Kastamonu’nun 20 şehri ve cemi cümle kırsalı ile mazinin görkemiyle yükselmesine açılan kapıyı araladı Prof. Dr. Metin Sözen, ilimize ilk adım attığından itibaren yarım asır emek verdi desek hiç abartı değil, geç de olsa tuttuk bir ucundan uzattığı yolun… Sayesindedir “kültürel ve doğal mirasın korunmasına” dair yekun cümlelerimiz.

1970’lerin başında şifasını zerk edebileydi yarasına Kastamonu(lu)…

“Dünya mirası” bir şehir korumak işten değildi.

O vakit ne üzmüşüzdür Prof. Dr. Metin Sözen’i…

Affede kusurumuzu.

Kastamonu’da “Metin Sözen Mirası”

Mütegallibeyi aşmak kolay değil…

Yıkıla konaklar, dikile apartmanlar.

Hanlar, hamamlar, kervansaraylar kurtulduysa…

İkameleri bulunamadığından.

Şehrin batı ve doğu cepheleri “aynı” kaldıysa…

İkamet edenlerin “yoksul” olduğundan.

1990’ların sonuna doğru…

Prof. Dr. Metin Sözen’in layığı ile izini tuttu Kastamonu.

Kastamonu’da “Metin Sözen Mirası” (2)

Elbette tastamam göğünü tutmadı Kastamonu’nun Prof. Dr. Metin Sözen’in ufku…

Yerel yönetimler eksik kaldı.

Üniversite keza…

Yerel inisiyatifler.

Yine de umudunu kesmedi Prof. Dr. Metin Sözen Kastamonu’dan…

Hep sırt sıvazladı, omuz verdi, motivasyon aşıladı.

2018’di galiba…

İstanbul’daki ÇEKÜL merkezinde Kastamonu’yu dinlerken ve restorasyon görüntülerini izlerken ki umudunu hangi kelime anlatabilir ki Prof. Dr. Metin Sözen’in?

O an o odada bulunmak ne şerefti…

Ömürce unutulmayacak.

Daha ne hedefler çizildi o gün…

“Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.”

Araya pandemi girdi…

Hastalık girdi sonrasında.

Ne zaman telefon ahizesi kalksa…

Bir umut vardı ucunda Kastamonu’ya dair.

(Gaziantep Büyükşehir Belediyesi “Metin Sözen Kitabı” yayımladı…

“Gaziantep’in Hafızası”.

Kastamonu’da “Metin Sözen Mirası” (3)

“Metin Sözen Anma Günü ve Metin Sözen Okulu” lansmanı kapsamında hazırlandı kitap…

Prof. Dr. Metin Sözen’in “Gaziantep ile kurduğu güçlü bağın, kente kazandırdığı değerlerin ve yıllara yayılan koruma çalışmalarının izi” kitapta harf harf.

“Fatma Şahin, Dr. Asım Güzelbey, Sezer Cihan, Prof. Dr. Halil İbrahim Yakar, Gamze Maraş ve Erden Güven…” tanıklıkları…

“Prof. Dr. Metin Sözen’in yaşamı, düşünce dünyası ve kültürel miras alanındaki öncü yaklaşımı ele alınırken, ÇEKÜL Vakfı aracılığıyla Gaziantep’te yürüttüğü çalışmalar kapsamlı biçimde derleniyor.”

Prof. Dr. Metin Sözen’in emeği “Kenti korumanın ötesinde, kentin geleceğini kurmak”…

Gazianteplinin vurguladı bu.

Vefası ve öncülüğü için…

Gaziantep’e şükran.

Diğer iller de ardını getirecektir kitaplaşmada…

Keşke Kastamonu’da katara katılabilse.

Kastamonu “Metin Sözen Kitabı” yazmakla mükellef…

Valilik mi belediye mi mimarlar odası mı?

Yazılmalı…

Ahde vefa.)

(Kastamonu(lu)ya düşen bir diğer görev de…

“Metin Sözen Okulu”.

