Şehirlerin “evrensel, küresel, dünyasal” olmasının geçer yollarından biri de “üniversite” aracına binip seyrüsefer eylemesi, bu hedefin ucundan bucağından dahi olsa gerçekleşmesi için evvela “misyon” ve ardından da “vizyon” gerekli, “kendiliğinden” olmuyor bu işler…
Hamasetle hele hiç ama hiç olmuyor.

Ele kola gelir bir üniversite vizyonu çizmek elbette evvela üniversite mensuplarının harcı…
Şehre de görev düşüyor ama.

Mensuplar yolcu…
Şehir hancı.

Kastamonu Üniversitesi 20 yılı devirmiş bir üniversite…
“Üniversal” karnesi iç açıcı mı?

Değil 20 yıl…
Çok daha erken yaşlarda göze gelir “kök” salmak namümkün değil.

Üniversitenin “kavram” olarak “ulus” sınırları içinde kalması ve hatta derece elde etmesi “iş” değil…
Mesele “üniversal” olabilmek.

(URAP (University Ranking by Academic Performance) “2025-2026 Dünya Alan Sıralaması” basın bildirisini yayımladı…
Türkiye’nin “üniversal” ligdeki yeri bir kez daha tüm açıklığı ile göz önüne serildi.

URAP’ın alan sıralamasında yer alan “78” alanın 36’sında Çin üniversiteleri birinci oldu…
Çin üniversitelerini “21” alanda birincilik ile ABD üniversiteleri takip ediyor.

İngiltere “9”…
Hollanda “5”.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 23 Eylül (5)

Harvard Üniversitesi “78” alanın 19’unda dünya birincisi olarak dünya genel sıralamalarının tamamına yakınında bu yıl da dünyanın en başarılı üniversitesi oldu…
Çin’in “Tsinghua Üniversitesi” 15 alanda dünya birincisi olarak ikincilik basamağına yerleşti.

İngiltere’nin Oxford Üniversitesi 8 alanda dünya birincisi olarak dünyanın en başarılı üçüncü üniversitesi oldu…
Dördüncü sırada Hollanda’dan “Amsterdam Üniversitesi”.

Dünya birincilikleri 78 bilim alanında 7 ülke tarafından paylaşıldı…
Aralarında “Türkiye” yok.

Birincilikler de Türkiye yok ama bilim alanlarındaki listelere soktuğu üniversiteler fazlasıyla var…
Üstelik bu yıl artış gösterdi.

(https://newtr.urapcenter.org/cdn/storage/PDFs/h6D89jKndewzfZYLE/original/h6D89jKndewzfZYLE.pdf
Üniversite mevzusuna kafa yoranların tümünü okumasında fayda var.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 23 Eylül (1)

“Türkiye’nin En Başarılı Olduğu Alanlar”…
“Üniversitelerimiz bir önceki bilim alanı sıralamasında 78 alanın 44’ünde yer almıştı. Bu yıl açıklanan sıralamada ülkemiz, geçen yıl yer aldığı bilim alanı sayısında yükselerek 78 alanın 48’inde yer aldı… Türk üniversitelerinin en fazla sayıda yer aldığı alanlar Tıp-Sağlık Bilimleri ve Mühendislik alanları oldu. Tıp-Sağlık bilimleri alan sıralamasına geçen yıl 89 üniversitemiz girebilmiş iken bu yıl 82 üniversitemiz girmeyi başardı. Mühendislik alanında geçen yıl olduğu gibi 36 üniversitemiz sıralamaya girmeyi başardı. Kimya bilim alanı dünya sıralamasına giren üniversite sayısı bu yıl 26’ya düşmüştür… Biyoloji alanına geçen yıl 24 üniversitemiz girmişken, bu yıl 26 üniversitemiz sıralamaya girmiştir… Teknoloji alanında geçen yıl olduğu gibi bu yıl da 24 üniversitemiz sıralamaya girebildi… Matematik alanına geçen yıl 17 üniversitemiz girmişken, bu yıl sayı 19’a yükselmiştir… Fizik alanına bu yıl 12 üniversitemiz sıralamaya girebilirken, Malzeme Bilimleri alanına 12 üniversitemiz sıralamaya girebilmiştir...”

