Kalkınma ve gelişmenin sırrı vakti merhunda mı gizli yoksa akılla su verilmiş çelik irade de mi, Kastamonu’ya bakıldığında ilk koridor gibi gözüküyor, “bir şey olacağı zaman olur”… Netsen neylesen zaid!
Kastamonu(lu) elini sıcak sudan soğuk su havalisine oynatmıyorsa bildiği bu olsa gerek…
“Vakti geldiğinde olur”.
Ya istasyonda treni beklenir…
Ya da trenin geliş istikametinde yaya dahi olsa dağ tepe aşıp evvel bir istasyonda katardaki yer alınır.
Tercihtir…
Görüş açısıdır.
Evvel yola çıkanla sonra çıkan bir olur mu?...
Vaktin ve mekanın sağladığı bilgi insana çağ atlatır.
“Yolcu” haletiruhiyesi ayrı irfandır…
Yolda değil zihninde yürür.
Önündeki ize yüz vermez…
Yeni yol açar ormanda nevi şahsına.
Misal olur…
Ardından gelenlere cüret katar.
(Kastamonu(lu)nun kalkınma ve gelişme mecrasında (çok) geride kalmasının hikmeti sebebi çağa “altyapı” alanında ayak uyduramaması ve dolayısıyla “nüfus/nüfuz” yitirmesinden evvel fikri sermayesini kaybetmesi neticesinde “sosyal inovasyon” birikiminde dalgalı denizlerde yelkensiz kalması…
“Büyük kaçgun” ya da diğer deyişle “fikri fetret” devrini yaşıyor Kastamonu(lu) son yarım asırdır kütlesini peyderpey artırarak.
“Ar-Ge” ve “inovasyon” sadece “teknik” ve “fizik” alanlarına istihkam kavramlar değil…
Pekala “sosyal” kümenin de olmazsa olmazı “Ar-Ge” ve “inovasyon”.
Tarih akışının küheylan dönemeçlerinde “sosyal inovasyon” yok mu?...
“Esnaf loncaları” misal.
“Gelin canlar bir olalım” diyen…
Pir Sultan Abdal ya da.
“Sosyal girişimcilik”…
“Sosyal inovasyon”.
“Yok tek başına kurtuluş”…
Sadece koyunlar kendi bacağından asılır.)
(Bahanelere sığınmak sosyal inovasyonsuzluğun kapısı ardına kadar açık kaçış yolu…
Kolay destekçi bulur ve üzerine konula konula dağ olur.
Aşılmaz…
Yükseltilir.
Elbirliği…
Bir tuğla koyar üstüne yeni bahaneciler.

“Ilgaz Tüneli” olsa denilirdi…
Oldu.
Değişen ne var Kastamonu ekonomisi ve sosyal çizelgesinde?...
Kurt mu boğdu Kastamonulu?
“Havaalanı” olsa denilirdi…
Alanı bırakın “liman” yapıldı.

Kış sezonunda ancak haftada üç gün sefer eylenebiliyor…
İzaha gerek var mı havalimanının Kastamonu’ya kattığı konusunda?
“Liman” olsa denilirdi…
Kapasitesi öyle ya da böyle liman var mı var.

Nerede ihracata yük taşıyacak üretim Kastamonu’da?...
Kastamonu’dan diyar diyar dünyaya kalkan gemilerin dumanı nerede?
“Üniversite” yok denilirdi…
Kuruldu 20 sene evvel.

Ne oldu getirisi?...
Aya ayak mı bastı Kastamonulu?
“OSB” yok denilirdi…
Neredeyse her ilçeye OSB kuruldu kuruluyor.

Vergi rekoru mu kırıyor OSB’ler?...
İhracat rekoru mu yoksa?
Kadim bahaneleri baktı tutmuyor Kastamonulu?...
“Demiryolu yok” repertuvara girdi.
Demiryolu olsa…
Jules Verne’e rakip olacak Kastamonulu aya yolculukta.

“Demiryolu” bahanesi kendi içinde çeşitlendirilebilecek içeriğe de sahip…
“Yük” maksatlı yapılsa “yüksek hızlı tren yapılmadı” denilebilir pekala.)
(Bir cephesi boydan boya “deniz” olup da…
Deniz ekonomisinden gerek ekonomik gerekse sosyal alanda denizi olmayan illerden geride kalmayı nasıl açıklamak lazım?
İç sularında balık üretimi ile Kastamonu’yu geride bırakan illeri sıraladığımız yazılar ile dolu arşiv…
Denizdeki parayı göremiyor Kastamonulu.
Gölüne “mavi bayrak” takan il var…
Turizm haletiruhiyesine bakar mısınız?
Çok evvel yıllar yazmıştık ve içeriğini araştırdığımızda olamayacağı ve hatta gerek de olmadığını izah etmiştik “kruvaziyer” turizmine Kastamonu sahilinde…
Yeniden dilde.
Akıl var…
İzan var.
Kastamonu bahane geleneğinden yolunu ayıramaz…
Sosyal inovasyon(cuları) yok çünkü.)