Şapka Devrimi’ne ev sahipliği yaptığı halde, dokumacılık başta olmak üzere tekstil sektörüne kadınlar başta olmak üzere emekçilerinin elleri yatkın olduğu halde, doğal olarak sanayisine ve mesleki eğitimine de mekan olması gerektiği halde…

“Şapka sanayisi” ve “mesleki eğitimi” neden fide dahi tutmadı Kastamonu’da?

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Kastamonu şehrinde şapkaya olan ehemmiyetini belli etmesinden kendilerine görev çıkaran Kastamonu kadınlarının, zatıalini, İnebolu ziyaretinin ardından yeniden şehre döndüğünde bir gecede diktikleri şapkalar ile karşılamaları da mı şapka sanayini ve mesleki eğitimini hak ettiğine delalet değil Kastamonu’nun?...

Hakkı yenildi.

Dokuma tezgahlı 4 bin hane pekala şapka imalathanesi yolunda haddinden fazla altyapı görevi görebilirdi?...

Devrimi ilan etmek yetti dönemin idaresine besbelli.

Hakeza…

Kastamonu’nun kadim eğitim zihni ve o anki kurumları da mesleki eğitime altyapı olarak fazlasıyla yeter de artardı.

“Hikaye” sanayi ve eğitim ile taçlandırılmaya gerek görülmedi besbelli…

Şapkaya dair “Kastamonu” bahsi 31 Ağustos 2025 itibarı ile Ankara’da kapandı.

Devrimi Kastamonu’da yapan Cumhuriyet…

Şapkanın okulunu İzmir’de açtı.

“İzmir Sepet, Çiçek, Şapkacılık Okulu”…

Sene “1927”.

(Devlet memurlarının “şapka giyilmesini zorunlu” hale getiren “25 Kasım 1925” tarihinde TBMM’de kabul edilen 671 No'lu “Şapka İktisası Hakkında Kanun” neticesinde TBMM üyeleri ve memura başlık olarak şapka giyilmesi zorunluluğu getirildi ve halk da buna aykırı bir alışkanlığın devamından men edildi…

28 Kasım 1925 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi kanun.

Kanun 3 maddeden oluşuyor…

“Madde 1- Türkiye Büyük Millet Meclisi azaları ile idarei umumiye ve hususiye ve mahalliyeye ve bilümum müessesata mensup memurin ve müstahdemin Türk milletinin iktisa etmiş olduğu şapkayı giymek mecburiyetindedir. Türkiye halkının da umumi serpuşu şapka olup buna münafi bir itiyadın devamını hükümet meneder… Madde 2- İşbu kanun tarihi neşrinden itibaren meriyülicradır… Madde 3- İşbu kanun Büyük Millet Meclisi ve İcra Vekilleri Heyeti taraflarından icra olunur.”)

(“Şapka Devrimi” yapılmıştı yapılmasına ama memlekette “şapka imalatı” yoktu…

Giymesi zorunlu olan şapkayı memur nereden bulacaktı?

Üstüne üstlük…

“Türkiye halkının da umumi serpuşu” olarak ilan edilmişken “şapka”.

Konunun aciliyeti ve önemi 1930 Sanayi Kongresi zabıtlarına da girdi ister istemez…

“Şapka” konusu ana gündemlerden biri oldu.

Evvela “durum tespiti” yapıldı kongrede…

Şapka Devrimi’nin akabinde Türkiye’deki şapka imalatı açığını fırsat bilen yabancı işletmeler Avrupa’dan gelerek İstanbul’da atölye açtı, çoğunluğunu Macaristan’dan gelen ustaların açtıkları imalathanelerin sayısı kısa sürede 15’e çıktı, katara az sayıda Türk girişimci de atölye açarak eklendi.

Ancak kısa süre içinde 9’u kapandı…

Beklenen “sürüm” ve “kazanç” oluşmadı.

İthalata yenildiler…

Gümrük tarifesi “yerli şapkacılığı” korumuyordu çünkü.

Taslağı, kurdelesi, meşini ve astarı ile yerli üretim şapkanın maliyeti ithal şapka ile kafa kafayaydı…

Yabancı sanayinin gücünü yenmesi mümkün değildi yerli işletmelerin ve Türkiye’de işletme açan yabancıların.

Mevcut gümrük tarifesi ile yerli şapkacılık sanayisinin bırakın gelişmesini, ayakta kalmasının dahi imkan dahilinde olmadığı bizatihi 1930 Sanayi Kongresi’nde dile getirildi, mümkün değildi rekabet…

Yerli sanayinin önemi vurgulanarak elbette.

Gümrük mevzuatının yerli imalatı desteklediği ülkeler misal gösterilerek hem de…

Bulgaristan’da 5 büyük şapka fabrikası pekala kazanç sağlıyordu.)

(Türkiye Cumhuriyeti gümrük mevzuatına o vakit dokunmasa bile yerli şapkacılık sanayinin gelişmesi için yine de “altyapı” adımları attı…

İzmir Sepet, Çiçek, Şapkacılık Okulu’nda her yıl 35 genç mezun oluyor ve şapkacılık sektörüne eğitimli emeklerini veriyorlardı.

Ancak…

Türkiye’deki şapka fabrikaları dikiş tutmadığı için çalışabilecekleri bir iş yoktu ve bu emekçilere kala kala sadece küçük dükkanlarında “tamircilik” işi kalıyordu.

Bu da…

Şapkacılık sanayisini baştan tohumsuz bırakıyordu.)

“İzmir Sepet, Çiçek, Şapkacılık Okulu”…

Kapısı 1923 yılında “Vidinli Hasan Hasip Akıncı” tarafından, Göztepe'de Rumlardan kalma harap Agios Panteleimon Ortodoks kilise binası tamir edilerek ve atölyelerinden birinde erkek çocuklara “fantezi çiçekçilik ve örme mobilya”, diğerlerinde kızlara “fantezi ve tabii çiçeklerin uygulanması” öğretilerek “Özel Sepet-çiçek Okulu” olarak açıldı.

Hikayesi kıymetli bir okul…

Sepetçilik şubesine kimsesiz erkek çocuklar alınmaktaydı ve ihtiyaçları özel olarak temin edilmekteydi.

Kastamonu’da “Şapka Devrimi” olunca…

1927 yılında “şapkacılık” şubesi eklendi okula, erkek ve kız öğrenciler kadın ve erkek şapkası konusunda eğitilmiye başlanıldı, 2 yıllık eğitim süresi vardı.

Elbette yıllara sari köklü değişiklikler ile günümüze kadar geldi o okul…

2014-2015 Öğretim yılından itibaren “Göztepe Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi” olarak yolculuğunu sürdürüyor.)