Sezonun ilk haftasında deplasmanda, ikinci haftasında kendi evinde, her iki haftanın da kendine özgü psikolojik baskısına mağlup olmadan…
Galip geldi GMG Kastamonuspor.
İlk haftaki rakibin ikinci maçında deplasmanda gurubun en iddialı ekiplerinden biri ile berabere kalması…
Deplasman galibiyetinin kıymetini daha bir taçlandırdı.
Gazi Stadı’nda “hıncahınç” denebilecek tribünler önünde…
Galip gelmek de az iş değil hani.
Taraftar “illa” galibiyet bekliyor, rakip ofansta olmasa da defansta dişli, sezon başı olması nedeniyle kaslar huzursuz…
3 puanın ötesinde değer katan bir galibiyet kuşkusuz.
Bir de üstüne “iki adımda” gelen liderliği koyun…
Yarışa kafada başlamanın rakipler üstünde kuracağı hegemonyayı hesap edin.
Bir “asli” konu da karambola gitmesin bu arada…
GMG Kastamonuspor oyun boyunca önce “3-5-2”, ardından “4-2-3-1”, sonra “4-1-3-2”, nihayetinde tekrar “3-5-2” dizilişlerinde oynayarak “elastik” kurgu yeteneğini de sahaya yansıttı.
Sol uçta oynayan oyuncuyu bir süre sonra sol arkada görmek…
Futbol aklı ve dönüşüm yeteneği namına umut veren ve sevindiren hamleler oldu.
Oyun sisteminin önde olduğunu izah ediyor bu durum…
Oyunculara bağlı kalmayan bir yapının ayak sesleri.
Bir de…
Takımın kıymeti “gününde olmadığı” zamanda kazanmasıyla ölçülür, ki GMG Kastamonuspor hiç de gününde değildi, iki atakta iki gol ile maçı kayıpsız sonlandırmayı başardı ama.
Varın siz iyi gününde nasıl olacağını hesap edin…
Ezer geçer.
Sezon yeni başladı…
İlk haftalarda kayıplar da, kazançlar da abartılmamalı elbet, ekip ruhu ve sistem zamanla oturacak.
İlk iki hafta itibarı ile söylemek gerekirse…
“Peri masalı”.