İLİ KASTAMONU
İLÇESİ MERKEZ
YERİ DEVECİLER MAHALLESİ
Yusuf Horasanin türbesi Deveciler Camisinin Batı kısmındadır. Türbeye cami içinden girilmektedir. Türbe içinde 12 adet ahşap sanduka vardır. Mezarlar bu sandukaların altındaki toprak kısımdadır. Diğerlerine göre daha büyük olan ve üzeri yeşil örtülerle sarılan sanduka Yusuf Horasanindir.
Kastamonu ve civarı Bizans’sın elinden alınırken bu mücadelenin yüz yıldan fazla sürdüğü bilinmektedir. Miladi 1074 yılında başlayan bu mücadele ancak miladi 1211 yılında neticelenmiştir.
Kastamonu’da 1074 yılında Tutak Beyin Alp Başı olan Emir Kara Tekin emrindeki akıncı beyleri ile ilk akınlar başlamış ve Kastamonu, Sinop ve Çankırı dolayları Bizans’tan temizlenmeye çalışılmıştır. Emir Kara Tekin Beyin Türbesi Çankırı’dadır.
Emir Kara Tekin Danişmendliler Devletinin Emiridir. Kastamonu Araç ve Pınarbaşı’nda bazı Danişmend Gazi Türbeleri ve bu türbede yatan zatların bilgileri bunu doğrulamaktadır.
Yusuf Horasani ise Emir Karatekin’den önce Kastamonu’ya geldiğini anlatanlar da var. Hüsameddin Çoban Bey’den önce Kastamonu’ya geldiğini anlatanlar da var. Hangisinin doğru olduğu tarihçileri işidir. Ancak birsini 1074 birisinin 1211 yılları tarihlendirildiğine göre sadece bunlardan bir tanesinin doğru olduğudur.
Bizans Kastamonu ve civarlarına hakimken gelmiş ve elindeki tüm servetini fetih ordusu için savaş araç gereçleri yaptırmak için harcamıştır. Deveciler camisi ve buradaki türbe Çobanoğulları Atabeyinin emri ile yaptırıldığı bilgisi kayıtlarda mevcuttur. Ancak Hangi Atabey olduğu belli değildir. Ya Alp Yürek Bey ya da Babası Hüsameddin Çoban Bey olması gerekir. Hüsameddin Çoban Bey olma ihtimali daha kuvvetlidir.
Deveci Sultan Camisi ise bu dönemde yapılmıştır. Ancak cami kitabesi ise Candaroğulları dönemini göstermektedir. Ancak bu bilgi Caminin ve türbenin onarımı olup 1320 yılında bir hayır sahibi hatunun camiyi onarttığı tarihtir.
Yusuf Horasani ile ilgili halkın anlattığı rivayetler vardır. Tarihler farklılık gösterse de en çok anlatılan rivayet ise Yusuf Horasaninin hac vazifesi için Horasan’dan yola çıktığı Erzurum ve Erzincan yolu ile Anadolu topraklarına girdiği ve Erzincan’da bir gece rüyasında Peygamberimiz tarafından “Yusuf sen Kastamonu’ya gideceksin oradaki vazifen daha önemli” diye duyduğu ses üzerine uyandığı bu rüyayı yedi gece peş peşe gördüğü ve aynı sesi duyduğu bunun üzerine hac görevini erteleyip Kastamonu’ya geldiği ve elindeki servetin bir kısmı ile develer alıp onların çobanlığını yaptığını kalan parası ile de yerleştiği yerin yakınında bulunan Maşatlar ile irtibat kurup onlara Hadid yani demirden, Nühas yani bakırdan ve menemem yani ağaçtan savaş araç gereçler yaptırdığı deve çobanlığı yaparak kendini düşmandan gizlediği bunun için de halk onu Deveci Sultan olarak tanıdığı anlatılmaktadır.
Yusuf Horasaninin yaşadığı alan Kastamonu Kalesinin dış kale surlarının dışındaki bir bölgedir. Fetih ordusu geldiğinde bu ordunun kumandanına Kastamonu kalesinin gizli giriş ve çıkışlarının yerini de gösterdiği rivayet edilmektedir. Başka bir ifade ile Kastamonu’nun fethinin manevi lideridir. Bu rivayet Emir Karatekin’i işaret etmektedir. Hüsameddin Çoban Bey ise Dış kale surlarını aşarak kaleyi kuşatmış ve günlerce kaleyi alamamış ancak Yunus Mürebbi isimli bir genç otağına gelerek bayraktar olmak istemiş ve bu gencin kale burcunu tırmanarak bayrağı burca diktiği ve halkın bu gencin türbesinin bulunduğu yere bayrak asarak onu Bayraklı Sultan olarak gönüllerine yerleştirmişlerdir. Bu olay ise 1211 yılını işaret etmektedir. Herhalde bu iki olay birbiri ile karıştırılmaktadır.
Bazı kişiler ise Yusuf Horasani’nin Horasan Erenlerinden olduğunu da anlatmaktadırlar. Hatta Muhiddin Arabi ile de gönül yolu ile haberleştikleri de anlatılmaktadır.
Günümüzde türbenin onarıma ihtiyacı olduğu gibi türbe içinde isimleri bilinmeyen sekiz sandukanın altında yatanların da tarihçiler tarafından araştırılıp işin doğrusunu açıklamaya ihtiyaç vardır. Bizler de neyin doğru olduğunu öğrenir gelen turlara tek bir sunum yaparak en doğruyu anlatmış oluruz.
Mekanı Cennet ruhu şad olsun.