Türkiye üniversitelerinin “tıp” alanında başarılı olması sevindirici…
İkinci en çok başarılı olduğu alanın mühendislik olması da umut verici kalkınma ve gelişme namına.

URAP dosyasındaki “sonuç” bölümünün aşağıdaki pasajını özellikle kayda almak da fayda var…
“Üniversite sayısı bakımından ise Çin 422 üniversite ile ilk sırada yer alırken, onu 293 üniversite ile ABD, 146 üniversite ile Hindistan, 111 üniversite ile Japonya ve 90 üniversite ile Türkiye takip etti. Ancak Türkiye, 90 üniversite ile yüksek bir sayıya ulaşmasına rağmen çeşitlilikte 78 alanın yalnızca 48'inde yer alabildi… Son yıllarda ülkemizde makale sayılarının artış hızında düşme gözlemlenmektedir. Diğer yandan yayın sayılarımız, yavaş da olsa arttığı halde Türkiye’nin yayın başına düşen atıf sayısı bu yıl da dünya ortalamasının altında kalmıştır. Daha önceki URAP raporlarında vurgulandığı gibi bu düşüşün nedeni; son yıllarda etki değeri çok düşük veya sıfır olan dergilerde yayımlanan Türkiye kaynaklı makale sayılarının artmaya devam etmesidir… Bu tür yayınların oranı, bazı üniversitelerimizde dünya ortalamasının çok üstündedir. Üniversite yöneticilerinin, atama ve yükseltmelerde sadece etki değeri yüksek dergilerdeki makaleleri değerlendirmeye alması bu sorunun çözülmesine yardımcı olacaktır… Etki değeri çok düşük dergilerdeki makaleler nedeniyle, üniversitelerimizin dünya sıralamalarındaki yükselişi maalesef çok yavaşlamış ve çok sayıda bilim alanında sıralamalarda geriye düşülmesine neden olmuştur… Üniversitelerimizin çoğunda bilimsel yetkinliği yüksek olan akademisyenlerimizin yüzdesi, çok sayıdaki ülkenin üniversitelerinden daha yüksektir. Üniversite yöneticilerimizin; dünyanın en saygın dergilerinde makale yayımlayan ve dünyanın önde gelen üniversitelerindeki bilim insanlarıyla ortak araştırmalar yapan akademisyenleri desteklemeleri yararlı olmaktadır. Başarılı akademisyenlerin desteklenip motive edilmesi, genç akademisyenleri daha fazla araştırma yapmaya yönelterek üretken akademisyen sayısının artmasını sağlamaktadır. Bunu başaran yöneticiler, üniversitelerinin sıralamalarda yükselmesini hızlandırmaktadır.”)

(URAP dosyasında 92 üniversitelik bir liste var…
“Üniversitelerimizin bilim alanlarında geçen yıla göre ilerleme ve gerileme gösterdiği sayılar…”.

“Karabük, Giresun, Aksaray, Ordu, Adıyaman, Erzincan, Niğde, Kırşehir, Yozgat, Kırıkkale, Siirt, Çorum, Düzce” illeri 92’lik listede var…
“Kastamonu” listede yok.

Kastamonu’nun “URAP” listesinde olmaması…
Kime gam?

Olsa…
Kime sevinç?)

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 23 Eylül (4)

Not: Dönüp dolaşıp “Kastamonu Vizyonu” ya da “Kastamonu Kalkınma Planı” veya “Kastamonu Kalkınma Anayasası” mevzusuna geliyor konu…
Kastamonu’nun “bütüncül” bir “kalkınma vizyonu” yok ki cüz esvabında “üniversite vizyonu” ola gele.

Kastamonu’nun “üniversite şehri” olması için gayret eden üniversite ile imece halinde yerel dinamikler var mı?...
Zerreyi miskal yok.

Öğrencilerin Kastamonu şehrinden memnuniyetlerini artırmak için bir gayret var mı topyekun…
Asla ve kat’a.

Nasıl olacak?...
Olmayacak.

Mustafa Afacan Köşe Yazısı 23 Eylül (2)