“Cumhuriyetçi Millet Partisi” ile “Türkiye Köylü Partisi” 16 Ekim 1958’de birleşerek “Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi” (CKMP) ismini aldı, Millî Birlik Komitesi’nden ihraç edilen Alparslan Türkeş ve 14'ler olarak adlandırılan subaylar 1965 yılında CKMP'ye katıldı, 8-9 Şubat 1969’da CKMP Adana Kongresi (Büyük Kongre) toplandı…

“Levon Panos Dabağyan” da salondaydı.

Yeni katılımlar partinin ideolojik çizgisinde haliyle yeni ana yolların açılmasını beraberinde getirdi, CKMP’de iki kanatın çizgisi koyu tonda ortaya çıktı, “seküler Türkçü kanat” ve “muhafazakar kanat”…

“Türk milliyetçiliğinin etnik ve kültürel temeller üzerine inşa edilmesi” fikri ile “Türk milliyetçiliğin İslami unsurlarla bütünleşmesi gerektiğini” savunan fikrin düellosuygu Adana Kongresi.

Türk milliyetçi akımının dönüm noktası…

Alparslan Türkeş genel başkan seçilirken partinin adı da “Milliyetçi Hareket Partisi” (MHP) olarak değiştirildi.

Sıra partinin amblemine gelmişti…

Salonda yine iki fikrin yarışı vardı.

Levon Panos Dabağyan’dan okuyalım…

“Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi 1969 yılında Adana'da büyük kongresini topladı. Bu kongre partinin adının Milliyetçi Hareket Partisi olduğu ve genel başkanlığa Alparslan Türkeş'in getirildiği kongredir. O dönemde Alparslan Türkeş'in yakın çevresinde bulunuyordum, kongrede yerimi aldım. Parti Atsızcılar ile Türkeşçilerin çekiştiği bir virajdaydı. Partinin ambleminin ne olacağı gündeme gelince, Atsızcı kanat 'kurt'un amblem olarak seçilmesini önerdi, fakat ben 'Biz Osmanlıyız! Bize üç hilal yakışır!' diyerek bağırdım. Bu çağrım alkışlarla desteklendi ve partinin amblemi olarak üç hilal seçildi. Böylece üç hilal MHP, kurt ise Ülkü Ocakları amblemi oldu.” https://www.yenisafak.com/hayat/levon-panos-mhpnin-uc-hilali-benim-fikrim-484229 )

(Levon Panos Dabağyan…

11 Kasım 1933 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.

Babası “Kirkor Karacıyan”…

Annesi “Siranuş Dabağyan”.

Baba tarafı Kastamonu’nun Kadınsaray Köyü’ndeki “Karacıyanlar” sülalesine mensup…

Karacıyanlar vaktiyle Van’dan Kastamonu’ya göçtü.

“Kadınsaray” köyü…

Kastamonu Merkez ilçenin batısında.

Anne tarafı Erzurum ve Van havalisinden İstanbul’a göçerek Yenikapı’ya yerleşen “Dabağyan” sülalesi…

Baba Kirkor Karacıyan ailevi bir sebepten dolayı Dabağyan soyadını alarak evlatlarına da aynı soyadını verdi.

Karacıyan ailesi Kastamonu’dan İstanbul’a neden göçtü?...

Sebep 1915 mi?

İlkokul-ortaokul ve lise öğrenimini İstanbul’daki Ermeni okullarında tamamladı Levon Panos Dabağyan…

Aile mesleği kuyumculuğa devam etmek yerine gazeteciliği seçti.

1954’te asker ocağındaydı…

“Bahriyeli”.

1959 yılında “Eliz” ile evlendi…

1960'ta “Alis” ismini verdikleri kızları doğdu.

1967 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’ne girdi ve sonrasında MHP'de bir dönem yöneticilik yaptı…

1969 yılında MHP’den İstanbul milletvekili adayı oldu.

MHP’de “Levon Amca” olarak bilindi…

Saygı duyuldu.

“Yeni İstanbul, Son Havadis, Bugün, Hakikat, Yeşil Belde, Anadolu Ekspres, Milli Ekonomi ve Ziraat, Bizim Mücadele, Durum, Yeni Gazete, Ortadoğu, Bâb-ı Ali’de Sabah, Tercüman, Gavroş, Parev, Artar ve Nov Artar” gazetelerinde çalıştı…

Kitaplar yazdı.)