13 Ağustos’ta https://www.kastamonuistiklal.com/metin-sozen-okulu-kastamonuda-acilmali yazmıştım...

“Metin Sözen Okulu, adını kültürel mirası yalnızca korumakla kalmayıp onu yaşayan bir bilinç haline getiren Prof. Dr. Metin Sözen’den alır… Mirası mekânla, zamanla ve doğayla kurulan sorumlu bir ilişki biçimi olarak yeniden düşünmeye ve sorgulamaya davet eden bir öğrenme yeridir… Bu toprakların kültürel hafızasını geleceğin öncülük anlayışıyla buluşturan bir düşünce alanıdır… Bilimsel bilgiden uygulamaya uzanan bir öğrenme yapısı kurar, bu geçişi güçlendirecek bireyler yetiştirir ve uygulayıcı topluluklar üzerinden geçmişle geleceği ilişkilendirir… ÇEKÜL Vakfı’nın miras anlayışını somut bir eğitim modeline dönüştürür. Metin Sözen Okulu’nda öğrenme doğrusal değildir; tarih ile bugün, yerel ile küresel, insan, doğa ve kültür etkileşimi birlikte düşünülür.”

Gaziantep’in ardından Türkiye’de ikinci okul açmaya namzet olsun diye…

Yazmaya devam.)

(“Cumhuriyet için ne yazayım” derken…

“Gamze Erol” imdada yetişti.

“Cumhuriyet Anka Kuşu”…

“Cumhuriyet, Türk milletine sonradan giydirilmiş iğreti bir gömlek değil; asırlar süren varoluşumuzun özüdür. O; bozkırda at koşturan Hunlardan Asya’yı titreten Göktürklere, Anadolu’yu vatan yapan Selçuklulardan üç kıtaya yayılan Osmanlı’ya ve nihayetinde paslanmış, tozlanmış zincirlerini kırıp küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti’ne uzanan modern bir köprü, binlerce yıllık mirasımızın modern çağda kurumsallaşmış halidir. Yeryüzünde adalet, özgürlük, eşitlik ve hoşgörü gibi ilkelerin; bağımsız ve hür yaşama iradesinin yüzyıllardır farklı coğrafyalardaki ve dönemlerdeki yansımasıdır. Türk devlet geleneğinde bu kesintisiz sürekliliğe 'Devlet-i Ebed Müddet' (Sonsuz Devlet) denir. Cumhuriyet ise işte o binlerce yıllık ulu çınarın dünya sahnesinde yeniden ve en güçlü şekilde şahlanan dalıdır… Tarih sahnesine baktığımızda; yeryüzündeki adaleti, iyiliği, güzelliği, hoşgörüyü ve eşitliği bir devlet felsefesi yapan, araya hiçbir aracı koymadan tek bir Yaratıcının (Allah'ın) varlığını ve birliğini savunan tek millettir Türk milleti. (Milattan önceki yıllara ait kurganlara, eski Türk kalıntılarına ve bugün Rus, Çin, Japon kaynaklarına baktığımızda, bu saf ve aracısız inancın bilimsel ispatını açıkça görebiliyoruz… İlk Türk devletlerini var eden bu kadim ilkeler ile bugünkü Cumhuriyet'in taşıyıcı sütunları da aslında birebir aynıdır. Mesela eski Türklerdeki 'Kurultay' geleneği, bugünün Cumhuriyetçilik ve Milli İrade ilkesinin ta kendisidir. Hakanı bile bağlayan ve yargılayan 'Töre', bugün 'Hukukun Üstünlüğü' ve anayasa ile eşdeğerdir. Bozkırdaki efendisiz, kölesiz, sınıfsız toplum yapısı, Atatürk'ün 'Halkçılık' ilkesiyle tam olarak örtüşür. Kadının devlet yönetimindeki konumu, liyakat ve adalet ise modern çağın Medeni Hukuku'nda yeniden inşa edilmiştir… İşte Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet rejimi ile bizlere gerçek inancın ve bu çağdaş felsefenin aslen ne olduğunu yeniden göstermiştir. Bugün 'din ve devlet işlerinin ayrılması' dediğimiz kavram, dışarıdan ithal edilmiş bir kural değil; inancı aracıların tekelinden kurtarıp o binlerce yıllık aracısız, tertemiz özümüze dönüşümüzdür. Bu; Cumhuriyet'i ve bizim kimliğimizi anlarken asla unutulmaması ve çok dikkat edilmesi gereken muazzam bir gerçektir… Mustafa Kemal Atatürk, milletin bu köklü şifrelerini şu tarihi sözleriyle en berrak şekilde özetler: 'Türk milletinin tabiat ve şiarına en uygun idare, Cumhuriyet idaresidir.'… O; 'Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır' ve 'Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir' derken; Cumhuriyet'in aslında sıradan bir yeniden yapılanma değil, tarihin bağrından kopup gelen ve küllerinden yeniden doğan bir Anka Kuşu olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir.")

Kastamonu’da “Metin Sözen Mirası” (4)

Kastamonu’da “Metin Sözen Mirası” (5)