Kastamonu’nun tee Osmanlı İmparatorluğu döneminden toplumsal genlerine monte olan her kalkınma ve gelişme hamlesi öznesinin “devlet” olması haletiruhiyesi “Cumhuriyet” ile eksileceğine arttı…
Kastamonu halkı bir türlü “kendi göbeğini kendi kesme” iradesini kuşanamadı.
Halkı cümlenin “öznesi” haline getirecek imla kuralları 29 Ekim 1923’ten beri tedavülde iken…
Kastamonu geride kalan 103 yılda yeni alfabeyi sökemedi.
Elbet bu halde 20’nci yüzyılda farklı saikle gerçekleşen göç vermenin de etkisi büyük hatta çok…
Kastamonu’nun eli kalem tutanlarından zanaatkarlarına, ticaret erbabından sermayesine kadar önemli kesimi il dışına göç etti peyderpey yıllara sari.
Vakitle köylerin boşalmasını da eklemek lazım “mesleksizliğe”…
Ne çiftçi kaldı ne rençber.
Kala kamu işçileri/memurları ve “Ali Rıza Ekonomisi” nitelemesi ile tanımı arz olunan İstanbul toptancılarından alınan metanın vadeli olarak halka satışı üzerinden yol tutan ticaret erbabı kaldı…
Geçmiş zamanın mütegallibesinden değişen şartlara uyum sağlayanlar yeni iş kodları ile karasularını korurlarken epeycesi ise aradan çıktı.
Nihayetinde “sivil toplum iradesi” olmayan bir Kastamonu geldi günümüze…
“Pamuk” kıvamında toplumsal güç.
(Özel sektördür şehirleri kalkındıran ve geliştiren…
Girişim ruhu, imece, müştereklik.
“Ortaklıklar”…
“Kooperatifler”.
Kastamonu ne girişimcilik ne de kooperatifleşme yarışında esame kaydetti...
Yerinde dahi saymadı.
Özel sektör kuruluşlarının ister esnaf ister şirket veyahut kooperatif aksında kalkınmaya dair “söz, yetki, karar” sahibi olmaması ne hazin…
Akran illerin mevcut iştahlarını emsal alarak “ses vermemek” ne yazık.
Oysa “iletişim” kanalları üzerinden “köy” halini almışken dünya…
“Kulaktan kulağa” hattından kurtularak dijital kanallar üzerinde bizatihi “göz” ile görmek mümkün olmuşken.
Yorumlamak yeterliyken…
Benzeştirmek kafiyken.
Ne oralı Kastamonu…
Ne buralı.)

(Aydın İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü web sayfasından duyurdu
https://aydin.ktb.gov.tr/TR-447555/turkiye-kultur-yolu-festivali-aydin39da.html ...
“Türkiye Kültür Yolu Festivali Aydın'da… 2 -10 Mayıs 2026 Efeler Diyarı, medeniyetler beşiği güzel Aydın'ımız; Türkiye Kültür Yolu Festivali'nin ışıltısıyla parlamaya hazırlanıyor!... Tarihin sanatla, yeşilin maviyle, geçmişin ise gelecekle kucaklaştığı bu topraklarda; sokaklarımız müzik, sahnelerimiz tiyatro, meydanlarımız coşku dolacak… Tralles’ten Afrodisias’a uzanan kadim mirasımız, modern sanatın renkleriyle yeniden harmanlanıyor… Yedi notanın ahengini, Fırçanın izini, sahnenin tozunu ve birlikteliğin gücünü hissetmek için tüm halkımızı bu büyük şölene davet ediyoruz… Gelin, Aydın’ın bereketli topraklarında kültür ve sanatın en güzel hasadını birlikte yapalım!... Sanatın kalbi Ege’de, Aydın’da atacak.”
E Kastamonu da çağırsın cümle milleti…
Sıralasın kültürel mirasını.
Turizm değerlerini bir bir alta yazsın…
Davet etsin Kastamonu’ya.
Bu sayede kalkınsın Kastamonu…
Gelişsin sosyal hayat.
İsteyecek olan “özel sektör” evvela…
“Halk”.)
(“Türkiye Kültür Yolu Festivali Lezzet Noktası”…
Yeni bir “kavram” daha.

Neymiş?...
“Türkiye Kültür Yolu Festivali Lezzet Noktası seçkisi, festivalin düzenlendiği şehirlerde, o kentin hem köklü mutfak mirasını hem de güncel yemek kültürünü temsil eden restoranları bir araya getirerek, şehrin gastronomik kimliğini görünür kılmayı ve gastronomiyi şehrin kültürel keşfinin ayrılmaz bir deneyimi olarak sunmayı amaçlıyor.”
“Kültür Yolu Festivali” düzenlenen her ilin lokantadan pastaneye, restorandan sokak lezzetlerine, yerel yemeklerinden icatlarına tüm “gözde” işletmeleri bizatihi bakanlıkça kayıt ve ilan altında…
İl gastronomileri ve yerel işletmeleri için bulunmaz tanıtım fırsatı.
“Kastamonu’nun gastronomisi” var mı?...
“Yerel işletmeleri” ya?
Sektörde istihdam edilen emekçileri yahut?...
Emekçilerinin ailelerine kadar uzanan “geçim kümesi” veya?
Bu kadar sessizliğin olduğu Kastamonu’da yukarıda sorunların tamamının cevabı “yok” gibi duruyor…
Olmuş olsa “talepleri” olurdu.
Statik bile değil…
“Yok hükmünde” adeta.