(Bir konferansında…

“Bugün bir Türkiye-Ermenistan savaşı çıksa, kesinlikle Türk cephesinde yer alır ve Ermenistan'a karşı savaşırdım. Ermenistan'ın toprak taleplerinin arkasında, aslında bir Ermeni devleti kurmak değil, büyük İsrail'i gerçekleştirmek emeli yatmaktadır” dedi.

Levon Panos Dabağyan’ın konferanslarından sosyal medya arşivine kaydolanları izledim…

“Anadolu’ya sahiplik” duygusunun şahidi oldum.

Irkçı değil…

Vatanperver.

1915 yılındaki vukuatı tam olarak yorumluyor…

Ne eksik ne fazla.

Üniter yapıyı savunuyor…

Geçmişe, çağına ve geleceğe hakim.)

(7 Mayıs 2017’de İstanbul’da 84 yaşında vefat etti ve Şişli Ermeni Mezarlığına defnedildi...

Toprağı bol olsun.

Levon Panos Dabağyan Kastamonulu mudur?...

Kesinlikle Kastamonuludur.)

(“Kitapları…

“Çağ Açan Hükümdar Fatih”, “Türkiye Ermenileri Tarihi”, “Pearl-Harbur'dan Hiroşima'ya”, “Osmanlı'da Şer hareketleri ve II. Abdülhamid Han”, “Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle Atatürk”, “Zaman Tünelinde Tüm Yönleriyle Sinema Dünyas”, “Fatih ve Fetih Olayı”, “Paylaşılamayan Belde Konstantiniyye”, “100 Makale, 100 Yorum”, “Türk Cihan Hakimiyetine Açılan Yol: Malazgirt Meydan Muharebesi”, “Zaman Tünelinde Şehr-i İstanbul'un Seyir Defteri: Semt-i Eyyüb, Semt-i Eminönü, Semt-i Yeşilköy”, “Emperyalistler Kıskacında Ermeni Tehciri: Türk Ermenileri”, “Başbuğ Türkeş ve Milliyetçilik: Siyasi Hayatım ve Düşüncelerim”, “Tarihin Işığında Ermeni Meselesi ve 1915 Kaosu”, Geçmişten Günümüze Millet-i Sâdıka 1: Osmanlı Ermenileri”, Geçmişten Günümüze Millet-i Sâdıka-2: Sanat Dünyamızda Ermeniler”, “Geçmişten Günümüze Millet-i Sâdıka-3: İstanbul'da Gündelik Hayat”, “Osmanlı Ermenileri ve Bir Devrin Anatomisi, “Bilinmeyen Sultan II. Abdülhamid Han-1”, “Türk denizcilik Tarihi ve Ertuğrul Fırkateyni”.

“Kemalizm Işığında Azınlık Gözüyle Atatürk” kitabından bir pasaj…

“Yüce Önderimizin bu yapıcı çalışmaları esnasında durumdan hiç de memnun olmayan ‘Batı Dünyası’, hemen her şekilde nabız yoklamaktan geri kalmamaktaydı. Mesela bir batılı gazeteci, mezkur konuda Atatürk'e gayet manidar bir soru tevci etmişti: -‘Ekselans! Ermenilerin bunca zulmünden sonra, onlara hala normal bir vatandaş göze ile bakmanız, cidden taktirlere şayan ve ibret verici bir davranıştır!.. Bu asil jestinizin karşısında, saygı duymamak elde değildi?!..’… Yüce Önderimiz ise hiç tereddüt etmeden derakap şu ibret alınacak cevabı vermişlerdi: -‘Hayır, yanılıyorsunuz! Türk milleti; müslüm, gayrımüslüm bir bütündür. Binanaleyh, milletimizin bir nüvesini teşkil eden Ermeni vatandaşlarımız da bizim evlatlarımızdır. Bir baba evlatlarını cezalandırır da sever de. Müslüman, Hıristiyan ve Musevi, hangi dinin salikleri olurlarsa olsunlar Türk bütünlüğünün birer parçasıdırlar. Türkiye'de sadece ve sadece Türk vardır ve ebediyyen öyle kalacaktır!’”)