Araç İlçe Merkezi yakınlarında türbesi bulunan Melik Gazi veya diğer adı ile bilinen Melik Ahmet Gazi Hazretlerinin üç adet Alpereni, bu köyü düşmandan temilerken burada şehit düşerler ve mezarları da, şehit düştükleri yerdedir. Bunlar, Danişmend askerleridir ve Horasan Erenlerinden olan Alperenlerdir

İLİ KASTAMONU

İLÇESİ ARAÇ

YERİ BUĞDAM KÖYÜ

Alperenler Türbesi, Araç İlçe Merkezine 16 Km. mesafedeki Buğdam Köyündedir. Bazı kişiler bu türbeye, Buğdam Erenleri Türbesi veya sadece, Buğdam Türbesi de demektedir.

Alperenler Türbesi, Buğdam Köyü, Yukarı Mahalle diye de bilinen Tekke Köyündedir. Daha sonra, Alperenler Türbesinin bulunduğu yerin yanı başında, bir Tekke, yani Okul kurulur ve burada eğitim vermeye başlar.

Bu Tekkenin Şeyhi ise, Alperenler türbesi binasını yapmak ister ve binanın üstünü de örtmek ister. Köylülerden ise, ormandan ağaç ve malzeme taşımak için koşu kömüşü veya öküz vermelerini ister. Köylüler Tekke şethinin bu isteğini kabul etmez,

Şeyh de, gece olunca dağa gider gerekli malzemeleri hazırlar ve bunu geyikler ile köye taşımaya başlar. Bu olay birkaç gün devam eder. Köylülerden birisi, Tekke Hocasının, herkes uyuyunca, Damındaki Kömüşleri gizlice koşup dağdan malzeme taşıdığını ve bunun iyi bir şey olmadığını köy halkına anlatmaya başlar. Burada, Manda’ya Kömüş, Ahıra da dam derler.

Köyün ileri gelenlerinden birisi de bu şahsa, git, sabaha karşı damda bekle, eğer kömüşler damda yoksa dediğin doğrudur der. Sabaha karşı damda kömüşleri bekleyen bu kişi, bir anda koşu kömüşlerinin ortadan kayıp olduğunu görür ve koşarak köy yolunda beklemeye başlar.

Tekke Şeyhi üç çift geyik koşup dağdan malzeme taşımaktadır. Buna şaşıran Mandaların sahibi tekrar, Dama koşarak gelir, Ancak Koşu Kömüşleri damdadır ve bağladığı yerde de durmaktadır. Bunu köy halkına anlatmaya kalkan kömüşlerin sahibi, bu dam büyülüdür demeye başlar, Köyün adı Önceleri Büyülü Dam, daha sonra Büğdam, günümüzde de Buğdam olarak bilinmektedir.

Tekke Şeyhi, geyiklerin yardımı ile türbe binasını tamamlar. Vasiyeti gereğince de vefatından sonra bu türbeye defnedilir. Bu türbede Alpler ve Erenler vardır.

Halk bu türbeyi iki şekilde ziyaret eder, Bunlardan bir tanesi, Kanlı ziyarettir. Bu ziyarette, Adak kurbanları kesilip, etleri köylülere dağıtılır. İkincisi ise, Kansız ziyarettir. Bu ziyarette de türbe binasının çevresine, çul çaput, çocuk giysisi, yazma, mendil gibi şeyler bağlanır.

Alperenler Türbesinin yakınında, Asa suyu da vardır. Yağmur Duaları da burada yapılır. Kandil geceleri ise, türbede mum yakma geleneği de vardır.

Türbede Adak adayanların, dertleri varsa, sıkıntılardan ve dertlerinden kurtulduğu, hasta olanların şifa bulduğu, Sıkıntıya düşenlerin sıkıntıdan kurtulduğu inancı vardır. Bunun için burada keçi, koyun veya sığır adak kurbanı olarak adanır ve etleri de köylülere verilir. Adak adayanlar bu etlerden yemezler. Dilek ve istekleri kabul olduğunda ise, burada kestikleri adak kurbanlarının kafaları da, evlerinin ön taraflarına veya kapı üstlerine asılır.

Çocuğu olmayan kadınlar, mutlu bir evlilik sürdürmek isteyen kızlar, bazı hastalıkları bulunan kadınlar, yürümekte güçlük çeken çocuklar, geç konuşan çocuklar, eşleri ile geçimsizlik çeken kadınlar ise türbeyi Kansız ziyaret ederler ve dileklerinin gerçekleşmesi için de türbeye bazı çul ve çaput bağlarlar. Dilekleri gerçekleşince de bu bağladıkları şeyleri evlerinin bir köşesinde saklarlar.

Günümüzde, Alperenler Türbesi, halen ziyaretgahtır. Ne diyelim, yer gök dua iledir. Türbeden bir şey istenmez, Ne istenirse Allah’tan istenir.

Allah, dilediğini, hastalıklardan korur. Dilediğini zengin eder, Dileyene Yağmur verir. Dileyene de sağlıklı bir ömür verir. Alplik ve erenlik her zaman bir şahısta bulunmaz, Alplik ayrıdır, Ermişlik ayrıdır. Bu Türbede yatanlar hem alptır hem de erendir.

Ne diyelim, Alperenler Türbesinde yatanların mekanları cennet, ruhları şad olsun.