın bu sefere gönül yolu ile katıldığı da anlatılmaktadır. Kıbrıs barış harekatında da gönül yolu ile görev aldığı da anlatılmaktadır.
Abdal Hasan ve Lal Sultanın Mekanı Cennet ruhu Şad olsun.