Cümle memleketin turizminden sorunlu idareyi maslahatı, Kastamonu “aklı evvellerinin” senelerdir “dediğim dedik” turizm ufkunu bugün (sözde de olsa) yakalamayı başardı nihayet, buna da şükür…
Bu sayede Kastamonu’nun çağı okumadaki “cürmünden fazla yer yakan” zihni ateşi bir kez daha sübut bulmuş oldu.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy İbradı’da hemşerileri ile bir araya geldiği iftar programında konuştu…
“Bugün dünya turizmi yeni bir anlayışla şekilleniyor. Artık yalnızca ziyaretçi sayıları değil; kültürel mirasın korunması, yerel kalkınmanın desteklenmesi ve sürdürülebilirlik konuşuluyor.”

Kastamonu aklı evvelleri ne diyordu senelerdir?...
“Kastamonu turizminin istikameti; her yöresindeki kültürel mirası korumaktan ve özüne uygun şekilde işlerlik ile yaşatmaktan, turizmin her enstrümanının tabana yayılarak ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme odaklı olarak yerel kalkınma argümanı olmasından, her nereye insan ayağı değiyorsa oradaki faaliyetin ‘doğa-canlı’ ve “adil paylaşım-dayanışma’ dengesinin muhafaza edilmesi sayesinde sürdürülür kılmaktan geçer.”
Hep bu ufukla asar-ı atika restorasyonlarından sokak iyileştirmelerine, Kastamonu şehrinin imar planının korumacılık esaslı yapılmasına ve uygulanmasına, yolculukta şoför mahalline belediyenin oturması gerektiğine kadar…
Yıllardır “kendin söyle-kendin işit” Kastamonu’da.
(Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un iftar programı konuşmasındaki ilgili bölümün tamamını okuyalım ve yine Kastamonu aklı evvellerinin bir diğer senelerdir hıfzetmekle kalmayıp dillerine pelesenk ettikleri bir başka konunun kapısını aralayalım bu sayede…
“Bugün dünya turizmi yeni bir anlayışla şekilleniyor. Artık yalnızca ziyaretçi sayıları değil; kültürel mirasın korunması, yerel kalkınmanın desteklenmesi ve sürdürülebilirlik konuşuluyor. Biz de turizmi 12 aya yayan, doğal ve kültürel değerleri gözeten, nitelikli turizmi önceleyen projeleri kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Bu vizyonun en güzel örneklerinden biri İbradı ve Ormana’dır. Ormana’nın ‘Dünyanın En İyi Turizm Köyü’ seçilmesi, bu yaklaşımın somut ve gurur verici bir sonucudur.”
Antalya’nın ilçesi “İbradı”…
Nüfusu 2025 itibarı ile “üç bin 256”.

Kaymakamlık web sitesinde “ekonomik” durum…
“İlçenin dağlık bir bölgede bulunuşu hayvancılık faaliyetlerini geliştirmiştir. En çok beslenen hayvan kıl keçisidir. Tarımsal faaliyetlerde pazara dönük bir üretim yapılmamaktadır. Tahıl ve meyvecilik başlıca yer tutmaktadır. Yüksek kesimlerdeki ormanlardan kesim ve dikim işçiliği yapılmaktadır.”
“Ormana” köyünü https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/antalya/gezilecekyer/ormana-koyu- adresinden okuyalım...
“Çiçeklerle süslenmiş bahçelere sahip düğmeli evleri, doğal güzellikleri, tarihi dokusu ve yöresel kültürü ile ziyaretçilerini cezbeden Ormana, Birleşmiş Milletler Turizm Teşkilatı tarafından düzenlenen En İyi Turizm Köyü Programı'nın 2024 yılı değerlendirmelerinde ‘En İyi Turizm Köyü’ unvanını kazanmıştır.”
“Kastamonu’nun her ilçesinin ‘kadim’ kökleri bulunduğunu, kültür korumacılığının çıktılarından birinin “ister istemez” turizm olacağını, ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme için bu kaldıracın hazır ve nazır olduğunu” da Kastamonu aklı evvelleri söyler durur…
“Başta belediyeleri olmak üzere, İl Özel İdaresi ve ilgili kamu kurumları desteğinde, sivil inisiyatifler ortaklığında yola düşülmesi gerektiği” de ha babam söyleye.

