İLİ KASTAMONU
İLÇESİ MERKEZ
YERİ ATABEYGAZİ MAHALLESİ
Kastamonu’da Danişmendlerden sonra miladi 1211 yılında, Hüsameddin Çoban Bey tarafından Çobanoğulları Beyliği kuruldu. Alp Yürek Bey, Hüsameddin Çoban Beyin büyük oğludur. Babası ile birlikte Alp başı olarak Suğdak cengine katıldı. Suğdak, bu günkü kırım civarlarında, verimli toprakların olduğu bir bölgenin adıdır. Bu cenkte, Kırım’daki Kefe ve Akmescit şehirleri de alındı.
Hüsameddin Çoban Beyin, Kırım seferi, on yıl kadar sürdü. Hüsameddein Çoban Bey, bu sefer sonrasında, büyük miktarlarda savaş ganimetleri ile birlikte, Kastamonu’ya döndü. Kırım Civarlarındaki alanların yönetimini de, oğlu Alp Yürek Beye bıraktı.
Hüsameddin Çoban Bey, Selçuklu döneminde, Devletin batı uçlarını yöneten ve çok sayıda oba beylerinin de beyi olan, bir uç beyi idi. Bizans sınırını Kastamonu, Gengırı, Engürü, Bolu, Eskişehir, Söğüt, Kütahya, Karahisar, Eğirdir ve Finike’ye kadar, kısaca Karadeniz’den Akdeniz’e kadar kontrolü altında tutan bir Beyler Beyi idi.
Süleyman Şah ve oğulları ile de, yakın işbirliği içinde idi. Miladi 1259 yılına kadar da, bölgenin hakimiyetini sürdürdü. Süleyman Şah oğlu Ertuğrul Bey’e de, yardım ederek, Söğüt civarlarına yerleştirdi. Alp Yürek Bey ise, Kırım civarlarında, hakimiyet alanını iyice genişletti. Buradaki arazilerden elde ettiği gelirlerin ve vergilerin büyük bir kısmını da, Babasına, yani Kastamonu’ya gönderdi. Kırım’da Kefe Kentinde yaptırdığı sarayında, iyi bir hayat sürdü. Kırgız Hatun ile olan evliliğinden, üç kız üç de oğlu oldu. Oğulları, Yavlak Alp, Akça Alp ve Tuman Alp, Kızları, Hazal Hatun, Sugde Hatun ve Nevrevan Hatun dur.
Alp Yürek Bey’in babası, Hüsameddin Çoban Bey’in, Sinop civarından, Kastamonu’ya dönerken, Taşköprü yakınlarında, Miladi 1259 yılında vefatından sonra, 1259 veya1260 yılında, yanına, Eşi Kırgız Hatun, Oğulları, Yavlak Alp ve Akça Alp ile, Kızları, Hazal Hatun ve Sugde Hatun ile, bazı üst düzey emir ve komutanları ile birlikte, Kastamonu’ya geldi. Çobanoğullarının ikinci Ata Beyi olarak, beyliğin başına geçti. Kırım ve Civarlarının yönetimini ise, oğlu Tuman Alp Bey’e bıraktı. Kızı Nevrevan Hatun da Kırım’da kaldı.
Çobanoğulları Atabeyi olarak görev yaptığı sırada, Oğlu Yavlak Arslan’ı, beyliğin doğu sınırlarını tehdit eden, Moğol saldırılarına karşı mücadele eden, Alplerinin başında, komutan olarak görevlendirdi.
Diğer oğlu Akça Alp’i ise, batı kısımlardaki obaları kontrol etmek üzere gönderdi. Akça Alp ise, hem kendisini gizlemek, hem de bölgede, dervişanların içinde, söz sahibi olmak, hem de bu bölgede, bazı cenklere katılmak üzere, Şeyh Edebali Dergahında, büyük hizmetlerde bulundu. Akça Alp, Eskişehir, Domaniç, Söğüt, Kütahya ve Eğirdir bölgesinde görev yapan, çok sayıda oba beyi ve uç beyleri arasında, hatırı sayılır bir hürmete sahip oldu. Hatta onun, emir ül ümera olduğunu da yazıp çizenler oldu.
Kızı, Hazal Hatun ile, Süleyman Şah oğlu, Dündar Bey’in evlenmesini de sağladı. Küçük oğlu, Yavlak Alp ise, Boyabat, Alaçam, Samsun ve Bafra Civarlarının, Emir ül Ümerası olarak görevlendirdi. Bu bölgelerde, Moğollar ile mücadele ederken, Muzaffereddimn Yavlak Arslan olarak, büyük bir üne kavuştu.
Kızı, Hazal Hatunu Süleyman Şah oğlu, Dündar Bey ile evlendirmesinde muradı, Dündar Bey’in, Kayı Obası Beyi olmasını da sağlamaktı. Dündar Bey ve Hazal Hatunun oğulları, Bahadır Alp ise, hem Dedesi, Alp Yürek Bey, Hem Babası Dündar Bey, hem de, Dayısı Muzaffereddin Yavlak Arslan arasında, devletin sırları olabilecek haberlerin bağlantısını kuran, bir sır küpü olarak, genç yaşta, görevler üstlendi.
Alp Yürek Bey, hem doğuda, hem de beyliğin güney batı uçlarında, Moğollar ile mücadele etti ve iki oğlu da, bu mücadelelerde büyük başarılar elde etti. Muzafferddin Yavlak Arslan, Moğollarrı Kastamonu ve civarlarına yaklaştırmayan, kumanda olarak nam saldı.
