
Bilindiği gibi, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının Türk milletiyle bütünleşerek TBMM’nin yönetiminde kazandığı İstiklal Savaşı sonrası 29 Ekim 1923 tarihinde kurduğu yüce devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını gururla, şanla, şerefle kutluyoruz. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli büyük depremin yarattığı sosyal ve ekonomik sorunlarla yüksek enflasyonun gölgesinde buruk bir moralle kutlasak bile, önümüzdeki yüzyılın “Türkiye Yüzyılı” olacağına inancımız tamdır, kutlama sevincimiz sürmektedir.
Cumhuriyet’in kuruluşuna giden yolda; mütareke, işgal, kuvâ-yı milliye, İstiklal Savaşı, Lozan Barış Antlaşması ve Cumhuriyet’in ilanı aşamaları adım adım yaşanırken âdeta her gün ordu, yöneticiler, esnaf ve sanatkârlar, halk, çocuk ve gençler arasından millî kahramanlar ortaya çıkıyordu. Şair, yazar, hikâyeci ve romancıların görevi işte bu kahramanları yazıya geçirip ölümsüz hâle getirmek, yeni nesillerin/kuşakların karşısına örnek şahsiyetler olarak koymaktı. Nitekim 1919-1923 yılları arasında gazeteciler, yazarlar çok çalıştılar. Haber ağırlıklı yazılardan uzun soluklu eserlere ancak Cumhuriyet kurulduktan sonra geçilebildi. Çok sayıda hikâye, roman, şiir, oyun yazıldı. Bir bölümü sinemaya da aktarıldı.
1919-1923 yıllarında memleketimiz Kastamonu, işgale uğramadı ama Millî Mücadele olarak da adlandırılan dönemin en ağır görevlerini yerine getirdi. İnsan kaynağını seferber etti öncelikle. En çok şehit veren üçüncü il oldu. Sonra ekonomik, ulaştırma ne imkânı varsa TBMM Hükûmeti’nin emrine verdi. İnebolu-Ankara İstiklal Yolu’nda çoğu yaşlı ve kadınlardan oluşan Kastamonulular ordunun ihtiyacı olan silah ve mühimmatı, Kastamonu’da üretilen diğer ordu ihtiyaçlarını (kasatura, dizgin gibi) çoğu kağnılarla Çankırı’ya ulaştırdılar. Sakarya Meydan Savaşı’ndan önce yayımlanan Tekâlif-i Millîye Emirleri ile giyecek, ayakkabı, koşum hayvanları dâhil birçok mal ve hizmet parası zafer sonrası alınmak üzere orduya teslim edildi. Kastamonu’da Sakarya Savaşı sırasında 700 yataklı bir seyyar hastane de kuruldu. Cepheden gelen yaralıların bir bölümü böylece ilde tedavi edildi. Şerife Bacı, Halime Çavuş, Hamamcı Kadı Salih Reis, Açıksözcü Hüsnü, Şeyh Ziyaeddin Efendi gibi sivil kahramanlar bu fedakârlık ortamında ortaya çıktılar.
Bu yazımızda, Kastamonu’da Millî Mücadele yıllarında yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak yazılmış bir hikâyeden söz edeceğiz. Kastamonulu yazarlar başta Mehmet Sayan, Serkan Kütan olmak üzere bu dönemi roman, hikâye, oyun olarak gereği gibi işlemişlerdi. Biz de köşe yazılarımızda değerlendirmiştik. Ele aldığımız hikâyenin/öykünün adı “Satı Kadın İstiklal Yolu’nda”. Yazarları Zühal İzmirli-Yücel İzmirli Kastamonulu değiller. Zühal (Köseoğlu) İzmirli, Kastamonu Kız İlköğretmen Okulundan öğrencimiz. 1965-1967 yılları arasında iki ders yılı kompozisyon derslerine girdiğimiz için mutluyuz. Eşi Yücel İzmirli, Türkçe/edebiyat öğretmeni. 2021 yılında tanınmış yayınevlerinden Kırmızı Kedi tarafından çocuk gençlere hitap eden bir hikâye/öykü kitabı yayımlamışlardır. Elimize yeni geçti.
Zühal İzmirli-Yücel İzmirli; Fenerli Evler, resimleyen Öykü Daryürek, İstanbul 2021, 79 s. Kırmızı Kedi Yayınları: 1444. Çocuk ve Gençlik Kitapları: 348.
Kitapta, hepsi de Çanakkale ve İstiklal Savaşı, Cumhuriyet’in ilk yıllarına ait yaşanmış olaylardan, anılardan yola çıkılarak yazılmış altı hikâye/öykü bulunuyor: Satı Kadın İstiklal Yolu’nda (s.9-32), Yıldırım Kemal (s.33-39), Fenerli Evler (s.40-45), Mehmet’in Can Dostu (s.46-60), Kırmızı Elbiselerin Hikâyesi (s.61-66), Biraz Tuz, Biraz Karabiber (s.67-76).
Zühal ve Yücel İzmirli çifti uzun yıllar öğretmenlik yapıp emekliye ayrıldıktan sonra hikâye, roman, anı, kültürel inceleme yazmaya yöneldiler. Yücel İzmirli’nin memleketi İzmir, araştırma ve romanların merkezi oldu. Zühal (Köseoğlu, İzmirli, Kastamonu Kız İlköğretmen Okulunda yaşadığı anılarını 2010 yılında eşiyle Zamanda Kokuları Solumak adıyla romanlaştırmayı da unutmadı. Yücel İzmirli’nin son olarak Cumhuriyet’in Öncü Gücü Karşıyaka Kız Muallim Mektebi (İstanbul, 2022) adlı araştırması Çınar/Kırmızı Kedi Yayınevince yayımlandı. Çiftin diğer kitaplarının sadece adlarını sayalım: Beylerbeyi’nden Yükselirken Hüzün, Rosalinde/Alman Gelin, Rodoslu Ahter, İzmir’in İncisi, Makedonya’dan Esen İmbat, İzmir’de Bir Manastır Çınarı, Rodos’tan Karşıyaka’ya/1685 Sokak, Datça’dan İpsala’ya, Çağla’nın Çekirdekleri, Rodoslu Türklerin Lakapları, Atatürk’e Koştum.
