Kastamonu’nun turizm hercümercine dair “ne desek boş” safhasına varmış durumdayız, matbu ifadeyle “sözün bittiği yer”, 2024 yılında Kastamonu’ya “giriş yapan” turist sayısı sadece ve sadece “126 bin 39” kişi…
Olsa ne olmasa ne?
Kastamonu’nun kalkınma manivelalarından birinin “turizm” olduğu lakırdısını kimse etmesin aman…
Turizm yörelerindeki küçük ölçekli bir kır kasabası hatta köy kadar yıllık turist almadığımız ortada.

Aybaşına bölsek Kastamonu’ya adım atan turist sayısını…
“10 bin 503” turist/ay.
Kastamonu Valiliği resmi sitesinde yayımda turizm verisidir arz ettiğim…
Resmi bilgi.
Kastamonu matematik ve fizik bilimlerine meydan okuyan bir coğrafya aynı zamanda!…
Kastamonu’ya yıl boyu giriş yapan turist sayısı “126 bin 39”, aynı yıl içinde konaklama sayısı ise “199 bin 423” kişi, evinde sıkılan yerliler otele kaçmışlar ara ara besbelli!
Kastamonu’ya giriş yapmadan konaklayan turist cinsi var besbelli…
“Işınlanan turist”.

Latife bir tarafa…
“Geceleme” sayısını “turist başı” üzerinden hesap etmemek lazım olsa gerek, aynı kişi belki 3-5 gece kaldı, bu değerlendirmede turizm hali pür melalinin daha fecaat olduğu ortaya çıkıyor.
Türkiye’nin turizmde “yabancı turist” rekoru kırdığı yıl, Kastamonu’ya giriş yapan “yabancı turist” sayısı “2 bin 895” kişi, ülkemizin güney kıyılarındaki bir oteli bir gece dahi doldurmaya yetmeyecek sayıda bir turist kafilesi…
Kastamonu’nun Arap ve körfez diyarları başta olmak üzere yurtdışında yapılan turizm tanıtımının semeresi bu kadar işte, harcanan cümle kamu kaynaklarına karşın ceviz kabuğunu doldurmayacak bir getiri, yazık.

20 ilçeli Kastamonu’nun turizm rakamları bu…
Güya 4 mevsim turizm yapılan Kastamonu.
Asansörün halatı kopmuş zaten…
Kastamonu her geçen sene turizmde daha kötüye gidiyor, 2019 yılı Kastamonu’ya giriş yapan toplam turist sayısı “613 bin 451” kişi, 2024 yılında dörtte birine düşmüşüz 2019’un.
Daha ileri gitmemiz lazımken…
Geri gitmişiz son sürat.
E bakıyorsunuz kamunun “kültür ve turizm” üzerine bir dünya müdürlüğü var mülki idareden yerel yönetime, birliklerden derneklere, üniversitenin turizm fakültesinden ahkam kesenlere…
Bu eser cemi cümlesinin.
(Kastamonu’nun 2018 yılında “520 binli” turist rakamlarına ulaştığı, 2019 yılında ise “763 bin” turist sayısına çıktığı ifade edildi kamu temsilcileri tarafından önceki yıllarda, 2020’de hedef 1 milyondu…
2023 hedefi ise “750 bin” turist idi.
2023 yılında giriş yapan turist sayısı “347 bin 324”…
Geceleyen turist sayısı 2023 yılında “620 bin” olarak gerçekleşti.
Çok değil bir yılda geri gittiğimiz mesafeye bakın…
İzahını soracak var mı?)
(Kamu misafirhanesi sayısı özel sektörün “turizm işletme belgeli tesis” sayısından fazla olduğu bir ilde zaten “ne turizmi”!...
Kastamonu’da “31” kamu misafirhanesi, “28” özel sektör turizm işletme belgeli tesis var, şükür ki yatak sayısında özel sektör “351” yatak önde.
Yerel yönetim belgeli tesisler de ilave edildiğinde Kastamonu’nun toplam “yatak” sayısı “6 bin 315”…
Ucumuz bucağımız bu.
“Demirperde turizmi” yapıyoruz…
“İdareyi maslahat turizmi” desek de olur.)
(Kastamonu turizminin kamunun “idareyi maslahat” zihni ile geri gitmekten başka bir istikameti olmayacağı açık…
Yerel yönetimlerden de “aman aman” katkı beklenmeyeceği ortada, kamucu idareyi maslahata ek bir de “siyaseti maslahat” var belediyelerde, “ufuk meselesi” e bir de.
“Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi” nerede?...
Eğitim vermek ve bilim üretmek yanı sıra bir de yöresine ufuk ve yol açması gerekmez mi, Kastamonu’nun 2024 turizm verisinden üzerlerine aldıkları bir sorumluluk hissi var mı, bilim cephesi nihayetinde.
“Kastamonu Üniversitesi” nerede?...
“Tabiat turizmi” alanında “ihtisas üniversitesi” değil miydi?)
Not: Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Ankara” romanında bir pasaj, Ankara’ya kuzey yönünden kağnılar girmektedir, mevsim yaz…
“Bir yol dönemecinde uzunca bir kağnı dizisine rasgeldiler. Bu kağnıların yüzü şehre yönelikti ve o kadar yavaş ilerliyorlardı ki, yürüyüp yürümedikleri ancak gıcırtılarından belli oluyordu. Selma Hanım, bunlardan her birinin bir top mermisi taşıdığını gördü. Her birinde bir tek mermi… ve bazısının üstünde uykuya dalmış bir çocuk gibi yorgan örtülmüştü. Bunları çeken mandalar o kadar zayıftı ki, kalça kemikleri nerede ise derilerini burgu gibi delecekti.”
İnebolu’dan yola düşen kağnı kolu romanda bahsi geçen…
“Kağnı donanması” diyelim nicedir dilimize yerleşik ismiyle.
Kağnı üzerindeki cephanenin üzerini yorgan ile örtmek “gelenek” yahut “mevzuat” belli ki…
Romanda konunun geçtiği zaman “yaz” çünkü.
Kastamonu’da günümüzde esamesi kalmayan “manda”…
Kemikleri derisini delecek yoklukta dahi yükü altında ezilmeyen mukaddes canlı.
Durmaksızın yürüyen…
Diz üstü çökmeyen.
“Manda yuva yapmış söğüt dalına” öyle mi?...
Türk ulusunun gönlüne yuva yaptı asıl.
(“Roman, film ve türkü” üzerinden okumanın daha gerçekçi olduğunu düşünüyorum tarihi…
Tarihçi sübjektivizmine galebe çalan objektivizm.)