Geçtiğimiz salı günü öğleden sonra İnebolu çarşısının olağan dışı bir hareketlilik yaşayışına şahitlik ettik... Denizde fırtına alarmı alan balıkçı teknelerinin İnebolu limanına sığındığını, fırtına geçene kadar denize açılma imkânı olmayan tekne personelinin ise alışveriş için çarşıya dağıldığını gözlemledik.





Tabii ki bu durum çarşı esnafına bir kaç saatliğine de olsa normal üstü bir alışveriş hareketliliği kazandırdı ve bazı sektörlerin yoğunluk yaşadığı görüldü...

Fakat karaya ayak bastığında "bir rahatlama ve üzerindeki balık kokusundan kurtulma" ihtiyacı hisseden bazı balıkçıların da hamam aradığı, hamamın nerede olduğunu sorduğu, "hamam kapalı" cevabıyla karşılaşınca da "İnebolu'da hamam nasıl olmaz" şaşkınlığı ve tepkisine mâruz kalındı!

Oysa; eskiden İnebolu'da bir hamam kültürü vardı.

Tabii ki bir kaç tane de hamam vardı.

Haftada bir ya da iki defa hamama gitmek sanki gelenek halini almıştı.

Evlerin çoğunda banyonun olmayışı, sanki bu geleneğin oluşmasına katkı sağlamıştı.

Bizzat banyosuz evde çocukluğu geçmiş, dolayısıyla çok küçük yaştan itibaren hamam alışkanlığı edinmiş, hamamın göbek taşında turşu yemiş, hamam çıkışı gazoz içme zevkini haftalık rutin olarak yaşamış biriyim.

O günlerde âdet halini almış pek çok güzel hasletlerden olan hamam kültürümüz maalesef banyolu, kaloriferli evlerin hayatımıza girişiyle yok olmaya yüz tutmuş, İnebolu'da ki bazı hamamlar kapanmış, bazıları ise yıkılmış, bu sorunu gidermek için yıllar önce yapılan hamamın ilçe halkına ve ilçe dışından gelenlere hizmet verdiği görülmüş ise de son bir kaç yıldır yine kapalı kalmış, dolayısıyla İnebolu hamamsız günlere yelken açmıştır.

Böylece geçmişten günümüze taşınan bir gelenek daha tarihe karışmış oldu.

Belki de gelecek nesiller hamam kültürünü, "yaşayarak değilde", "kitaplarda okuyarak" öğrenecek artık!

Oysa hamamlar, temizliğin İslamiyet'te önemli yer tutması sonucu oluşmuş, sosyalleşmede de önemli yer tutmuş bir Türk geleneğidir.

Kadınlar hamamı, gelin hamamı, asker hamamı, lohusa hamamı gibi özel günlere de ev sahipliği yapmış nadide mekânlardır.

Hamamlar sadece yıkanma ve temizlenme amacı için değil, sauna ve buhar odası kullanılarak kasların gevşemesi, toksinlerin atılması, stresin azaltılması, akciğerlerin hava yolunu genişletmesi, kan dolaşımını artırması gibi sağlık üzerinde de olumlu etki oluşturduğu için tercih sebebidir.

Kısacası hamam "Su ile gelen sağlıktır."

İnebolu'da, varlığıyla yokluğunun pek çok kişi tarafından önemsenmediği düşünülebilir belki ama, hamama gitmeyi alışkanlık haline getirmiş, hamamın kapanmış olmasından üzüntü duyan, rahatsız olan bir kesimin de olduğu göz ardı edilmemelidir.

Dolayısıyla herkesin evinde banyo oluşu, hamama ihtiyaç duyulmadığının göstergesi değildir. Evlerdeki banyonun hamamın yerini tutmadığı ve bazı kesimlerin özellikle hamam aradığı ise unutulmamalıdır.

İnşallah hamamın kapalı olduğu şu günler gelip geçicidir.

Kâr amacının değil de hizmetin öncelikli olduğu bir ivedilikle, bakımı yapılmış ve istikrarlı bir işletmeciye teslim edilmiş pırıl pırıl bir hamam İnebolu halkının temennisidir.

Hamam kültürünü yaşatmak, hamamına sahip çıkmak ise tabii ki öncelikle İnebolu halkına düşecektir.