Gelelim asıl konumuza; Fenerli Evler’e ve içindeki ilk hikâyeye. Kitabın arka kapağındaki yayınevinin tanıtım yazısını okuduğunuz zaman yazarların amacını ve hikâyelerin özelliklerini hemen kavrayabiliyor ve okumaya başlayabiliyorsunuz: “T.C.’nin temelleri, tanınmış ya da tanınmamış onlarca kahraman sayesinde atıldı. Bağımsızlık mücadelesi için cephede göğsünü siper edenlerin yanı sıra halk da varını yoğunu ortaya koydu. Eğitimci Zühal İzmirlli ve Yücel İzmirli, bu kez halk kahramanlarının fedâkarlık öykülerini çocuklar için derledi. Tek geçim kaynağı mandalarını askere veren Satı Kadın’dan Yıldırım Kemal’in vatan sevgisine, kırmızı elbiselerin hikâyesinden Fahrettin Altay’ın biraz tuz, biraz karabiber anısına toplam altı tarihî hikâye geçmişi unutmamak için bir araya geldi.”
Birinci hikâye; “Satı Kadın İstiklal Yolu’nda” 1922 Mart ayında İstiklal Yolu’nun Kastamonu-Çankırı arasındaki bölümünde yaşanmış bir olaydan yola çıkılarak yazılmıştır. Yücel İzmirli’nin G.E.E. Edebiyat Bölümünden sınıf arkadaşı Taşköprü’nün Afşar köyünden, saha sonra Hukuk Fakültesini bitirip avukatlık da yapan Muharrem Uğurlu’nun babaannesi Satı Kadın’ın hayatından bir kesittir. Muharrem Bey, sınıf arkadaşı ve yazar eşini köyünde ağırlamış, babaannesinin hikâyesine ilgi göstermeleri üzerine hatırladıklarını yazıp vermiştir. Muharrem Uğurlu, hâlen sağdır ve İstanbul’da yaşamaktadır. İzmirlilerin hikâyeleştirdikleri olaydaki bütün kişi ve yer adları gerçektir. İstiklal Savaşı’nda kağnı, mekkâre kolları sadece İnebolu-Ankara yol güzergâhı üzerindeki köylerde kurulmamıştır. Her kağnının ayda bir kere 80-100 km gibi bir menzili vardı. Menzillerde yükler yeni kağnı, arabalara yükleniyordu. Taşköprü’deki mekkâre koluna görev emri tebliğinde Afşar köyünde oluşturulan ilk grup içinde, yeni nişanlı Çengel ve Yabu adlı iki güçlü kömüş/manda koşulu kağnısıyla harekete geçen Satı Kadın da bulunuyordu. Kol, Taşköprü’ye oradan da Kastamonu’a mola vererek ulaştığında arabaların sayısı çok artmıştı. Kastamonu Kışlasında boş kağnı ve arabalara orduya teslim edilecek malzemeler yüklendi. Satı Kadın’ın kağnısına dizgin balyaları yerleştirildi. Araba sahiplerine parasının zaferden sonra TBMM’ce ödeneceğine dair birer senet verildi. Kol, malzemeyi 120 km. uzaklıktaki Çankırı’ya kadar götürecekti. Mola yerleri, komutanlarca belirlenmişti. Yürüdükleri için ayakları yara olmuştu kadınların. Satı Kadın, köyünde öğrendiği merhemle birçok arkadaşını tedavi etmişti. Hikâyede Taşköprü Mekkâre Kolu’nun Kastamonu-Çankırı arasındaki zorlu, karlı tipili yolculuğu ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Çankırı’ya ulaşıldığında kağnılar boşaltılırken sıra Satı Kadın’ın kağnısına geldiğinde Komutan iki güçlü kömüşü ve hayli yüklü kağnıyı görünce, Satı Kadın’a kömüşlere top arabalarında ihtiyaç olduğunu, parası zafer sonrası ödenmek üzere orduya kağnı ve kömüşleri vermesini, hatta Konya’ya Fahrettin Altay Paşa’ya bizzat götürmesini teklif eder. Satı Kadın, seyahat dönüşü evlenecektir. Kafiledeki kayınpederine ve akrabalarına danışarak kağnı arabasını ve çok sevdiği iki kömüşünü/mandasını orduya bağışlar. Senedi almaz. Komutan, Satı Kadın’a bir isteği olup olmadığını sorduğunda Çankırı’da (Kastamonu’da yaşamaz) gördüğü develerden bir tutam tüy kesmek ister. Köyünde deve tüyünün evlere uğur, bereket getirdiğine inanılmaktadır. Kestiği bir tutam tüyü o günün hatırası olmak üzere köyüne döndüğünde çeyizindeki yastığın içine koyar.
Hikâye, Kastamonu Millî Mücadele Tarihine, kimliği açık seçik belli Satı Kadın adlı bir kadın kahraman daha kazandırmıştır. İlgililerin dikkatine sunulur. Satı Kadın’ın mekânı cennet olsun! Av. Muharrem Uğurlu ve yazarlarımız Zühal ve Yücel İzmirli’ye ne kadar teşekkür etsek az!