Kastamonu'nun “kültürel mirası koruma, mekanları özüne uygun işlevlendirerek geleceğe taşıma, topyekun kent kimliğine sahiplik” mecrasında kendi aklının yetmediği bir “tarihi” vakit/koridor içinden geçiyoruz…

Duvara topladık aslına bakarsanız tam tarifi.

İçerideki yetmiyorsa dışarıdaki akıl ile mukayeseden medet uma mecburen…

Memaki’den misal.

Mekanlar kent kimliğinin surları olduğu gibi…

Pekala mezar taşları da olabilir.

Kastamonu şehrindeki hanlar, hamamlar, konaklar, anıtlar, türküler…

Müteveffa kent kimliğinin mezar taşlarıdır.

Sesleri çıkmaz, kapıları çalınmaz, hatırları sayılmaz…

Etraflarından geçilirken ıslık öttürülür.

Penceresi kırık gözlerle bakıldığında…

Ne cam kalır ayakta ne de söve.)

(“Tunceli Müzesi” genç bir müze…

24 Aralık 2020'de kapısını kültürseverlere açtı.

2022 ve 2023 yıllarında Türkiye’yi temsilen “uluslararası müzecilik” yarışmalarına katıldı ve kıymeti anında uluslararası kültür camiasında karşılık buldu…

Avrupa Müze Akademisi tarafından (European Museum Academy) verilen “Luigi Micheletti Ödülü” sahibi olarak 2023 yılında “Avrupa’nın En İyi 3 Müzesi" arasına girdi.

Hatta…

“İkincilik” ödülü ile Avrupa’nın 3 müzesinden biri olmayı hak etti.

2015 yılında restorasyonuna başlanılan mekanda yöre halkının kent kimliğini sahipliği sayesinde asırlar boyunun yadigarı somut ve soyut miras eserlerini geleceğe taşıyor “Tunceli Müzesi”...

Envanterindeki yüzlerce somut ve soyut miras emaneti yanı sıra “sergiler, atölyeler, konferanslar” ile tastamam “yaşayan müze”.

Halkın müşterekliği ve imecesi sayesinde…

Envanteri her geçen gün üstüne koyacak elbette.)

(Kastamonu Kışlası “yandı gitti”...

Osmanlı yadigarı ve Milli Mücadele mekanı olmasına rağmen geriye kala kala adı kaldı “park” etmiş otomobiller mekanında.

Tunceli’nin de bir kışlası vardı…

Yerleşimin o vakitki ismini alan “Mameki Kışlası”.

Şehirleşme namına çokça “garnizon şehri” kimliğinde değil mi hattızatında “Tunceli”?...

Devrin siyasi konjonktürü gereğine binaen 1935-1937 yılları arasında inşa edildi “Mameki Kışlası”.

Tunceli’deki ilk Cumhuriyet Dönemi yapılarından biri olması zaten başlı başına dikkate değer…

Şehrileşmenin fitilini ateşleyen Mameki Kışlası etrafına mekanlar yerleştirildi, 59 haneli köyden bin 600 haneli şehre dönüştürüldü yerleşim, çemberin merkez noktası oldu.

Alman mimarı ekolünde inşa edildi…

Planını Alman mimarlar çizdi.

1949’da “kışla” işlevi sonlarındırıldı, Milli Savunma Bakanlığı tarafından “terhis” oldu bina, Maliye Bakanlığı’nca “lojman” haline getirildi ve şehirdeki memurlara tahsis edildi, ilerleyen yıllarda dar gelirli vatandaşların barınağına tahsis emrolundu, yangın geçirdi ve kapısı kapandı.

2011…

“Dersim’de Bir Müze Hayal Etmek” başlığı altında İstanbul’da düzenlenen toplantıda yörenin arkeolog, sanat tarihçi, müzeci, sosyolog, felsefeci, fotoğraf sanatçısı evlatları bir araya geldi.

Yerel kimliğe “sahiplik” öyle bir aşamaya vardı ki…

2014 yılında Kışlası restore etmeye ve müze haline getirme kararı verdi devlet.

2015…

Sivil inisiyatifi içeren “Müze Danışma Kurulu” kuruldu.

“Mameki Kışlası” Tunceli Müzesi olarak kapılarını açtı 2020'de…

Yüz akı yerel kimlik ve kültürel miras korumacılığının.)

(“Biraderim” Ümran Baskıncı'ya önerdim şu sıralar mahallinde olduğu Tunceli Müzesi’ni ziyaret etmesini derhal…

İkiletmedi.

Güzel insanların güzel müzesini gezdi…

Fotoğraflarını gönderdi biri bin para teşekkürlerini katarak.

Kendim gezmişçesine gönendim…

Kültür paylaşımı ekmeği bölmekle eş.)

(Kastamonu örnek ala Tunceli’yi…

Kastamonu’nun kadirbilir evlatları kent kimliğinin her geçen gün heba olmasına dair enseyi karartmayı bırakalar da ha gayret bir atlara yeniden eyer vuranlar.

Gelecek kuşaklar elbet hesap sora…

Mahşere kalmaya cezası.

Tek taşı harap olsa…

Dünya yite.

Tek ahşap kıymığı…

Cehennem ateşi vere.)