İlçeler ne ister durur Kastamonu’da?…
“İl dışından yatırımcı, kamu binası, yol-su-elektrik.”
“Kültür koruması, yerel kalkınma, sürdürülebilirlik” ise…
Hak getire.
Kastamonu “geride” ise ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme kulvarında ki “çok geride” emsallerinden dahi…
Birinci sorumluları belediye yönetimleridir.
Okumazlar…
Yazmazlar.
“Kültür çıktılarının turizm geliri getirdiği köyleri olsun Kastamonu’nun” da dedi durdu Kastamonu aklı evvelleri kerelerce…
“Boşalan köylerin, biten kırsal ekonominin, ürüne dönüşmeyen potansiyelin ilacı” idi bu.
Ne gezer?...
Kırsalımızda rüzgar eser.

Ormana’nın ‘Dünyanın En İyi Turizm Köyü’ olarak seçilmesinin bir tesadüf olmadığını vurguladı konuşmasında Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy…
Elbet tesadüf değil, emek ve ufuk var orada, haber metninden “pozitif ayrımcılığı” da okuyalım; “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansının (TGA) koordinasyonunda hazırlanan dosyanın uluslararası jüri tarafından değerlendirilmesi sonucunda, Ormana’nın 2024 yılında Türkiye’den seçilen tek köy olarak bu unvana layık görüldüğünü kaydeden Ersoy, bu başarının tesadüf değil; planlı yatırımın, iş birliğinin ve emek veren herkesin ortak sonucu olduğunu vurguladı.”
Kastamonu’nun il merkezi şehrinde halihazırda süren “sokak sağlıklaştırması” yok iken Ormana Mahallesi’nde yürütülen sokak sağlıklaştırma çalışmalarının etap etap devam ettiğini Bakan Ersoy’dan duyuyoruz…
“Ormana’nın kimliğini yaşatan en önemli unsurlardan biri de tarihi sokak dokusu ve geleneksel konut mimarisidir. Bu nedenle sokak sağlıklaştırma çalışmalarını etap etap sürdürüyoruz. Ormana Mahallesi’ndeki yapıların aslına uygun şekilde onarımı için harekete geçmiştik. ‘Sokak Sağlıklaştırması’ projesinin 1’inci etabında 37 adet yapının, 2’nci etapta 48 yapının bakım ve onarımları tamamlanmıştı. 3’üncü etap kapsamında ise 50 adet yapının bakım ve onarımını bu sene içerisinde tamamlayacağız. Ormana’nın özgün kimliğini korurken yaşam kalitesini de yükselten bu çalışmalarla, kültür mirasını yerinde yaşatmaya devam edeceğiz.”
Kastamonu’da “Kültür Merkezi” yok iken “Ormana Kültür Merkezi” Temmuz’da açılıyor…
“500 kişilik çok amaçlı salonun yanı sıra fuaye, kütüphane ve kafeterya” yer alıyor.)
(Kastamonu’nun kültür koruyuculuğunda ve turizmde neden ve ne kadar geride kaldığını anlamak için kitaplar devirmeye hiç de gerek yok…
Sadece “İbradı” ve “Ormana” üzerinden okumak mümkün.
Kastamonu 20 ilçesi ve bin küsur köyü ile bir “İbradı” ve bir “Ormana” emsali çıkaramıyor…
Üstelik Bakan Ersoy’un “henüz” bulduğu turizmin şifresine en az çeyrek yüzyıldır sahipken.
Kastamonu “kültür korumacılığı” ve “turizm” mecralarında hiç olmadığı ve olmayacağı kadar “karanlık, sığ, cahil, payandasız” bir zaman koridorundan geçiyor…
Sonu hayır ola.)
(Elbette “tercih” mevzusudur önünde sonunda…
Tüm yahut sesi çıkan bileşenleri bütününde “kültür” ve “turizm” cüzlerinden uzakta durmak istiyorsa il, karşı istikamette çıkacak tiz ve cılız sesler toplum farkındalığında kapı gıcırtısı kadar dahi ayırt edici olmaz, olamadı da.
Boşluk kabul etmez doğa…
Hamaset ve lafı güzaf ne güne duruyor?)