Şimşir ustası/üstadı Yüksel Erdoğan’ın “emek/estetik” bağlamı, “sanat” ile “zanaat” kulvarlarını zihni yaratımda birleştiren “şimşir divanı” tam da, “edebi külliyat”…

Tevarüs aldığı “sanat/zanaat” emanetini kendi yorumu ile “gelenek/yenilik” sarmalında “muhafazakar/devrimci” usulünce geleceğe kök sürdürüyor.

Afacan Kose (6)-2

Yüksel Erdoğan’ları ile “yükseliyor/yüceliyor” Kastamonu ili…

“Şimşir divanı” ile dünya kültür mirasında yer tutuyor.

Afacan Kose (2)-10

Yüksel Erdoğan “sanatkar/zanaatkar” olması yanı sıra, yolu ve sonuçları itibarıyla, aynı zamanda “örnek/rehber” bir “yerel kalkınma uzmanı”…

“Ekonomist”.

Yaşadığı yörenin hammaddesini ekonomiye kazandırarak…

Yerel kalkınma alfabesindeki harflerden “sürdürülebilir kalkınma” kavramını yazıyor.

Gelenek sürdürücüsü…

Kültürel miras aktarımcısı.

Doğa muhafızı aynı zamanda…

Nefes aldığı habitatın ciğeri.

Afacan Kose (4)-7

(Şimşir ustalığı atadan atiye Erdoğan ailesinde…

Kuşaktan kuşağa geçen “meslek”.

Afacan Kose (5)-5

Evvel zamanlarda “Aşıklı havalisi” Şenpazar’ın cümle şimşir ürünler üretim merkeziydi…

Aşıklı ve çevresindeki 8 köyün tamamında haftada “60 bin kaşık” imal ediliyordu, yörenin geçim kaynağıydı, günümüzde bir elin parmağı sayısında usta kaldı mı acep?

Türkiye’nin envai şehirleri yanı sıra…

Dünyanın farklı ülkelerinde alıcısı vardı imal ettiklerinin.

Bir yanıyla “sanayi”…

“Bacasız” ve “makinesiz”.

Ne hava kirliliği…

Ne “dışa bağımlılık”.

Afacan Kose (1)-11

Tamamı yine aynı ellerin imal ettiği “keser, törpü” gibi 10 alete bakan atölye…

“El tornası” bilir misiniz?

Yüksel Erdoğan Şenpazar’ın klasik tabir ile “kültür elçisi”…

“Yaşayan insan hazinesi”.)

(Kastamonu Cumhuriyet Meydanı’nda açılan “Ahi” sergisinde Yüksel Erdoğan’ı ziyaret ettim geçtiğimiz akşam…

Muhteşem ürünleri ile rehber emeğini/hikayesini bir arada yine görmenin sevincini yaşadım.)

Afacan Kose (3)-11

(Kastamonu’nun “şimşir tarihi” var…

“Yazı” ile “söylence” iç içe.

“Destansı”…

“Diyalektik”.

Dr. Murat Karasalihoğlu “Mitosların kenti: Kastamonu” başlıklı yazısında (https://www.kastamonugazetesi.com.tr/mitoslarin-kenti-kastamonu/) Gaius Valerius Catullus’un (MÖ 84-54) “Carmina” adlı şiirlerinde geçen “şimşiri” paylaşıyor…

“Gemilerin en hızlı gideniymiş / gördüğünüz o kayık, yolcular, / geçmediği tekne yokmuş / sözüne bakılırsa, suyun üzerinde, / uçar gidermiş gerek kürekle gerek yelkenle, / yalan desin istediği kadar. / Korku veren Adriyatik kıyısı, Kiklad adları, / ünlü Rodos, tüyler ürperten Trakya, yabanıl Marmara, Pontus Koyu, / ormanda bir ağaçken eskiden, /daha kayığa dönüşmeden önce / ıslık çalarmış boyuna konuşan saçlarıyla. / Cytorus’un doruğunda Karadeniz’de Amasra’da şimşir üreten Cytorus’ta, /bunları çok iyi bilirmişsin, / kayığın söylediğine göre, yücelerinde dikiliymiş oldum olası, / küçük küreklerini suyuna bastırırmış senin, / efendisini taşımış oradan, / onca azgın dalgalar arasından, /ister sağa ister sola essin yeller, / isterse birlikte vursun iki yanana”

Kytoros’ta (Gideros’da ) “şimşir” tekne…

Şiire bahis.

Kytoros nere…

Roma nere.

Antik dönemin ihraç malzemesiydi şimşir Karadeniz sahilinden Roma’ya…

Kim bilir Roma’dan nerelere?)

(Kültürü turizme “koşmak” isteyenlere “tüyo” olsun bari…

Şimşir tarihinden kültür turizmine epey ekmek çıkar.

“Şimşir turları”…

Mitoloji ile doğa iç içe geçirilerek üst gelir gurubuna servis.)

Not: “26 Haziran 2022”…

Kastamonu Gazetesi’nden kötü haberi verdim “Şimşir ağaçları kurudu” başlığıyla.

“3-5 yıllık mesele aslında… Kafkasya üzerinden ülkemizi istila eden “Şimşir Güvesi” (Cydalima perspectalis) adlı kelebeğin saldırısına uğradı şimşir ağaçlarımız, bölge halkı ve yetkililer ne olduğunu anlayamadan Karadeniz sahil boyunda şimşir ağaçlarının kökü kurudu, Rize’den Marmara’ya kadar şimşir kalmadı dense yeri. Beyaz renkli bir kelebek, şimşir ağaçlarını yedi bitirdi, boylu boyunca yardı attı… Şimşir mezarlığı dağlarımız. Kastamonu’nun şimşir deposu ‘Şenpazar, Cide, Azdavay, Pınarbaşı’ başta olmak üzere hazinemizi yitirdik… Kuru dağlar uzanıyor ilimizin kuzey batısında. Kelebeklerin ilk elden girdikleri dağların alt kesimleri komple gitti… Yüksek kesimler nispeten.”

Aradan 3 yıl geçti…

Şimşirlerde hal nice acep!