Kastamonu’nun pür melal haline kederlenmek bile başlı başına bir mesele, gökyüzüne sürekli fırlatılan hamaset yüklü tozpembe füzeler nedeniyle ortalık toz duman, pek matahmış gibi geliyor görmeden bakana…
Eee şehre “sahiplik, müştereklik, imece” olmayınca olacağı bu.
İyi günleri daha kadim Kastamonu’nun…
Naftalinin lime lime ettiği asar bir elbise olması yakın.

Ortak hafıza nedir, kamusal yaşam nasıldır, kültürel üretim kapasitesi ne emekle sürdürülür?...
Tüm bu soruların üzerini çizmekle ancak geçmiş ile gelecek arasındaki köprünün taşıyıcı kolonlarına dinamit konur.
“Şehir nereye gidecek” sorusuna akil cevaplar aramak gerekirken arkasından bakakalıyoruz “şehir nereye gidiyor” treninin…
Rayların bittiği çöl var ileride.
Laller şehri Kastamonu…
Dağ taş konuşurken.
Letarji yatağı Kastamonu…
Denizde balık, toprakta karınca, havada kuş cıvıl cıvılken.
Amalar dehlizi Kastamonu…
Bebeğini görürken göz.
İhtimaliyatı var mı ola şehri Kastamonu’nun astarından kurtulup aslına ermesinin?...
“Kastamonu kimliği” hani nerede?
(Aslında “Kastamonulu misal ala” serisinden bir yazı bu…
“Eskişehirliden misal ala Kastamonulu”.

Eskişehirli der ki…
“Kentler yalnızca fiziksel mekânlarıyla değil; ortak hafızaları, kamusal yaşamları ve kültürel üretim kapasiteleriyle uluslararası ölçekte görünürlük kazanırlar. Günümüzde şehirlerin rekabet gücü ekonomik büyüklüklerinin yanında kültür, yaratıcılık ve yaşam kalitesi üzerinden de değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda kültür, kentlerin sürdürülebilir kalkınmasının temel bileşenlerinden biridir.”
Ki bu paragraf…
Kastamonu’nun zihni duvarlarını süslese keşke “boya kapatan” yazılar yerine.
“Ortak hafıza, kamusal yaşam, kültürel üretim kapasitesi”…
Altını çizeyim bir kez daha.
Eklemek lazım…
“Yaratıcı ekonomi, üretimci yerel yönetim, sosyal girişimcilik”.)
(Eskişehirli “2026 Eskişehir Yılı” kapsamında ilkini düzenlediği “Uluslararası Porsuk Festivali” ile hem kenti tiyatro, müzik ve sinemayla dolu kültürler arası bir merkez haline getirdi hem de festivaller zincirine bir yenisini daha ekledi…
Yerel yönetimin başını çektiği imece.

Uluslararası Porsuk Festivali’nin “stratejik vizyonu”…
“Eskişehir; eğitim, sanat, kültür ve sosyal yaşam alanlarında geliştirdiği güçlü birikimle Türkiye'nin örnek şehirlerinden biridir. Bu kimliği taşıyan en önemli kamusal değerlerden biri, kentin merkezinde yer alan ve yaşamı şekillendiren Porsuk Nehri'dir. Porsuk yalnızca doğal bir unsur değil; Eskişehir'in tarihsel gelişiminin, toplumsal belleğinin ve kent kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır.”
Kastamonu’nun da “Karaçomak” çayı var…
İlk yerleşime geçildiği antik zamanlardan beri kentin merkezinde yer alan ve yaşamı şekillendiren “can suyu”.
Karaçomak çayı olmasa…
Şimdiki Kastamonu olmazdı.

Okuyalım Eskişehirliden…
“Dünya ölçeğinde nehirler; kent kimliğini güçlendiren, turizmi destekleyen, kültürel üretimi teşvik eden ve uluslararası görünürlüğü artıran stratejik kamusal alanlar olarak değerlendirilmektedir. Porsuk Nehri de benzer bir potansiyele sahiptir.”
Karaçomak çayının potansiyelini kim düşüne?...
Kim onurlandıra ismini?)
(2 Eylül’de başlayan ve yarın sona erecek festival ile ayrıntılı bilgi
https://www.porsukfest.org/ linkinde mevcut…
Meraklısı misal ala.
“Porsuk nehri”…
Antik dönemdeki ismi “Tembris”.
Tembris’i de ayrıca okumak lazım…
Eskişehir'deki Eti Arkeoloji Müzesi’nde görmek de.

Porsuk/Tembris Aksu Dağı'nın kuzey yamacından inen Bayatçık Deresi ile Kütahya - Uşak sınırındaki Murat Dağı'nın kuzey yamacından inen Kızıltaş Suyu'nun birleşmesiyle doğan 448 kilometre uzunluğu bir nehir olup, Kütahya Ovası'ndan geçip Eskişehir kentinin güneybatısında yer alan ve 1948'de ve 1971'de iki aşamalı olarak hizmete giren Porsuk Barajı’nda toplanıyor, Eskişehir Ovası'ndan ve Eskişehir kentinden geçerek Polatlı'nın Kıranharmanı köyünde Sakarya nehrine ulaşıyor…
Eskişehir’in abidevi belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen tarafından “evsel ve endüstriyel atıkların döküldüğü” mezbele olmaktan kurtarılarak Eskişehir’in kimlik taşlarından biri haline getirildi.
Eskişehirliden misal ala Kastamonulu…
Türkiye’de neler oluyor bidünya Kastamonuludan habersiz.)
Not: Sanayisizlik eğitimi vuruyor…
Eğitimsizlik sanayiyi.
Düşün dur Kastamonulu…
“Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan”.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) üniversite öğrencilerinin eğitimleri devam ederken çalışma hayatıyla buluşmasını sağlayacak “İşletmede Mesleki Eğitim Modeli” programını Kocaeli’de imza altına alarak Türkiye’nin sanayileşmiş 7 ilinde başlattı…
Kastamonu’da başlatacak hali yoktu.
“7 pilot il, 185 mesleki ön lisans program, 120 bin öğrenci”…
“İşletmede Mesleki Eğitim Modeli, 2026-2027 eğitim öğretim yılında Ankara, Bursa, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Konya olmak üzere 7 pilot ilde uygulanacak.”
Öğrenciler “en az bir yarıyılı” doğrudan işletmelerde geçirecek…
“Öğrenciler bu süreçte teorik bilgilerini gerçek çalışma ortamında uygulama, üretim disiplinini tanıma, iş sağlığı ve güvenliği kültürü edinme ve mesleki yetkinliklerini geliştirme fırsatı bulacak. İşletmeler ise gelecekte istihdam edebilecekleri gençleri henüz eğitimleri devam ederken tanıyabilecek.”
Diplomaya iş deneyimi eklenecek böylece…
“Ara eleman” açığı kapanacak peyderpey bu sayede.
Ön lisans programı için ne diye Kastamonu’yu seçsin meslek peşindeki öğrenci?...
Sanayisizlik eğitime hançer.
