TÜİK’in “İşgücü İstatistikleri, Eylül 2026” dosyasını açıklamasıyla ülkemizdeki “işsizliğe” dair yeni hengame kopacaktır, gerçi hengame koparacakların sair zamanda çok da umuru değil kaç hanede tencerenin altının yandığı, periyodik zamanlarda kükrüyorlar…

“İşsizliği önlemek için ne yapmak lazım?” sorusunun yanıtını tam tekmil vereni yok ama.

Laf ola beri gele…

“İşsizlik arttı”.

TÜİK dosyasındaki “Mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı %8,4 seviyesinde gerçekleşti” ibaresi bile “işsizlik” üzerinden hamasete yeter…

“Kükre!”

İşsizlik Canlının Tabiatına Aykırı (1)

Devamı daha fena…

“Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2026 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre 198 bin kişi artarak 2 milyon 967 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan artarak %8,4 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde %6,9 iken kadınlarda %11,3 olarak tahmin edildi.”

İşsizlik Canlının Tabiatına Aykırı (4)

Hele ki Kastamonu tüm bu “işsizlik” tartışmalarından azade…

İşsizliğin resmen olmadığı ülkemizin nadir köşelerinden biri!

TÜİK verisine göre Kastamonu “yüzde 4,6-6,9” işsizlik oranı ile ülkemizin en “işçi” illerinden biri…

İstihdam berkemal!

İşsizlik Canlının Tabiatına Aykırı (2)

Olan için de gerekçe hazır…

“İş beğenmiyorlar”.

(“İş beğenmiyorlar” gerekçesinin gerçekliği yok değil…

Evvel zamanın varlıklı ailesinin evlatlarına kamu yahut özel sektörde iş beğendirmek haliyle zor.

Beyzadeler eskiden gelen alışkanlıkla kamu ve özel sektör işletmelerini “babalarının çiftliği” görüyorlar neticede…

Paspasa gelemezler.

Nazlıdırlar…

Azar işitemezler.

Yüksek maaş…

Az iş.

Yorulamazlar…

Ailelerinin bir tanesidirler.

Evvelden beri istihdamda çok da sıkıntı çekmedi beyzadeler…

Belediyeler, üniversiteler, özel idareler, kamu daireleri ve kıdemli özel sektör işletmelerine kolayca kapağı attılar.

Devir değişmez…

Aynıdır altı üstü.)

(Haddizatında “işsizlik” canlının tabiatına aykırı…

Doğada her canlının muhakkak iş peşinde gününü gece ettiği aşikar, aksi halde hayatta kalamaz, çalışmayana köfte yok.

İnsan da çalışmazsa ölür…

Emekliliğe meyil nedendir bilinmez.

Tabiatı dışında hiçbir canlı sağ kalamaz…

“Tam rahata erdim” derken dört kolluya bindirilir.

“Mezarda emeklilik” muhaliflerinin günümüzde en hırçın emeklilik karşıtı oldukları da bir gerçek…

Emeklilik bitirir zihni de bünyeyi de.

Bahçede maydanoz yetiştirmekle ancak ömür tükenir…

İnsan zihni ve vücudu sürekli çeliğine su vermekle mükellef.

Küf tutar…

Neye evrildiğini anlayamadan mevtalaşır.)

(“İşsizlik” hengamesini siyaset olarak görenlerin öncelikle “işsizlik” kültürünü yok etmekle görevli olduklarını bilmeleri lazım…

“İşsizlik” kavramı varsa “işsiz” de var.

Kavram kendini vücuda getirecekleri bulur…

Salgın gibi zihinleri sarar ve her geçen gün işsiz ordusuna yeni bir nefer eklenir.

Elbette “işsizlik” verisinin ehemmiyetli kısmı “kayıt dışı” istihdamdan kaynaklanıyor…

Kimi ve çoğu zaman patron kayıt dışında diretiyor kimi ve nadiren de işçi.

Bir de “mevsim şartları” var…

Mevsimsel olarak yıllık yevmiyesini doğrultanlar da var.

“İşsizlik” ne zaman ki siyasetin dar ve çıkmaz sokaklarından kurtulursa…

İşte o zaman çözümüne dair “acaba” dedirtecek bir kapının açılma olasılığı artar.

İşsizliğin çaresi yerel kalkınmada, yerel çözümlerde, imecede…

Birlikten doğan kuvvetin önünde işsizlik neyleye?

İşsizlik sıfırlansa…

Hamasetin hali nice olur?)

Not: Kastamonu’ya kimler geldi?...

Kimler geçti.

İsimler baki kalanlara ne mutlu?...

Daim anılacaklar.

Kastamonu için bir çivi çakanlar…

Taş üstüne taş koyanlar.

Vatanperverler…

Ebediyete göçenler.

Fotoğraf için Yavuz Seven’e teşekkür ederim…

Demirbaş bir fotoğraf yakın tarih üzerine.

İşsizlik Canlının Tabiatına Aykırı (3)

Vali Mustafa Kara’nın ilimize vedası olsa gerek…

Rahmet olsun Vali Kara’ya.

“1923” modeldi…

Cumhuriyetçiydi.

Adı da bakidir…

Emeği de.

Kastamonu’ya gelip de…

Geçmeyenlerdendir.)