Kalabalıklar İçinde Yalnızlaşmak
Geçtiğimiz yazıda hakikatin izini sürmenin öneminden söz etmiştik. Bugün ise bu arayışın hayatımızdaki yansımalarından birine, insan ilişkilerine yakından bakalım.
Gün içinde kaç kişiyle konuşuyoruz? Kaç selam veriyor, kaç kelime paylaşıyoruz? Peki, bütün bu kalabalığın içinde gerçekten anlaşılabildiğimizi hissediyor muyuz?
Bugün sokakta, pazarda, bir otobüs durağında ya da bir komşu sohbetinde fark etmeden yaşadığımız bir durum var: Kalabalıkların artmasına rağmen, insanın insana olan yakınlığı giderek azalıyor. Aynı şehirde, aynı mahallede yaşayan insanlar, birbirlerinin hayatına eskisi kadar dokunamıyor.
Oysa çok uzak değil; bundan birkaç yıl önce komşuluk, sadece kapı komşuluğundan ibaret değildi. Bir kapı çaldığında “kim o?” diye sormadan açılan kapılar, paylaşılan sofralar, dertleşilen akşamlar vardı. İnsan, yalnız kalmaktan değil; yalnız bırakılmaktan korkardı.
Bugün ise teknolojiyle birlikte iletişim arttı; ama samimiyet aynı oranda çoğalmadı. Mesajlar hızlandı, ama muhabbet yavaşladı. Herkes bir şekilde konuşuyor; fakat az insan gerçekten dinliyor.
Belki de burada durup düşünmemiz gerekiyor: Biz gerçekten birbirimizi duyuyor muyuz, yoksa sadece sıranın bize gelmesini mi bekliyoruz? Çünkü insanı yalnızlaştıran şey, kalabalıkların azlığı değil; anlaşılmama hissidir.
Hakikatin izinde olmak, sadece büyük meseleleri konuşmak değildir. Bazen bir selamı çoğaltmak, bir hâli sormak, bir gönle dokunmak da hakikatin bir parçasıdır. Çünkü insan, en çok insana iyi gelir.
Belki de çoğu zaman beklediğimiz o samimiyet, başkalarından değil, bizden başlamalıdır. Bir kalbe dokunmak için büyük imkânlara değil; küçük ama içten bir adıma ihtiyaç vardır. İlk adımı atan olmak, çoğu zaman bir mesafeyi yakınlaştırmaktan ziyade, bir gönlü diğer gönülle birleştirir.
İslâm’ın ahlâkî ikliminde, ilk adımı atabilmek; gönlü genişliğin, tevazuun ve inceliğin bir yansıması olarak görülür. Çünkü kalbe giden yol, çoğu zaman önce kendi kalbini yumuşatmaktan geçer.
Belki de yeniden başlamamız gereken yer çok yakınımızdadır: Aynı sokakta yürüdüğümüz, ama fark etmeden uzaklaştığımız insanlar…