Kastamonu(lu)nun “kültürel miras” ve “kent kimliği” kavramlarını sadece eski kent olarak ifade edilebilecek Kale ve havalisi üzerinden okuduğu ve anladığı, bu kavramların aslında kentin sadece geçmişini değil geleceğini de ve dahası “modern” olarak nitelenen yeni yapılaşmayı da kapsadığını çözemediği, bu nedenle kenti “çorbaya” çevirdiği ortada… Kuzeykent’i görmek yeterli harebeleşmenin boyutuna şahit olmak için.

Bir kentin geleceğine dinamit koymak “Kuzeykent kıyımı” olsa gerek…

Kolayına emsali yok.

Izgara plandan gökdelenen ucubesine…

Kooperatifçilikten bireysel mülkçülüğe.

Medeni şehirleşmekten…

Vahşi şehirleşmeye.

Dinamit de elbirliği ile konuldu…

Fitil de el birliğiyle ateşlenildi.

Kadim şehirlerin yerle bir olması için zelzeleye gerek yok…

Vizyonsuz ve misyonsuz haletiruhiye, mülk hırsı ve suskun kamuoyu iklimi yetip de artıyor.

(Evvela insanlar mekanları bozar…

Ardından mekanlar toplumları bozar.

“Mekan felsefesi” bilmeyen idareci olmasın…

Vicdanlı ise elbet.

Dikey mimarinin topluma şırında ettiği totaliterizmin farkında olmayan da idareci olmasın..

Az bir mürekkep yalamışlığı varsa.

Kapitalizmin ekonomik fayda sağlayan ve toplumsal ilişkileri zayıflatan gökdelen aşkı ile otoriter sosyalizmin zapturapt gökdelen aşkının Kastamonu'da ne işi var?...

Anadolu kenti bu mu ola?

Ne hazin ki Kuzeykent “kent” olmaktan iyiden iyiye çıkarılmak için gökdelen temelleri ile sarılırken…

İdareciler alkış tutuyor.

Mevtanın üzerine bir kürek toprak da kendileri atmak için merasimin halay başı oluyor…

Defin elbirliği ile.

İklim Kastamonu’da her dönem sonbahar…

Sararmış yaprakları dökülüyor kentin.

Kuzeykent…

Baştan uca sarı yapraklarda dolu bahçe.)

(1980'lerin başında “planlı kentleşme” rotası ile istikamet tuttu Kuzeykent…

Ki dönem itibarı ile Türkiye sathında “planlı kent eklemlemesi” harekatı vardı farklı illerde.

Kuzeykent Mustafa Afacan Kose (1)

Elbette serüvenin başı 1980 öncesine uzanıyor…

Ankara Belediyesi öncülüğünde 17 Ekim 1979'da sendikalar, meslek odaları, kooperatifler işbirliğinde kurulan “Kent-Koop” lokomotifi oldu kooperatifleşmenin ve şehirlere ek yerleşimler kurulmasının.

Kuzeykent Mustafa Afacan Kose (4)

“Batıkent”...

Buğday tarlasından kente.

Misaller çoğaldı…

Tohum tuttu.

İzmir'de “Egekent”....

Kahramanmaraş'ta “Doğukent”.

Kastamonu'da “Kuzeykent”...

İmar planı, mimarı ve mülkiyet yapısı ile bir şaheser (idi).)

(Kent-Koop modeli ile kurulan eklemlenen şehirlerin ortak özelliği “halkın örgütlü gücüne dayanması” idi…

Kooperatifler ile kentleşildi.

Ekonomik gücü mülkleşmeye yeterli olmayan kesimler kooperatif çatıları altında bir araya getirildi…

Emekçi halk ev sahibi yapıldı.

“Batıkent” projesi nasıl ki “sosyal konut” alanında dünya çapında ödüllere boğulduysa…

Gerekli tanıtımı yapılabilmiş olsaydı muhakkak ki “Kuzeykent” projesi de ödüle doymayacaktı.

Fabrika işçileri üç katlı ve bahçeli konut sahibi oldu Kuzeykent'te…

Medeniyet buydu tam da.

Dik açıyla birbirini kesen yol ve sokaklar…

Düzenli yapı adaları.

Kuzeykent Mustafa Afacan Kose (5)

Simetri…

Altyapı.

Miletli Hippadamos'tan Kastamonu Kuzeykent'e…

Kaç asırlık yolculuk.)

(Kuzeykent'in ardından Tosya Yolu ve sair imarlaşma geldi…

Sırada Doğu Çevre Yolu havalisi var.

Kuzeykent Mustafa Afacan Kose (3)

Hançer elde…

Pusu karanlık bekler.

Şehirleşmenin özü “imece”, “müştereklik”, “plan” ve “şeffaflık” üzerine kurulu olsa gerek…

Kooperatifleşen halkın, müştereken, medeni planlı alanlarda, şeffaf süreçlerle mülk sahibi olması.

Kastamonu'da tam tersi istikamet…

Mülk sahibi varsılların, kendi ceplerine, plansız alanlarda, şeffaflığı tartışma götürür süreçlerle mülk sahibi olması.

Son yarım asırlık kentleşme tarihi tartışmaya mahal vermeyecek netlikte ortada…

Kadim Kastamonu aslından koparılma yollarında yokuş aşağı ve frensiz.

Korkusuz ayrıca…

Çekincesiz.

Değişen bir şey yok…

Torna makinesi molasız çalışıyor.

“Örgütlü halk”, “öncü bilim” ve Allah korkusu olmadıkça…

Devran aynı dönecek.