Kastamonu’nun kaçırdığı trenler, bilet dahi almadığı seferler, önünden geçmediği istasyonlar; çoktur, ne saymakla düzinesi biter ne de dövmeye diz yeter, varlığa değil de yokluğa aşık...
Gönül bu.
Kastamonu’nun ekonomik kalkınması ve dolayısıyla sosyal gelişmesinin yolu ortada aslında…
Güçlü yanları ve fırsatlar ile emeği buluşturmak ve sürdürülür kılmak.
Ülkemizde gerek ulus ötesi gerekse iç dinamikler ile farklı sektörlerin boy attığı 1950’li yıllardan itibaren Kastamonu, aksine, üretim ekonomisinde “cüce” kaldı…
Tercih değildi elbette, “bilgisizlik / plansızlık / iradesizlik”, tek kelimede toplarsak “ufuksuzluk”.
Yerli mütegallibenin kolaya kaçmasını ilave edelim “kabahatler” listesine…
“Burjuva devrimi” eksik kaldığında fazlasını beklemek hayal zaten dönem itibarıyla.
“En yoksul illerden biriyiz” şeklinde feveran etmeye hiç hakkımız yok…
Üretmeye niyetsiz, ne yatırım ne de tüketim var, banka kasasında dönen bir ekonomi Kastamonu.
Emek yatıyor…
Faiz çalışıyor.
(“Varlıklı şehir” nasıl olunuyor?...
“Eskişehir” örneği üzerinden cevaplayalım.
Eskişehir Mobilya Sanayi İş Kümelenmesi (ESMOS) Başkanı Hakan Korkmaz’ın “Ekonomim” gazetesinde yayımlanan açıklamasına göz verelim…
“Anadolu’nun ortasında, kültür, sanayi ve eğitim üçgeninde yer alan bu kadim şehir, artık sadece bir üretim merkezi değil; aynı zamanda tasarım, inovasyon ve sürdürülebilir kalkınmanın da öncüsüdür.”
Tasarım, inovasyon ve sürdürülebilir kalkınmanın da öncüsü” olarak ahşabı ifade eden Korkmaz’ın “Ahşaba şekil vermeyi bir zanaat olarak gören ustalardan gelen üretim kültürü, bugün hâlâ şehirde yaşatılmakta ve ileriye taşınmaktadır. İşte bu köklü kültür, çağımızın gereklilikleri olan tasarım, teknoloji ve verimlilik kavramlarıyla bir araya gelerek katma değerli üretimin temelini oluşturuyor” sözleri Kastamonu’yu ne kadar çağrıştırıyor değil mi?...
Kastamonu bir Eskişehir değil günümüzde gelinen noktada ne var ki.
Eskişehir ne yaptı “tasarım ve inovasyon” yolunda, geleneksel mirası sahiplenerek geleceğe taşımak için stratejik adımlar attı, ildeki “Anadolu, Eskişehir Osmangazi ve Eskişehir Teknik” üniversitelerinden mezun olan nitelikli işgücünü sektöre katarak ulusal ve uluslararası mobilya trendlerine yön verecek tasarım temelli projeleri çıkarmaya soyundu…
Kastamonu nerede?
Devam edelim okumaya Korkmaz’ın açıklamasını...
“Eskişehir Atatürk Endüstri Meslek Lisesi ile birlikte yürüttüğümüz projeler sayesinde, mobilya bölümü öğrenci sayısı son yıllarda 6 kat artmıştır. Bu artış yalnızca bir istatistik değil; şehrin gelecekteki üretim gücüne yapılan stratejik bir yatırımdır. Günümüz dünyasında yalnızca üretmek yetmiyor; verimli, çevreye duyarlı ve yenilikçi üretim fark yaratıyor. Türkiye’nin ve Eskişehir’in mobilya sektöründe çok daha büyük başarılara imza atabilmesi için üç ana kavrama odaklanması gereklidir: Tasarım, Verimlilik, İkiz Dönüşüm (dijital ve yeşil dönüşüm). ESMOS olarak tüm üyelerimizle birlikte bu dönüşümün parçası olmayı değil, öncüsü olmayı hedefliyoruz.”
Eskişehir’de var edilenleri okudukça Kastamonu’daki kısırlığa yanıyorum…
Nasıl beceriyoruz?
Eskişehir “Geçmişin ustalık mirası ile geleceğin teknolojisini buluşturmaktan” söz ediyor…
Kastamonu’da ise ne “gelenek” ne “teknoloji”.)
Not: Ahşapta “inovasyon ve tasarım” merkezi Kastamonu olacaktı oysa…
2011 yılına gidelim.
Atanmasının ardından kısa sürede çözdü Kastamonu’nun ekonominin kalkınma istikametini Vali Erdoğan Bektaş…
“Ahşap”.
“Geleceğe kök sürmek” bu…
Ahşap hammaddesinin el altında bulunduğu ve geleneksel ahşap sanatının hala hüküm sürdüğü Kastamonu’da “gelenek” ile “teknoloji” buluşmasıyla “inovasyon” ve “tasarım” yolunun lideri olunabilirdi pekala.
Ülkemizdeki tasarım yollu dev ahşap mobilya firmaları davet edildi, yerel firmalar ile aralarında köprü kuruldu, Türkiye’nin ilk “ahşap fuarı” başlatıldı derhal…
“Seferberlik” diyelim.
Ahşapta “tasarım merkezi” İtalya…
Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası (KATSO) sektörün kalbinin attığı Milano ve Rimini’deki fuarlara iş gezisi düzenledi, Milano Sanayi Odası ile toplantı yapıldı, Kastamonu ahşap sektörünün güzergahı “tasarım” ve “inovasyon” olarak çizildi.
Tasarımı öne çıkaran yeni ahşap firmaları kurulduğu gibi o dönem, mobilya sektöründeki kimi işletmelerin de bu alana kaydığı oldu, rüzgar esiyordu…
Dağın zirvesi görülmüştü aslında.
Ne ara tepetaklak geri yuvarlandık?...
Ne tasarım kaldı ne fuar.
Eskişehir’i okuyoruz bugün…
Kastamonu aynı satırları 15 sene önce yazdı oysa.
(Hatıralarda kalan bir de Kastamonu Valiliği’nin düzenlediği “ahşap heykel” sempozyumu ve sergisi var…
“2008”.
Atatürk’ün Kastamonu’ya Gelişleri, Şapka ve Kıyafet Devrimi” kutlama programı kapsamında düzenlenen bir etkinlikti…
Ülkemizin önde gelen ahşap yontu sanatçılarını ağırlamıştı Kastamonu.
Sanatçıların eserleri Vedat Tek Kültür Merkezi’ne bırakıldı…
Kastamonu’nun kadim sanatına armağan.)
(Kastamonu ahşapta ıskaladığı kalkınma ve gelişme rotası yerine ne yeni bir hedef koydu ne de ufuk…
Bu “yok” halin bir sarsıntısı da olmadı gerçi.
Umarsız…
Kayıtsız.
Şevksiz…
Yok ama varmış gibi.)