Alp Yürek Bey, Ata Beyliği sırasında, hem savaş aletleri üretmek, hem de, din adına hizmetler vermek, hem de,, Devlet yönetiminde, İslami gelenekleri ön planda tutmak üzere çok çalıştı. Kastamonu Merkezdeki, Yılanlı Şifahanesi, Atabey Camisi başta olmak Atabey Hanı gibi, bir çok eseri Kastamonu’ya kazandırdı. Kendisi, Savaş atı olan, Canik atlarını yetiştirmek üzere, at çiftlikleri kurdu. Çok sayıda, bir yakın dövüş silahı olan, kılıç ve çevkane üretimi yaptırdı. Bunun için, Çevkane ocakları kurdurdu. Bir savaş oyunu olan, Cirit Sporu ile de ilgilendi. Arap atlarına yetiştirilmesine de, önem verdi. Azdavay Suğla Çayırı, Topalak Çayırı, Çevrekani Çayırcık, Daday Kelebek Çayırı ve Kastamonu Yürek Eren yakınlarındaki, Karaman Çayırı gibi yerlerde At eğitim alanları kurdurdu. Buralarda, atlara ve savaşçılara Cirit eğitimleri yaptırdı.
Alp Yürek Bey, Babası Hüsameddin Çoban Beyin, bu günkü, Kastamonu merkezdeki türbesini yaptırdı ve Taşköprü İlçesinde Şeyh Hüsameddin Türbesinde bulunan, Hüsameddin Çoban Beyin mezarını, bu türbeye naklettirdi. Günümüzde bu türbe Karanlık Evliya Türbesi olarak bilinmektedir. Miladi 1272 yılında, Kastamonu’ya yaptırdığı, Darül Şifa yani, Yılanlı Şifahanesinin kapısı günümüzde bile, dim dik ayakta durmaktadır. Medrese eğitimine de ağırlık verdi ve devrin ünlü hocalarının bu medreselerde ders vermesini sağladı.
Alp Yürek Bey’in, Atabey olarak, Kastamonu ve civarında görev yaptığı sırada, doğu bölgelerinde, Moğol nökerlerinden yayıldığı rivayet edilen, bir salgın hastalık başladı. Çankırı ve Kastamonu’da, o yıllarda hizmet veren şifahaneler ve ocaklarda bu hastalık tedavi edilmeye çalışıldı. Çok sayıda bitkilerden üretilen, ilaçlar kullanıldı. Bunun için, Kastamonu’daki bu şifahane, aynı zamanda, dönemin bir Farmakoloji hastanesi olarak da ün saldı. Bu kıran sırasında, çok sayıda insan öldü.
Miladi 1280 yılında, Alp yürek Bey ve ailesinden, bazı kişiler de, bu kıran sırasında hayatını kaybetti. Yaklaşık, 20 yıl Çobanoğulları Atabeyi olarak görev yapan Alp Yürek Beyin ölümünden sonra, yerine Muzaffereddin Yavlak Arslan, Miladi 1280 yılında, Çobanoğullarının üçüncü Ata Beyi olarak, göreve başladı.
Muzaffereddin Yavlak Arslan, Babasının gömülü olduğu, Atabeygazi Camisinin, Güney doğu köşesindeki mezarının üzerine, miladi 1292 yılında, Atabey türbesini yaptırdı. Mezarlar, türbenin altındaki boşluğun, altındadır. Türbenin içinde üç sanduka vardır. Büyük olan Sanduka Alp Yürek Bey’in Mezarının üzerindedir. Yanındaki iki sandukadan birisi, Eşi Kırgız Hatuna diğeri de kızına aittir.
Muzaffereddin Yavlak Arslan, miladi 1292 yılında, doğuda Moğollar ile cenk ederken şehit edildi. Türbesi Taşköprü Boyabat arasında, Yavlak köyündedir. Yavlak Arslan Türbesi olarak bilinen, bu türbenin bakıma ihtiyaç vardır. Günümüzde, bu türbe, Taşköprü İlçesi Tokaş Köyü yakınındaki ormanlık alanın kenarındadır.
Muzaffereddin Yavlak Arslanın şehit edilmesinden sonra, yerine, o sıralarda Akşehirde bulunan ve bir süre de, Selçuklu Devletinde, bu günkü ifadesi ile, Maliye nazırlığı görevinde de bulunan oğlu, Nasıriddin Mahmut Bey, 1292 yılında Çobanoğulları Beyliğinin Ata Beyi olur.
Alp Yürek Bey’in, Kırım’da Kırım Han’ı olarak görev yapan oğlu, Tuman Alp Bey ise, Kıpçaklar ile giriştiği bir mücadele sırasında, Miladi 1294 yılında, Kırım’da Akmescit yakınlarında, öldürüldü.
Çobanoğulları Beyliği sınırları içinde bulunan Eflani’de, 1292 yılında Candaroğulları Beyliği kurulur. 1299 yılında, ise Söğüt de, Osmanlı Beyliği kurulur. Çobanoğullarının batı kısmı da çöker. 1308 yılında ise, Nasırıddin Mahmut Bey, Candaroğullarının ikinci beyi olan, Süleyman Paşa tarafından öldürülür ve Çobanoğullar Beyliği tarihteki yerini alır. Aslında 1308 yılı, aynı zamanda, Selçuklu Devletinin de yıkıldığı tarihtir.
Atabey Türbesinde yatan, Çobanoğlu Alp Yürek Bey’in, hanımı ve kızının da, mekanları cennet ruhları Şad olsun.