Cumhuriyet ilkelerine bağlı kalarak milleti için cansiperane ve vatanperver 365 gün 6 saat emek verendir cumhuriyeti en çok seven, Cumhuriyet Bayramı asıl 30 Ekim sabahı başlar, bir gün değil bayram yılgün…
Alından akan ter ile gözden boşalan sevinç yaşı kol kola girdikçe payidar kalır Türkiye Cumhuriyeti.

Akıl ve hikmetin güzellik ile buluşmasıdır Türkiye Cumhuriyeti…
İmece ve müşterekliğin kuvvet buluşudur.
Kimsesizlerin kimsesidir…
Umudun kuvveden fiile geçişidir.
Ne değildir?...
Gardırop müdavimlerinin meşgalesi değildir.
Ne papyondur…
Ne ruj.
Kağnı donanmasının limanıdır…
Yelkenleri dolduran rüzgardır.
Türkiye’de cumhuriyet…
Son evladını da istiklal ve istikbal yoluna eline kına yakarak yolcu eden analardır.)
(Fikrin çim toprağı okumak…
Fikrin kara toprağı oku(ma)mak.
Fili gözü kapalı tuttuğu yeri üzerinden tarif değil izah…
Fili görenlere, yorumlayanlara, senteze ulaştıranlara göz kesil.
Kim okuya!…
“Atatürk'ün Vasiyeti”.
“Oku”…
“Malik olduğum bütün nukut ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, terk ve vasiyet ediyorum:
1. Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.
2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.
3. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir.
4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.
5. İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.
6. Her sene nemadan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.
K. Atatürk.)
Bilgi sahibi ol…
Fikir ola.)

(Gazi Mustafa Kemal Atatürk vasiyetinde kız kardeşine ve manevi kızlarına pay ayırdı…
Kız kardeşi “Makbule Atadan” ve manevi kızları “Ayşe Afet İnan, Sabiha Gökçen, Ülkü Adatepe, Rukiye Ergin, Nebile İrdelp.”

“Rukiye Ergin” gardıropçulara pek tanıdık gelmeyeceği için kısa kulağa kar suyu kaçırmakta fayda var…
Rukiye Ergin’in babası Rıza Bey Mustafa Kemal Paşa'nın yazıcılığını ve postacılığını yaptı Birinci Paylaşım Savaşı’nda, 1911 doğumlu Rukiye Ergin annesini küçük yaşta kaybetmesinin ardından babasının da asker dönüşü vefatı üzerine üç ablası ile öksüz ve yetim kaldı.
Seydişehir’de yaşıyordu Rukiye Ergin…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Konya ziyareti esnasında dört kız kardeşten en küçüğünü evlat edinerek Ankara’ya getirdi.
Eğitiminin ardından Atatürk Orman Çiftliği'ndeki koruma birliğinin komutanı Hüsnü Erkin ile 1930’da evlendi, eşi 1966 yılında vefat etti, yaşamını Nişantaşı'nda sürdürdü…
1995 yılında ebediyete göç eyledi Rukiye Ergin.
Feriköy Mezarlığı'na defnedildi…
Şad olsun.
Beylerbeyi Bedevi Dergahı Şeyhi Seyit Mehmet Said Efendi’nin oğlu olan Mehmed Nesib Bey’in kızı olarak 1910’da İstanbul’da doğdu “Nebile İrdelp”…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk manevi kızı olarak yanına aldı.
Yurt gezilerinde manevi babasına eşlik etti…
Eğitiminden ardından ilk evliliği kısa süre sonra boşanma ile sonuçlandı, ikinci evliliğini Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün özel doktoru Ömer Bey'in yeğeni İzmit Kağıt Fabrikası'nda görevli mühendis Sabahattin İrdelp ile yaparak "İrdelp" soyadını aldı.
Hayatına menenjit ve tüberküloz hastalıkları set ördü…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatına müteakip felç geçirdi, görme yetisini yitirdi, 1939'dan itibaren sanatoryumlar ve hastaneler ikameti oldu, 1943 yılında vefat etti, Feriköy mezarlığına defnedildi.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vasiyet bıraktığı mirası ve mal varlığını Darüşşafaka'ya bağışladı…
Şad olsun.)
(Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” kitabını (dahi) okumadıysan…
Bu nasıl “Atatürkçülük”.

Önce oku ki…
Yüzün olsun.)
(Mesele “anlayabilmek” cumhuriyeti…
Haznesini “imece, müştereklik, sürdürülebilirlik ve demokrasi” ile doldurabilmek için emek verebilmek.
Sözde olmaz…
Hamasette olmaz.
Ki dünyada birbirine benzemez cumhuriyetler var…
“Kuzey Kore” de cumhuriyet “İran” da.
Sözüm ona…
Göz boyaya.
“Kimsesizlerin kimsesi cumhuriyet” olabilmek de hüner…
Her yurttaşın hakkını alabilmesinde.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır" sözündeki hikmeti anlayabilmek…
Cumhuriyetin kişilerle değil ilkelerle baki kalabileceğini anlayabilmek.
Ahdetmek…
Refik olmak.)