Belediyelerin “erişemeyenler” için konut üretme sorumlulukları olsa gerek, hele ki “sosyal belediyecilik” titrini kullanan belediye yönetimlerinin olmazsa olmazı, yok öyle bedavaya “halkçılık” nutku parçalamak… Aynası iştir sosyal belediyecinin.
“Sol gösterip sağ vurmak” devrin münhasır kimliği ne hazin ki…
Çeşmeye götürüp susuz getirmek ya da.
İskandinav belediyeciliği, sosyal demokrat belediyecilik, halkçı belediyecilik…
Askıdan beğendiğin kimliği tak boynuna.
Kim sırra ere?...
Kim eleştire?
“Maskesiz balo” olmuş tahakkümün sureti…
Açık, ayan, beyan.
Prangaya ne hacet?...
İlüzyon olmuş siyaset.
Abra…
Kadabra.
Belediye “toplu konut” üretmekle mesul mü?...
Ne gereği var sıcak sudan elini çıkarıp soğuk suda buz kestirmeye.
Laf yeter…
Güzaf güzaf.
(Sadece Kastamonu’nun ve genel anlamda Türkiye'nin sorunu değil kırdan şehre göç…
Dünyanın tamamı (çarpık) kentleşiyor.
Kentleşmenin doğurduğu badire ise “ evsizlik”...
Barınak bulamıyor insan soyu.
Mülksüzler aynı zamanda “sosyal dışlanma” cendersinde….
İnim inim.
“Güvenli barınma” insan hakkı mıdır?...
Cevap olumsuz olsa gerek.
Parası olan barınır…
Olmayan bakınır.)
(Türkiye’de örnek ve rehber bir “yerel yönetim deneyimi” var…
“Karatay Belediyesi”.

Kanada/Toronto (Ekim 2025) evsahipliğindeki “7. Kentsel Ekonomi Forumu” sayesinde tarihe not düşüldü Karatay Belediye Başkanı Hasan Kılca'nın önerdiği ve uyguladığı “konut modeli”…
Başlı başına bir “sosyal inovasyon”.
Belediye öncülüğunde “faizsiz, katılımcı ve insan odaklı finansman ve üretim modeli”...
Başarılı ve sürdürülebilir.
Meraklısı uzun uzadıya okuya…
Keş parası olmayan, banka kredisi alamayan, sınırlı gelire sahip aileler hedef kitle…
Tam da UN-Habitat’ın “kimseyi geride bırakma” (leaving no one behind) prensibi.
Karatay’da belediye öncülüğü ve güvencesinde “47” konut yapı kooperatifi kuruldu ve “23 bin 420” konut inşa edildi….
Karatay'da toplam konut stoğunun yaklaşık “yüzde 16'sı” bu model ile üretildi.

Belediye Başkanı Kılca'nın Toronto'daki konuşmasından bir pasaj…
“Belediyeciliği sadece alt yapı hizmeti olarak görmüyoruz. Vatandaşımızın en temel ihtiyacı olan barınma sorununa çözüm üretmek de sosyal belediyeciliğin bir gereğidir. Biz bu modelle, vatandaşımızı faiz bataklığına düşürmeden, onlara güven vererek ve onları sürecin bir ortağı yaparak ev sahibi yapmanın gururunu yaşıyoruz."
Karatay'ın deneyimi yerel yönetimin “sosyal inovasyon” ve “sosyal girişimcilik” vechelerini aynı yüzde buluşturuyor…
İnovasyonu teknolojiden ve girişimciliği bireysel kazançtan çıkarıyor.
Sosyal düzlem…
İmece ve müştereklik.
Aidiyet…
Sahiplik.)

(Karatay Belediyesi misali pek çok sosyal belediyecilik deneyimi var kuşkusuz dünyada…
Öznel koşullarına binaen neler var neler.
Belediye öncülük eder mi yapı kooperatifçiliğine?...
Halktan yana olan eder elbette.
Sözde değil özde halkçı olan da eder…
Okur olan da eder.
Bilenle bilmeyen bir olur mu?...
Ezberciler etmez.
Çağın gerisinde kalanlar etmez…
Müteahhit kafasından çıkamayanlar etmez.
Barınma yoksa topyekun…
Ne kalkınma var ne de gelişme.
Kalkınma ve gelişme yoksa…
Yerel demokrasi yok.
Mütegallibe var…
Feodal var.
Çayın taşı ile çayın kuşunu vurmak var…
Köksüz varsıllık var.)