35-40 yıldır tanıdığım bir dostum… Babadan tevarüs iş adamı… Söz döndü dolaştı ve yaşanan “Fon Krizine” geldi.
Dedi ki:
“Bunlar benden bir gayrimenkul aldılar.
Benim 33 yılda değerini ancak 100 birim yapabildiğim gayrimenkul bunların elinde 5-6 ay içinde 400 birim değere ulaştı.
Ya Cengiz; Allah aşkına burada bir anormallik yok mu? On binlerce yatırımcı bu kadarcık zamanda bu kadar abartılı değer artışı nasıl olur diye düşünmez mi?”
Arkadaşlar!
Finansal yatırım diye bir şey vardır hatta iyidir de…
Küçük veya büyük fark etmez; herkes için bu imkân ve yatırım zemini vardır ve var olmaya da devam edecektir.
Ama ama ama… Eğer ki İş Bankası/Akbank/Arçelik/ Tüpraş/Petkim vb. hem içi dolu hem kaybetme riski minimum düzeyde veya kaybın bile minimize olduğu hisselere değil de tabela şirketlerine/merdiven altı halka arzlara veya daha beteri “bize gel; bire bin kazan” diyen fonlara para yatırırsan kusura bakma ama bedelini çok ama çok ağır ödersin!
Arkadaş; kumarhaneye giriyorsan çıkarken ağlamayacaksın!
Neden?
Kumarhanede kazanan hep kasa olur da ondan…
Hatta fonlara para yatırmak kumardan da öte; resmen Rus ruleti…
Bre kardeşim; laf zamanı geldiğinde siyaseti de/ekonomiyi de/dini de en iyi sen bilir en büyük ahkamı sen kesersin.
Ama piyangovari kazanç girdabına arabanı satar/evini ipotek yapıp kredi çeker gözü kapalı atlarsın!
Şunu açıkça söylemek istiyorum;
Ben, bu işleri bugün biliyorum diyenlerden bin kat daha iyi bilirim. Ama ne ben ne de ailemden birileri bu “fonzi-ponzi” türü ballı kazanç peşine düşüp; soruşturmaya konu yatırım şirketlerine para yatırmadı. Bırakın yatırmayı; “acaba” diyen bile olsa asla müsaade etmez, sert bir şekilde uyarırdım!
İki tür ziyanda olan kesim var:
Birincisi büyük para yatıranlar,
İkincisi maaşını/kefen parasını/araba parasını falan filan bu kara kuyuya atanlar… Sayıları yüzbinlerle ifade ediliyor.
Üzülüyor muyum; evet ama bir yandan da öyle kızıyorum ki!..
Yatırma be kardeşim yatırma; bire 35 bin kazanç mı olur ya!
Özellikle büyük yatırıp büyük kaybedenlere zaten hiç üzülmüyorum. Çünkü o büyük kazançlar, kuvvetle muhtemel ki nasıl kazanıldığı belli olmayan kazançlardır. Haydan geldi huya gitti…
Ben devletin yerinde olsam onlara bir kuruş bile geri vermem!
Küçük yatırımcıya gelince;
Bazılarının “iktidar ekonomiyi iyi yönetmedi. İnsanlar da böyle kazançlara merak saldı. Hatta iktidara yakın isimlerce reklamasyonu yapılınca daha bir güvendi ve her şeyini yatırdı” gibi tevillere hiç katılmıyorum.
Bre kardeşim! Oran var orantı var; şirketin içi boş ama borsa değeri bilmem kaç milyar! Akıl var izan var! İnanmayacaksın veya bu işte bir pislik var deyip uzak duracaksın!
Eğer Nasrettin Hoca fıkrasında olduğu gibi kazan doğurdu diye sevinirsen o kazan öldüğünde de üzülmeyeceksin!
Elli defa yazdım ve dost sohbetlerinde söyledim; Bitcoin işi sakattır, borsada ani yükselişler sakattır, fonların gazlamalarıyla para yatırmak sakattır, kumardır, piyangoculuktur diye…
Ama doğru söze sağır, ballı kazanca koştur koştur olundu.
Aslında Anadolu’da bu tür kumarhane kazancı peşinde koşanlara cuk oturan “dün yediğin hurmalar…/tatlı tatlı yemenin…” gibi öyle güzel deyimler var ki ama ben müeddep bir insan olduğum için söylemiyorum. Anlayan anlıyor zaten!
Sonuç:
Kimsenin kimseye veya devlete veya iktidara kızmaya hakkı yok ama inanın yine de üzülüyorum.
Çünkü çoluk-çocuğun rızkını, hasis bir zihniyet ve ballı kazanç peşine düşerek kumardan beter bir fonzi kumara yatırdıkları ve son tahlilde perişan oldukları için.
İnanıyorum ki devletimiz ve ilgili merciler özellikle küçük yatırımcı için haklarının iadesi bağlamında gerekeni yapacaktır.
Bu minvalde dün Cumhurbaşkanımızın başkanlığında yapılan toplantıda 1 milyon liraya kadar olan küçük yatırımcı hakkına devlet garantörlüğü verilmesi kararı gayet yerindedir.
Lakin yukarıda da söylediğim gibi parasına para katmak için yüksek miktarlarda para yatıranlara kesinlikle bir iade yapılmamalı ve eş zamanlı şekilde çok yüksek oranlara eriştikten sonra sanki bir yerlerden haber almışçasına parasını alıp çekilenlerin de hesaplarına el konulmalıdır.
Hakeza, bana göre küçük yatırımcı ödemelerinin de astronomik kazanç elde edenlerin el koyulan kazançlarından yapılması en uygunu olacaktır.
Gözaltılar var, tutuklamalar var, siyasi bedel ödeyenler var…
Yeterli mi? Bence hayır…
Çünkü Sayın Erdoğan’ın bu konuda siyasi müsamaha içinde olmayıp; ciddi bedeller ödeteceğini ve geniş kapsamlı bir temizlik gerçekleştireceğini de düşünüyorum.
Ama bundan sonra da herkes aklını başına almalı ve eşek çamura çökene kadar susup; batağa saplanınca “nerde bu devlet/nerde bu iktidar” diye bağırmamalıdır.
Tabi ki devlet de bu “ponzi-fonzi”cilere fırsat vermemeli; daha büyümeden başını ezmelidir.
Son söz:
Bak kardeşim; bir yerde orantısız bir kazanç vaadi varsa orada orantısız zarar ihtimali maksimum düzeyde demektir.
Kaybetme ihtimalin kumardan daha fazla demektir.
İki bekçi ve iki inek olan içi boş bir ahırın değerinin 100 milyar lira olmasına kanar ve sonra o ahırdan süt mamulleri satılıp kâr payı alacağına inanırsan; sana mı vah vah diyeyim yoksa o iki ineğe mi hoh hoh diyeyim bilemedim doğrusu!..
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.